AKP’ye açilan kapatma davasi ne zaman sonuçlanir henüz belli degil. Ancak AB üyeleri arasinda simdiden, olasi kapatma karari karsisinda nasil bir tavir alinmasi gerektigi konusunda hararetli tartismalar yasaniyor.
Türkiye’nin AB’ye tam üyeligine destek veren Ingiltere, Isveç, Finlandiya, Ispanya ve Italya’nin Disisleri Bakanlari, AB’nin genislemeden sorumlu komiseri Olli Rehn ile 19 haziran günü bu konuyu görüsmek üzere bir araya geldiler.
Güvenilir kaynaklardan edinilen bilgiye göre; AKP’nin kapatilmasi durumunda Rehn, Türkiye ile müzakerelerin 2009’un ikinci yarisina kadar resmen olmasa dahi fiilen dondurulmasini istiyor. Müzakerelerin dondurulmasinin, kapatmayla birlikte Kopenhag Kriterleri’nin ihlal edildigi gerekçesine dayandirilmasi öngörülüyor. Müzakerelerin donmasi için de üyelerin nitelikli çogunlugunun oylari yeterli olabiliyor. Bu senaryoya göre müzakerelerin yeniden baslayabilmesi için Türkiye’nin önüne bir takim “benchmark”lar ya da ödevler konacak. Bunlarin basinda parti kapatmalarini zorlastiracak anayasal degisiklikler geliyor.
Ayni kaynaklarin aktardigina göre Ingiltere bu stratejiye siddetle karsi çikiyor. Bunun öncellikli nedeni, müzakerelerin yeniden baslatilmasi için AB üyelerinin tümünün onayinin gerekiyor olmasi. Fransa’nin malum tavri simdiden ne yönde oy kullanacaginin ipuçlarini veriyor. Ingiltere’nin itirazlarinin bir diger nedeni ise AKP’nin ardindan gelecek yeni hükümetin anayasaya dokunmaya cesaret edemeyerek Rehn’in öngördügü “benchmark”lari yerine getiremeyecek olmasindan kaynaklaniyor.
Özellikle 2009’un ikinci yarisinda Kibris Rum kesimiyle iliskilerimizin –örnegin limanlarimizin halen Kibris Rum bandirali gemilere kapali olmalari- yeniden degerlendirilecegi de göz önünde tutulursa, Türkiye’nin üyeliginin iyice yokusa sürülecegini tahmin etmek zor degil. Bu durumda AB ne yapmali? AKP eger kapatilirsa AB’nin yapisi geregi elbet de bir takim yaptirimlarda bulunmasi gerekir. Bunlar biçimlenirken Türkiye’nin adayligini tarihe gömmek isteyenlerle canli tutmak isteyenler arasindaki mücadele gittikçe siddetlenecege benziyor. Umariz Türkiye dostu Olli Rehn, Ingiltere’nin endiselerine kulak verir ve Türkiye aleyhtarlarina istemeyerek de olsa koz vermez.
IYI DARBE, KÖTÜ DARBE
Ergenekon sorusturmasi kapsaminda gerçeklesen en son sok tutuklamalarin ardindan ele geçirilen belgelerde, 7 temmuzdan itibaren bir kaos ortami yaratilarak bir askerî darbeye zemin hazirlandigina dair bilgiler bulundugu iddia ediliyor. Medyada yer alan haberlere göre planin hedefleri arasinda “NATO”cu olarak adlandirilan Bati yanlisi subaylarin generallige terfilerini engellemek de öngörülüyor. Nokta dergisinin Emekli Oramiral Özden Örnek’in “Darbe Günlükleri”ni yayimladigindan bu yana TSK’nin içinde bazi komutanlarin darbe hevesi içinde oldugu iddia ediliyor. Basta eski Genelkurmay Baskani Hilmi Özkök olmak üzere bir takim diger komutanlarin da bu planlara siddetle karsi çiktigi ve engelledigi iddia ediliyor. Eger iddialar dogru ise TSK içinde ciddi bölünmeler söz konusu. Peki, emekliye ayrildiktan sonra bu planlari sürdürmekte israr ettikleri iddia edilen TSK mensuplarinin halen görevde olan bir takim subaylarla iliskileri var mi yok mu? Onlarin destegi olmadan bu tür planlar (eger dogru ise) yapmaya nasil cesaret ederler? Bu sorularin cevabini belki de kismen önümüzdeki YAS belirleyecektir. Kaç subayin ve hangi nedenlerle TSK ile iliskisi kesilecek? Kimler terfi ettirilecek, kimler ettirilmeyecek? Hal bu iken kapatma davasi esas itibariyle acaba TSK’da halen görev yapan bir takim darbe heveslilerinin gazini almak için mi açildi? Yani ölmemek (klasik darbeye maruz kalmama) adina topluca sitmaya (yargi darbesine) mi razi ediliyoruz? Komplo teorilerinin bolca uçustugu bu günlerde biz de komplo virüsüne kapilarak, soruverelim dedik.
|