Akşam gazetesinin 6 eylül tarihli sayısının manşeti, “CHP Konya İl Örgütü’nün Saymanı, başörtülü genç bir işkadını” diye tanıtılan Raziye Demir’e ayrılmıştı.
Çiğdem Toker imzalı haberi okurken öyle büyük bir yaşama sevinci, haberin öznesine öyle büyük bir saygı duydum ki, tüylerim diken diken oldu. Onun gibi bir insanın varlığından haberdar olmak, bir bayram hediyesi gibi geldi bana.
Bu hediyeyi sizinle paylaşırsam, alacağım hazzın daha da büyüyeceğini hissediyorum. İşte bu nedenle, bu bayram gününde Raziye Demir’i sizin de tanımanızı istedim.
Akşam (gazeteye de Çiğdem Toker’e de teşekkürler), “En sıradışı CHP’li” manşetinin spotunda Raziye Demir’i şöyle tanıtıyor okurlarına:
“CHP’li bir aileden geliyor. Bir yıldır da sayman. İnancı gereği 12 yıldır başını örtüyor. Evli bir erkekle imam nikâhıyla yaşıyor. Bunlar, başını çok ağrıtmış. ‘Ya eşarbını çıkar ya partini değiştir’ baskısıyla karşı karşıya.”
Eşi Mehmet Çalık’la birlikte, sahip oldukları torna ve döküm işletmesini yöneten Raziye Demir, resmî nikâhı özellikle kendisinin istemediğini bakın nasıl anlatıyor:
“İkimizin de ikinci evliliği ama resmî nikâh yok. Ben istemedim. Mahkemeden vazgeçirdim. Eşimin ilk eşinden dört çocuğu var. Eğer resmen evlenseydik o çocukların hakkını yemiş olacaktım. O çocukların maddi hakkı, sigortaları var. Siyasetçiyim, inançlıyım dört çocuğun hakkını yedirtmek istemem.”
Toker’in, “Sizin haklarınız. Ya çocuklarınız” sorusuna verdiği cevap da en az bir önceki cevabı kadar etkileyici:
“Ben güçlü bir kadınım, Allah korusun eşime bir şey olsa, ayakta durmayı bilirim.”
Şimdi bakın: Kendisine yasal hak kılınmış “devlet” ve “koca” güvencelerini, birey olarak kendisine duyduğu saygı ve sahip olduğu yüksek adalet duygusuyla reddeden bir kadından söz ediyoruz.
Bu tercihin nasıl bir ahlaki standarda tekabül ettiğini, ne kadar “sıradışı” olduğunu vurgulamaya herhalde gerek yok. Fakat ilk anda fark edilemeyecek olanı vurgulamadan geçemem: Karşımızdaki portre kelimenin tam anlamıyla “modern” bir insanın portresidir.
Yazık ki bizim ülkemizin “modern”lerinin modernlik algısı hâlâ kılık-kıyafete ve “hayat tarzı”na endeksli... Hâlâ kabuğa bakıp özü; biçime bakıp muhtevayı ıskalıyorlar...
“Modern kadın”mış! Modernlik budur işte!
Eskiden bazı tıp hocaları, birine sidik öbürüne kan koydukları iki şişeyi öğrencilere gösterir, “hangisi kan” diye sorarlarmış.
Yazının devamını okumak için tıklayın.