
Büyükanne ve büyükbabaların aynı çatı altında yaşadığı evlerin tadı bir başkadır. Bir tarafta birkaç kuşağın farklı alışkanlıkları bir potada erirken, eski gelenek ve görenekler de devam eder. Hele o evlerin bayram sofraları ayrı bir güzel olur. Sorunlar yaşandığında da aile daha bir kenetlenir, herkes tek vücut haline gelir.
Şimdilerde pek rastlanmayan bu bir kaç kuşağın birlikte yaşadığı evlerde en mesut olanlar hiç şüphesiz torunlardır. Ne kadar da yaramazlık yapsalar da her daim onları savunan bir büyükanne ya da büyükbabaları olur.
Çağan Irmak’in son filmi Dedemin İnsanları da bu tarz bir evde büyümüş olan Ozan (Durukan Çelikkaya) üzerinden bize hem bir ailenin hikâyesini, ötekileştirmenin, ayrımcılığın iç yakan yanlarını, ve mübadele yıllarını anlatıyor.
Ozan ilkokul dördüncü sınıfı bitirdiği yaz kendisini zor bir durumda bulur. Arkadaşları Girit’ten gelmiş dedesi Mehmet Bey (Çetin Tekindor) nedeniyle ailesinin “gâvur” olduğunu iddia etmekte, o ise buna karşı çıkarak, herkesten daha Türk olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Ozan’ın dedesi Mehmet Bey kasaba esnafındandır ve bölge halkı tarafından sevilip sayılmaktadır. Mehmet Bey Ozan’ı ayrı bir sevmesine karşın onun giderek aşırı bir hâl alan milliyetçi tavırlarından üzülmekte ve endişe duymaktadır.
Ozan, dedesinin denize her gittiğinde suya bıraktığı şişeleri onun ardından toplamaktadır, çünkü arkadaşları dedesinin Yunanlılara bu şişelerle mesaj yolladığını söylemektedirler. Oysa gerçek ta mübadele yıllarına dayanan bir öyküde saklıdır.
Tüm bunların nedeni siyasi
Çağan Irmak’ın kendi dedesinin hikâyesini anlattığı Dedemin İnsanları ırkçılığın ve ayrımcılığın giderek daha fazla arttığı şu günlerde belki de ihtiyacımız olan bir hikâyeyi izleyicinin beğenisine sunuyor. Film boyunca Mehmet Bey’in herkes için söylediği “O da bizim insanımızdır” lafını duymak, insanların etnik, dinî veya siyasi görüşlerine göre ötekileştirildiği bugünlerde insana yalnız olmadığı hissini veriyor.
Çağan Irmak’ın filmlerinde artık bildiğimiz 1980 ihtilali ile hesaplaşma, duygusallık ve kimi kaybolan değerlere değinmek bu filmde de mevcut. Özellikle mübadele dönemini anlatan bölümden sonrası neredeyse büyük bir çoğunluğun göçmen olduğu bu topraklarda herkesin kendi ailesinin geçmişinden bir parça bulmasını sağlıyor.
Dedemin İnsanları artık yok olan kimi esnaf geleneklerini, büyük şehirlerde neredeyse hiç kalmamış olan bir evde bir kaç kuşağın birarada yaşamasının güzelliğini, komşuluğun önemini, esasında bütün insanların birbirine benzediğini, sorunların çıkışında öncelikli sebebin siyasiler olduğunu hoş bir şekilde anlatıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.