Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili olarak “mükemmel bir ikinci adam” diye yazmış, mükemmel ikincilerin lider olamayacaklarını söylemiştim.
Belli ki o da bunun farkında ve bu eksiğini izale etmek için 1970’ler tarzı bir popülizmin çare olacağını düşünüyor. Recep Bey, havuzlu villa, şu bu derken Kılıçdaroğlu’nun son mitinglerinde, biraz önce andığım popülizmin sembol kelimesi “alınteri”ne fazlaca abandığını görünce, aklıma eski Büyük Birlik Partisi (BBP) temsilcilerinin konuşmaları geldi.
Benim çocukluğum ve gençliğim “işçi ve emekçi cumhuriyeti” Alibeyköy’de geçti. Yaşadığım mahallenin merkezinde üç sokağın kesiştiği minik bir “meydan” vardı. Her sokağın başında da bir kahvehane olduğu için, seçim dönemlerinde siyasetçilerin propaganda merkezlerinden biri olurdu bizim mahallemiz.
En çok, daha ziyade Alevilerin desteklediği “solcu” parti Türkiye Birlik Partisi’nin (TBP) mitinglerini seviyordum, çünkü miting sonrası sohbetlerimiz için en iyi malzemeyi onlar veriyordu. Bir defasında bir TBP milletvekili kürsüden şöyle hitap etmişti biz izleyenlere:
“Otobüste iki kokoş... Konuşuyorlar, ben de dinliyorum. Bir tanesi ‘şekerim’ diyor, ‘adam inşaat işçisi belli ki, leş gibi ter kokuyor, ne yapacağımı bilemedim, attım kendimi otobüsten...’ Behey kokoş! Ya ne kokacaktı o emekçi kardeşim, parfüm mü kokacaktı? Ben o emekçi kardeşimin terini su diye içerim! İçerim!”
Bana öyle geliyor ki, Kılıçdaroğlu kendini frenlemezse, işler bu noktaya doğru hızla gidiyor... Ciddiyim!
“İnternet edebiyatı”yla olgu açıklamak!
CHP’nin liderlik performansına Kılıçdaroğlu’yla gelen bir başka yenilik de şu: Yeni lider, hoşuna gitmeyen kimi gelişmeleri “internet edebiyatı”nda yüzlerce örneği bulunabilecek komplolarla açıklamaya başladı. Bu eğilimi ileride onun başına büyük işler açacak.
Taze bir örnek: 3 eylül cuma akşamı CNNTürk ekranında, “Avrupa Birliği’nin (AB) Anayasa değişikliklerini desteklediği” yönündeki bir soruya, “raporu yazan raportöre bakın, onu kimler gezdirmiş, kim, ne hediyeler almış” diye cevap verdi. CHP lideri onca ısrara rağmen, “siz belgesiz konuşmazdınız” kışkırtmalarına rağmen daha fazlasını söylemedi, konu kapandı. (Böyle dediğime bakmayın, AB yetkilileri mutlaka daha fazla bilgi isteyeceklerdir Kılıçdaroğlu’dan ve o bu işin altından kalkmakta çok zorlanacak.)
Aynı konuşmada, partisinin imzasını taşıyan “Rahibe kıyafetine hayır!” afişlerinin provokasyon olduğunu çok kesin bir dille açıkladı, bunları AK Parti’lilerin asmış olabileceğini ima etti. Sonradan ortaya çıktı ki, afişleri CHP’li Avcılar Belediye Başkanı astırmış.
Tabii bu fasıldan en acayip örnek, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 27 Nisan muhtırasını AK Parti’nin oylarını arttırmak için verdiği yönündeki izahıydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.