Darbe Günlükleri’nin Nokta’daki versiyonunda yer almayan bölümlerinde neler var neler... Son günlerin flaş konusu “hükümetle cemaat arasındaki çatlak” tartışması vesilesiyle o bölümlerden birini burada dikkatinize sunmaya karar verdim.
Önce neden bunu yaptığımı anlatayım...
Malum, tartışmaya “ah keşke” makamından katılanların bir iddiası var: Diyorlar ki, Futbolda şike tartışması “okyanusta bir damla”dan ibarettir... Asıl büyük gerilim, “yürümekte olan büyük siyasi davaların sönümlendirilmesi tercihi ile sonuna kadar gidilmesi tercihi arasındaki kavga”dan kaynaklanmaktadır.
Birinci tercih hükümetinmiş, ikinci tercih de Gülen cemaatinin...
Bu tesbitin hakikate tekabül edip etmediğini bilmiyorum, fakat “Ah keşke”cilerin “gerilim”de hükümete “yürü be aslanım” kıvamında arka çıkmaları, insana “acaba bir bildikleri mi var” dedirtmiyor da değil.
Ben, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), yaşadıkları onca tecrübeden sonra Türkiye’nin karanlık geçmişine dair büyük davaları sönümlendirmeye kalkacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü o karanlık geçmiş, kendi tarihleri başlar başlamaz her şeyi bir kenara bırakıp bütün gücüyle onların üstüne çullandı.
İşte bugün size, o “çullanma”nın en cüretkârlarından birini aktaracağım.
14 Ocak 2004’teki tuhaf toplantı
Davaların sönümlendirilmesine pek ihtimal vermediğimi söylerken, mesela 14 Ocak 2004’te Genelkurmay Başkanlığı’nda yapılan sekiz kişilik toplantıda, yüzüne karşı şimdi aktaracağım şeylerin söylendiği bir başbakanın birtakım naif siyasi hesapların iğvasına kapılmayacağı noktasından hareket ediyorum... (Yine de, siyasetin, biz sıradan insanların akıllarının ermeyeceği kimi yeni ittifakları ve ittifak iptallerini her an önümüze koyabileceğini de tümden ihtimal dışı bırakmıyorum.)
Sözünü ettiğim toplantının katılımcılarının ikisi sivil (Başbakan ve Milli Savunma Bakanı), altısı askerdi (Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay İkinci Başkanı ve dört Kuvvet Komutanı).
Askerlerin kendi sözleriyle “TRT bildirisi hazırlığı”nı gerektirecek kadar ciddi bir toplantı olarak tasarlanan ve onların talebiyle gerçekleştirilen 14 Ocak 2004 toplantısı, Günlükler’in o tarihli bölümünde şu tek paragrafla anlatılıyor:
“Genelkurmay Başkanlığı’na gittik. Biraz sonra Milli Savunma Bakanı geldi. Toplantıyı oturma odasından brifing odasına almışlar. Anlaşılmaz şeyler oluyor. O kadar ısrarcı olan 2. Bşk. toplantı yerini ne olduğunu anlamadığımız bir nedenden dolayı değiştirebiliyor. Dikkat ettim, İlker aşırı derecede heyecanlıydı. Kendi kendine konuşuyordu. 10:00’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geldi, önce oturma odasına geçtik. Toplantı 2. Bşk. İlker Başbuğ’un yaptığı yazılı konuşma ile başladı.”
Notlar, bu noktada EK-F’ye referans veriyor ve bitiyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.