AKP için açılan kapatma davası Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edildiğinden beri şöyle bir kanının yaygınlaştığını görüyoruz: ABD’nin temel meselesi Irak ve Türkiye’ye Kuzey Irak’a endeksli şekilde bakıyor. TSK’nın Irak’ın tek istikrarlı bölgesi olan Kuzey Irak’ı kaosa sürükleyecek yeni ve daha geniş kapsamlı bir müdahalesinden çekindiği için Türk Ordusu’nu kızdıracak beyanatlarda bulunmak istemiyor. Hatta son kertede derdi Irak olduğu için gerektiği takdirde ağırlığını TSK’dan yana koyacağı ima ediliyor. Evet, doğrudur, ABD birinci Körfez savasından itibaren Türkiye’ye artan dozlarda Irak endeksli bakmaya başladı ama bu yüzden TSK’yla ilişkilerini koruma adına AKP’ye sırt çevirebileceği tezi bizce olayı tersinden tutmaktır. Aksine ABD Irak konusunda uyum içinde olduğu AKP hükümetinin ve genel anlamda sivil iktidarın çökmesinden endişe duymaktadır. Yargı yoluyla, esas itibariyle Türk demokrasisini hedef alan müdahaleleri, ibretle izlemektedir. Nedenlerini sıralayalım.
ABD başından beri, yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü Türkiye’nin Kuzey Irak’a askerî müdahalesine karşı duruyordu, halen de durmakta. Geçen kasım ayına kadar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TSK’nın yoğunlaşan müdahale taleplerine direnerek Washington’un takdirini topladı. Bunu Washington’la ilişkileri bozmamak adına değil, kendisi de ifade ettiği gibi defalarca yapılan sınırötesi operasyonların Kürt sorununa kalıcı bir çözüm getirmeyeceğini bildiği için direniyordu. Bir yandan askerî tedbirlerle PKK terörüyle mücadele edilirken diğer yandan örgütü farklı yöntemlerle etkisizleştirmenin yollarını aradı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.