Hakikati değil, inandığı şeylerin propagandasını duymak isteyenlerin dünyasında hakikat peşinde koşmak... Ben,
Taraf’ın, bölünme ve irtica korkusuyla “rejimimiz laik ve Türk olsun da, isterse totaliter olsun”a demir atmış kalabalıkların karşısındaki pozisyonunu işte böyle görüyorum. Öyle bir pozisyon ki, siyasi gazeteciliğin özü olan “sır ifşa etme”de attığı her adım sonrasında etrafındaki düşmanlık çemberi daha da çelikleşiyor. Sırf görevini iyi yaptığı için kutlanmak yerine taşlanan bir doktorun, mühendisin, öğretmenin psikolojisini düşünün...
Yanlış anlamayın;
Taraf’ta çalışan gazetecilerin kendilerini benzer bir psikolojide hissettiklerini söylemiyorum. Bir kere her şeyden önce 50 bine yakın okuru ve milyonlarca (bunu hiç tereddütsüz söylüyorum) insandan oluşan dostları var. Ayrıca bir gazete icabında tümüyle yalnız da kalabilir ve bütün bir ülkeyi adım adım değiştirebilir; yeter ki, o gazeteyi çıkaran gazeteciler, yaptıkları gazeteciliğin yapılması gereken gazetecilik olduğuna inansınlar.
Son birkaç cümledeki rezervlerimden de çıkarabileceğiniz gibi, bu yazıda
Taraf’ın, “rejimimiz laik ve Türk olsun da, isterse totaliter olsun”cular nezdindeki algısını ele alacağım.
Hiç gizlemeyelim,
Taraf, Ahmet İnsel’in 17 Mayıs 2009 tarihli
Radikal İki’de belirttiği gibi, “eleştiri oklarını kararlılıkla, biraz örselenmiş olmasına rağmen tarihe karıştı gitti demenin henüz safdillik olduğu silahlı kuvvetler merkezli vesayet rejimine yönlendiren” bir gazete... Bu da
Taraf’ı, TSK’yı korkularını kuvveden fiile çıkartacak bir rejimin önündeki en büyük (belki de tek) engel gören kalabalıkların gözünde “düşman” ya da iyimser ihtimalle “düşman”la işbirliği yapan yolunu şaşırmış bir “bedhah” haline getiriyor.
Kalabalıklar ne zaman hakikatten korkmaz? Bu soruya kestirmeden şu cevabı verebilirim: Beka kaygısı taşımadıkları zaman...
Vietnam Savaşı’nda işlerin ABD açısından kötüye gitmeye başladığı sıralarda yapılmış kamuoyu anketleri var... Bu anketlerde formüle edilen sorulardan biri mealen şöyle: “Gazetenizin, ABD ordusunun can kayıplarıyla ilgili gelişmeleri haberleştirmesini ister misiniz, istemez misiniz?” Bu soruya yüzde 70’e yakın bir çoğunluk “istemeyiz” cevabı veriyor ve yalan da olsa Amerikan ordusuyla ilgili olarak sadece “iyi” haberler duymak istediklerini imâ ediyor.
Komünizme karşı mücadele eden Amerikan ordusunun yerine “irtica”yla mücadele eden Türk ordusunu; komünizmin hayat tarzını tehdit ettiğine inanan Amerikan halkı yerine de “irtica”nın hayat tarzını tehdit ettiğine inanan Türk halkını koyun.
Yazının devamını okumak için tıklayın.