Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’de kaçak olarak çalışan Ermenistan vatandaşlarına yönelik “mini tehcir” tehdidini ilk öğrendiğim anda, benliğimi derin bir utanç duygusu kapladı. Üzerinden birkaç dakika geçip de söylenen şey üzerinde düşünmeye başladığımda, bunun yalnız kalpsiz değil aynı zamanda beyinsiz bir öneri olduğunu da idrak ettim; o andan itibaren, utanmaya devam etmekle birlikte bu “politika”yı geliştirenlere kızmaya da başladım.
Müsaadenizle, “kalpsizlik” ve “beyinsizlik” sıfatlarını “mini tehcir” politikasını dile getirene değil, bizatihi politikanın kendisine yönelik olarak kullandığımı peşinen belirteyim. Bürokrasinin üzerinde epeyce çalıştığı ve Başbakan’ın da benimsediği anlaşılan bu “dış politika”yı, evet, ilk olarak o dile getirmiştir ama, tekrar edeyim, kullandığım sıfatların onunla hiçbir ilgisi yok. Yazılarımda hiçbir insan için, bizzat o insanın kendi belirlediklerinin dışında sıfat kullanmadım, başbakan için de kullanmam.
Ben karikatürist olsaydım, bu “politika”yı hicvetmek için sağ elindeki silahla kalbine, sol elindeki silahla da beynine ateş etmeye hazırlanan bir başbakan karikatürü çizerdim.
Meselenin kalpsizlik ve vicdansızlık yanının izahtan vareste olduğunu düşünüyorum ama, yine de yapılan şeyin neye benzediğini birkaç cümleyle anlatmaya çalışacağım: Yapılan şey, basitçe, sizi rahatsız eden bir durumun etkisini azaltacağı düşüncesiyle, o durumun oluşmasında hiçbir sorumluluğu olmayanları cezalandırmaktan ibarettir.
Sayın ki bir kişiye düşmanca duygular besliyorsunuz (hatta diyelim sapına kadar da haklısınız)... Düşmanınızı cezalandırmak, onu zor duruma düşürmek için tutup onun çocuğunun ayağını kırıyorsunuz. (Çok açık ki burada kalpsizliğin ve vicdansızlığın yanı sıra bariz bir ahlaki problem de var.)
Aynı zamanda beyinsizlik...
Diyelim ki, kalpsizlik bahsine kalbinizi kapadınız... “Mesele vatanın çıkarlarıysa, gerisi teferruattır” ya da “devletlerin duyguları yoktur, çıkarları vardır” falan gibi aforizmaları da yardıma çağırarak pür rasyonel bir tavır takınmaya karar verdiniz. Tamam, kabul, fakat şu ilan ettiğiniz “politika” gerçekten de amacınız doğrultusunda işe yarayacak bir politika mıdır, yoksa tam tersine hizmet edecek bir politika mıdır? Bakalım...
Amacınız ne? Parlamentoları etkileyerek “1915 olayları soykırımdır” kararları çıkartan Ermenistan’ı ve Ermeni diyasporasını cezalandırmak.
Yazının devamını okumak için tıklayın.