Pınar Doğan ve Dani Rodrik’in birlikte yazdıkları “Çetin Doğan ve gerçekler” blogu, çok ciddi bir iddiayla, daha doğar doğmaz kamuoyunun gündemine oturdu. İddia, başta Hürriyet yazarı Cüneyt Ülsever olmak üzere çok sayıda köşe yazarı tarafından gazetelere taşındı. İnternette binlerce kopyasına ulaşılabilecek bu “çelişki” bugün dahi, Balyoz davasındaki “çelişkilerin” en çürütülemezi olarak kabul ediliyor.
Hem bu büyük çelişkinin ne olduğunu, hem de ona nasıl bir önem atfedildiğini, Hürriyet yazarı Sedat Ergin’ın daha birkaç gün önce kaleme aldığı satırlardan (17 Ağustos 2010) izleyelim:
“Bu belgenin (Balyoz Güvenlik Harekât Planı’nın -A. G.) sahiciliğine dönük itirazların başında, 2002 Aralık ayı başında anlatılan olayların, gelişmelerin büyük bir bölümünün aslında çok daha sonra, hatta yıllar sonra gerçekleştiği görüşü geliyor. Bunlar arasında en çarpıcı örneklerden biri, Prof. Haydar Baş’ın 27 Kasım 2005’te yaptığı bir konuşmadan bazı bölümlerin neredeyse satırı satırına 2002 yılındaki Balyoz belgesinde yer alması gösterilebilir.”
Bilgi doğruydu. Nitekim askerî bilirkişi de raporunda, bu şekilde örtüşen 25 paragraf saptadığını, bunun da belgelerin 2005’ten sonra “üretildiğini” gösterdiğini savunmuştu.
Cüneyt Ülsever’in hayal kırıklığı
Hatırlayacaksınız, 13 Ağustos tarihli yazımda bir okurumun bana gönderdiği e-postadan kalkarak bir tartışma açmıştım. Okurum, 2005’teki konuşmanın metnine çok benzeyen bir metne 2002 öncesinin tarihini taşıyan bir internet forumunda rastladığını fakat daha sonra aynı yazıyı yeniden aradığında forumun yerinde olmadığını gördüğünü yazmıştı.
Ben da bu bilgiden yola çıkarak şöyle demiştim:
“Bir profesörün, 2005’te bir kongrede yaptığı konuşmada ve aynı yıl yayımladığı kitabında yer alan bir bölüm, o profesör tarafından daha önce bir internet forumuna gönderilmiş olamaz mı? Ve bu bölüm 2002’de bir ‘Balyoz’ yazarı tarafından kes-yapıştır yöntemiyle ‘çalışma’ya dahil edilmiş olamaz mı?”
Cüneyt Ülsever, bana gönderdiği e-postada, yazımla ilgili olarak hayal kırıklığına uğradığını belirtti: “Ben yazınızı belgeler ve somut iddialar ile karşılaşacağım ve yeni bir şeyler öğreneceğim umudu ile okudum. Ancak neden somut hiçbir bilgiye dayanmayan okur mektuplarının ciddiye alındığını anlayamadım.”
Ülsever, benim “sadece soru sorarak hüküm oluşturduğumu” da yazmış. Hayır, ben sadece bir ihtimalden söz ettim o yazıda ve şimdi, iki metni karşılaştırarak bu ihtimalin öyle bir kalemde çizilemeyecek bir ihtimal olduğunu göstermeye çalışacağım. Belki sayın Ülsever de bu defa istifade eder söyleyeceklerimden...
‘25 benzer paragraf’ta ne var, ne yok
Askerî bilirkişinin raporundan başlıyorum...
Doğru, orada işaret edilen 25 paragrafın tümü 2005’teki konuşmada da yer alıyor...
Yazının devamını okumak için tıklayın.