Ergenekon davasının ikinci iddianamesiyle birlikte artık şunu söyleyebiliyoruz: Darbe Günlükleri bundan böyle hukukun kapsama alanındadır...
Bu gelişmenin darbesiz, temiz bir demokrasiye inanan ve bu uğurda mücadele eden bütün yurttaşlar gibi beni de memnun ettiğini söylememe sanırım gerek yok.
Fakat, Darbe Günlükleri’ni yayımlayan derginin yayın yönetmeni olarak varılan bu aşama beni bir gazeteci olarak ayrıca mutlu etti. Haber kesinleşir kesinleşmez, neden bilmem, zihnim
Nokta’nın baskına uğradığı 13 Nisan 2007 tarihine gitti.
Bir gün önce (12 Nisan 2007) Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt “Sözde değil özde laik cumhurbaşkanı” talep ettiği ünlü basın toplantısını yapmıştı. Büyükanıt konuşmasında
Nokta ve Darbe Günlükleri’yle ilgili bir şeyler de söylemişti. Ben tam odamda ona bir cevap yazarken (
Nokta’nın 19 nisanda piyasaya verilen sayısında yayımlandı: “Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a cevap”), dergi 50 kadar polis tarafından basıldı.
İlk şaşkınlık atlatıldıktan sonra “acaba basın bu haberi nasıl vermiş” diye, internette küçük turlar atmaya başladım. Gündem yüklüydü; bir yandan Büyükanıt’ın bir gün önceki çıkışı, bir yandan Cumhurbaşkanı Sezer’in o gün harp akademilerinde yaptığı ve “Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman bu kadar büyük bir tehlike altında olmadığı”na dair mesajı... Düşünün, bir yayın yönetmeni bir yandan internette “zinde güçler”in “balyoz gibi” inen çıkışlarını okuyup yorumlamaya çalışıyor, bir yandan da dergisini basan polislere laf yetiştirmeye çalışıyor... İşte o koşullarda
Hürriyet’teki “Nokta’ya baskın” haberinin altına girilen “okur yorumları”nı okumaya başladığımda kendimi çok fena hissettiğimi ve beş-altı tanesini okuduktan sonra mesaiyi kestiğimi hatırlıyorum. O yorumları aylar sonra dönüp bir daha okumuştum. Ve şimdi, tam bu günlerde onların tamamını sizin de okumanızı istiyorum.
Fakat sizi o okur yorumlarıyla başbaşa bırakmadan önce, okurları o hale getirmede büyük payı olan bir tür gazetecilik konusunda bir şeyler söylemeliyim...
Gazeteciliğe bak! Biz Darbe Günlükleri’ni 29 Mart 2007’de yayımladık. Sadece bir gün sonra
Hürriyet genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök şöyle yazdı:
“Bir süredir medya çarşısında emekli bir komutanın günlüğü olduğu iddia edilen belgeler dolaşıyor. (...) Adı geçen komutan ısrarla ‘Bunlar benim günlüklerim değil’ diyor. (...) Belli ki birileri ‘özel bir imalat’ yapmış. Ama takan yok. Yayınlar var gücüyle devam ediyor. (...) Demokratlığımız işte bu kadar...”
Gazetenin bir başka ağır topu, daha önce grubun öteki iki gazetesinde yayın yönetmenliği yapmış Mehmet Yılmaz ise Günlükler’in sahte olduğuna emindi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.