1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 05:37
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Alper Görmüş MEDYAİRONİK 21.04.2009
Alper Görmüş
1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın....
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... Alper Görmüş - 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın....
Alper Görmüş köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Birgün yazarlarından İlyas Başsoy, 1 Mayıs 2009 yazısını aylar önce, peşinen, 19 Ocak 2009’da, yukarıda okuduğunuz başlık altında yazmıştı. Aşağıda bu yazının tamamını dikkatinize sunacağım.

Doğrusunu isterseniz, “Taksim ve 1 Mayıs” tartışmasında ben 1 Mayıs’ın Taksim’de yapılmasını savunanlar tarafında yer alıyorum. Umuyorum ki böylece gerilim kaynaklarımızdan hiç değilse biri ortadan kalkmış olacaktır.

Peki öyleyse, İlyas Başsoy’un yazısını neden aktarıyorum? Öyle yapıyorum, çünkü bu yazı sol’un klişelere ve ezberlere yaslanan genel tutumundan çok cesur bir kopuşu ifade ediyor. O kadar güçlü ki, yazıyı okuyup bitirdiğimde kendi kendime “acaba benim ve bizim, ‘Taksim’de kutlansın ki 1 Mayıs bir korku günü olmaktan çıksın’ tezimiz yanlış mı?” diye sormadan edemedim. Okuyun bakalım, sizin kafanız da benimki gibi karışacak mı?


***

Yeni yılda ünlü insanlara beklentilerini sormuşlar. Bir sendika lideri ‘Bu yıl 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkacağız’ demiş.

Belki çarpıtılmış bir ifadedir, bilemiyorum. Öyleyse beyefendi beni bağışlasın lütfen.

Bir sendika liderinin 2009 yılı ile ilgili projeksiyonu 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmakla sınırlı olabilir mi? Zaten mesele bu beyanat değil.

Öteden beri sorarım: Nedir bu Taksim ısrarı? Küçükken ‘aklım ermez’ der geçerdim. Neredeyse 40 yaşındayım, artık aklımın ermesi gerekmiyor mu?

John Fowles’in Aristos isimli kitabında muhalif kişilere sorulan altın değerinde bir soru vardır: ‘Yaptığın muhalefet muhalif olduğun şeyi güçlendiriyor mu, zayıflatıyor mu?’

1 Mayıs 2009’u tahmin etmek zor değil. Direnen kalabalıklar, polis vahşeti; gaz bombaları, dövülen hatta (maazallah) vurulan insancıklar, küfür eden esnaf görüntüleri vs vs... Yıllardır bildiğimiz şeyler.

‘Muhalif olduğumuz şey’in lüks bir odada bu görüntüleri izleyen ‘egemen güçler’ olduğunu hayal edelim. Acaba birbirini döven yoksul insanları gördükçe neler hissediyorlardır? Bu sahneleri mutlulukla izlediklerine eminim.

Burada tabii, Taksim’de öldürülen kardeşlerimizin anısına saygı diye ciddi bir durum var. Peki, biz her geçen yıl azalan bir sayıyla polisten dayak, esnaftan küfür yerken bu kardeşlerimiz mutlu mudur?

1 Mayıs’ta bizleri mutlu, ‘egemen güçleri’ mutsuz etmenin bir yolu var mı?

Bu yazıyı ocak ayından yazdım. Çünkü hazmedilmesi zor ve başarısı genel kabulle mümkün bir önerim var.

Bu yıl Taksim Meydanı’na, hatta hiçbir meydana çıkmayalım.

Bu yıl 1 Mayıs’ı mahallemizde kutlayalım.

Solcuların çoğu anne babasını ihmal eder. Bu yıl 1 Mayıs’ta gidip anne babamızın elini öpelim. Hallerini hatırlarını soralım.

Eşimiz, dostumuz, akrabalarımız, eski sevgililerimiz vardır. 1 Mayıs’ta onları arasak, bulsak, konuşsak, dertleşsek..?

Ama öylesine değil, 1 Mayıs’ın şerefine ve bunu açıkça söyleyerek. ‘Bugün biz sosyalistlerin bayram günüdür’ diyerek, diyebilerek. Bunu bir eylemsizlik değil, tam tersine sistemli bir eylem biçimi gibi görerek.

Dükkânımız varsa 1 Mayıs’ta tatil etsek. Hep birlikte bir piknik yerine gitsek. Orada şarkılar, türküler söylesek.

Mühendislerin, bankacıların çoğu hâlâ sosyalisttir. Hep ‘müşteri’ için yapacak halleri yok ya. Bize power point’le birer sunum hazırlasalar mesela. Ülkemizin doğal kaynakları nerededir, enerji kaynaklarımız kimlerin elindedir gibi konularda onlardan bilgi alsak.

Solcuların takıldığı kahvelerde hayat okey, maçakızı filanla geçer... 1 Mayıs’ta bir günlüğüne karşıki caminin kahvesine girsek ‘selamınaleyküm’ diyerek. Orada mahallenin amcaları vardır, hep görür, hep severiz de, anca öldüklerinde kıymetlerini anlarız. Birlikte birer çay içsek; inançlı, kararlı ve saygılı sosyalistler olarak.

Kimseye bir fikir ‘empoze’ etmesek, kimseyi ‘kafalamaya’ çalışmasak. Sadece dinlesek. Annemizin sırt ağrısını, babamızın öfkeli fikirlerini, ilkokula başlayan yeğenimizi, ortaokuldaki kızımızı... Bu 1 Mayıs hepsini sabırla ve uzun uzun dinlesek.

Delikanlılar bu 1 Mayıs’ta sevdikleri kıza açılsa, kızlar da içinden sevinip dışından kaşlarını çatmasa...

Akşamüstü hep birlikte içkiler içsek. Apartmanın üst katındaki hasta dedeye de çaktırmadan 1 duble rakı göndersek. Liseden atıldığından beri beyaz bere takmayı adet haline getiren zayıf oğlan da, beresini utanarak çıkarıp yanımıza yaklaşsa, ona soğuk bir bira açsak.

Biz böyle tatlı tatlı eğlenir, dünyada kimsenin ekmeğinde gözümüz olmadığı için gururla otururken polisler şaşkın şaşkın gelseler; onlara ikramda bulunsak... Kimisinin kafası karışsa da, birkaçı aramıza buyursa, yavaş yavaş şarkıya katılsa...

Ve 1 Mayıs gecesi bu görüntüler lüks odalarında oturmuş adamların gözüne gelse, şarkılarımız ıssız mezarlarda duyulsa...

Kim mutlu olur, kim mutsuz?

Kim mutlu olur, kim mutsuz?

Ne dersiniz, denemeye değmez mi? Saygıdeğer sendika yöneticileri, parti liderleri, genç kardeşler... Fikirlerinizi ve önerilerinizi bekliyorum.

-------------------------


Ayşe Arman: Muhtıraya karşı mısınız? Türkan Saylan: Tabii ki değilim

“Mitingde ‘Ne şeriat, ne darbe’ diyordunuz, muhtıraya karşı mısınız?

Tabii ki değilim. Çünkü o, bir muhtıra değil! Abartıyorlar. 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı’nı gölgelemek için, bir ‘kutlu doğum haftası’ icat edildi. Neymiş? 23 Nisan, Peygamberimizin doğum gününe denk geliyormuş. Bu vesileyle, çocukları sarıp sarmaladılar, ilahiler okuttular. Ordu da bu tür meselelerde çok hassas. Bu yüzden muhtıra verildi. Ertesi gün Milli Eğitim Bakanı televizyonlarda, ‘Valla biz yapmadık! Belki Diyanet’tir’ dedi. Diyanet ‘Alakamız yok’ dedi. Anlaşıldı ki, Hizbullah’a bağlı bir dernekmiş. Kimse farkında değil. Allah’tan ordu var, onlar görüyor, vazifelerini yapıyorlar. Biz de buna sevineceğimize, söyleniyoruz. Bunu darbe çağrısı gibi algılıyoruz. Çok kızıyorum buna. Çünkü orduya zarar vermeye çalışıyorlar. Der Spiegel’den de geldiler, onlara da söyledim, ‘Bizim insanımızda Çankaya’ya ve askere karşı müthiş bir saygı vardır’ dedim, ‘Bunu korumamız lazım.’ Evet, Türkiye daha önce darbelerden çok çekti, ama bu yaşadığımız darbe filan değil. Haklı bir uyarı...”

(Hürriyet, 6 Mayıs 2007, E-muhtıradan 10 gün sonra).

 

Diğer Alper Görmüş Makaleleri:
  1. CHP bunu yapabilir mi - 31.08.2010
  2. İnsandan ‘av’ diye söz eden haberler... - 27.08.2010
  3. Benim Sezen Aksu’m... - 24.08.2010
  4. Balyoz’daki ‘en ciddi çelişki’ üzerine - 20.08.2010
  5. Yargının, iradesini rehin aldığı ülke: Türkiye… - 17.08.2010
  6. Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in “blog”ları üstüne (2) - 13.08.2010
  7. Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in “blog”ları üstüne - 10.08.2010
  8. Balyozda “çelişki” avı ve son bomba... - 06.08.2010
  9. Hürriyet göreve! - 03.08.2010
  10. “Pişman değiliz” başlıkları ve “taş atan” gazetecilik - 30.07.2010
  11. Geçici 15. Madde rahatsızlığım büyüyor - 27.07.2010
  12. ‘Öcü’ siyaseti ve referandum - 23.07.2010
  13. Zavallı bir argüman: ‘Bu insanlar nasıl sanık olur?’ - 20.07.2010
  14. PKK ve Kürt sorunları ancak birlikte çözülebilir - 16.07.2010
  15. Ergenekon savunmalarının özü... - 13.07.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasın.... - Alper Görmüş
03.09.2010 05:37:28