Geçtiğimiz nisan ayında
Hürriyet’in internet sitesinde yayımlanan haberlerin altına girilen okur yorumları üzerine iki yazı yazmış, sonraki yazılarımdan birinde de, başlangıçtan bu yana hiçbir yazıma bu ölçüde bir okur tepkisi almadığımı ifade etmiştim. Okurların ortak kanaati,
Hürriyet’e gönderilen yorumların çok sert bir sansüre tâbi tutulduğu; göstermelik birkaç istisnayı saymazsak, sansür süzgecinden yalnızca “devletçi-askerci-ulusalcı-Ergenekoncu” yorumların geçebildiği şeklindeydi. Okurların gerekçeleri basit fakat ikna ediciydi: Biz de yorum gönderiyoruz, fakat gönderdiğimiz yorumlar bu çerçevenin dışında kaldığı için kesinlikle yayımlanmıyor.
Hatırlatayım: Bu yazılardan birinde,
Hürriyet okurları
Nokta’nın askerî mahkeme kararıyla basılmasını yorumluyorlardı. 43 yorumdan 37’si “oh olsun” tadındaydı.
Hürriyet okurlarının bir kısmı da “Darbe Günlükleri’ni yayımlayarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hakaret eden bu gazetecilerin gökyüzünün rengini unutturacak bir cezaya çarptırılmalarını” diliyordu.
İkinci örneğim “Poyrazköy kazıları” üzerineydi ve oradaki sonuç da şöyleydi:
Hürriyet okurlarının çok küçük bir bölümü bulunan cephanelikten dehşete kapılmış görünüyordu. Geri kalanlar (
Nokta baskınındaki 37’ye 6’lık skoru da aşan bir skorla) ya dalgasını geçiyor ya da o mühimmatı oraya, çıkaranların gömdüğüne inanıyordu.
Muğlalı haberinde Hürriyet ve Vatan okurları Cuma günü bu sayfada 1943’te Van’ın Özalp ilçesinde 33 köylünün kurşuna dizilmesi emrini vermekten önce idam, sonra 20 yıl hapis cezasına çarptırılan orgeneral Mustafa Muğlalı’nın adının hem de Özalp ilçesindeki kışlaya verilmesini (2004) izleyen gelişmeleri ele almıştım. Basın, 2004’teki kararı utanç verici bir sessizlikle geçiştirmiş; 33 köylünün yakınlarının kışlanın adının değiştirilmesi talebiyle açtıkları dava hiçbir yere ulaşamamış; nihayet geçtiğimiz hafta Özalp Belediye Başkanı Murat Durmaz, kışlanın tam karşısındaki parka 33 köylünün hatırasına bir anıt dikileceğini açıklamıştı.
Cuma günkü yazımda, gazeteciler 2004’teki haksız-vicdansız kararı teşhir edebilselerdi, olayın bugünkü içinden çıkılmaz boyutlara varmayabileceği yolundaki düşüncelerimi dile getirmiştim.
Bugün ise, o yazıda yer kalmadığı için yapamadığım bir şeyi yapacak, Özalp Belediyesi’nin “madem öyle işte böyle” diyerek giriştiği haklı protestonun haberine
Hürriyet ve
Vatan okurlarının tepkilerini dikkatinize sunacağım.
Yazının devamını okumak için tıklayın.