1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:27
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Amberin Zaman ARAF'TAN 26.04.2008
Amberin Zaman
ABD’yi doğru okumak
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak Amberin Zaman - ABD’yi doğru okumak
Amberin Zaman köşe yazılarını web sitenize ekleyin
AKP için açılan kapatma davası Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edildiğinden beri şöyle bir kanının yaygınlaştığını görüyoruz: ABD’nin temel meselesi Irak ve Türkiye’ye Kuzey Irak’a endeksli şekilde bakıyor. TSK’nın Irak’ın tek istikrarlı bölgesi olan Kuzey Irak’ı kaosa sürükleyecek yeni ve daha geniş kapsamlı bir müdahalesinden çekindiği için Türk Ordusu’nu kızdıracak beyanatlarda bulunmak istemiyor. Hatta son kertede derdi Irak olduğu için gerektiği takdirde ağırlığını TSK’dan yana koyacağı ima ediliyor. Evet, doğrudur, ABD birinci Körfez savasından itibaren Türkiye’ye artan dozlarda Irak endeksli bakmaya başladı ama bu yüzden TSK’yla ilişkilerini koruma adına AKP’ye sırt çevirebileceği tezi bizce olayı tersinden tutmaktır. Aksine ABD Irak konusunda uyum içinde olduğu AKP hükümetinin ve genel anlamda sivil iktidarın çökmesinden endişe duymaktadır. Yargı yoluyla, esas itibariyle Türk demokrasisini hedef alan müdahaleleri, ibretle izlemektedir. Nedenlerini sıralayalım. ABD başından beri, yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü Türkiye’nin Kuzey Irak’a askerî müdahalesine karşı duruyordu, halen de durmakta. Geçen kasım ayına kadar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TSK’nın yoğunlaşan müdahale taleplerine direnerek Washington’un takdirini topladı. Bunu Washington’la ilişkileri bozmamak adına değil, kendisi de ifade ettiği gibi defalarca yapılan sınırötesi operasyonların Kürt sorununa kalıcı bir çözüm getirmeyeceğini bildiği için direniyordu. Bir yandan askerî tedbirlerle PKK terörüyle mücadele edilirken diğer yandan örgütü farklı yöntemlerle etkisizleştirmenin yollarını aradı. Ocak ayında güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, MİT Müsteşarı Emre Tamer, TSK’nın 16 aralıkta başlattığı Kandil’e yönelik hava operasyonundan birkaç gün önce, başta Barzani'ler olmak üzere, çeşitli Iraklı Kürt yetkililerle görüşmek üzere Kuzey Irak’ta bulundu. Aynı kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre görüşmeler sırasında bir yandan Mahmur kampında bulunan ve Türkiye’ye dönüş yapmak isteyen binlerce T.C. vatandaşı Kürt için, Birleşmiş Milletler’in de yardımıyla, formül aranırken, diğer yandan şiddete bulaşmamış PKK militanlarını silahsızlaştırıp mevcut af yasası kapsamında yurda dönüşlerini sağlamak üzerinde konuşuluyordu. Teslim olan bu kategorideki militanları hızlıca topluma kazandırmak için özel yargıçların eğitilip, militanların işlemlerini yapmak üzere Diyarbakır’a konuşlanmaları planlanıyordu. Burada tablo biraz bulanıyor, zira tam operasyon öncesinde bu tür temasların yapılıyor olması bir zıtlık içermiyor muydu? Büyük ihtimalle, Dağlıca vahşetinden sonra kaçınılmaz kılınan operasyonun sınırlı tutulacağı varsayımıyla Iraklı Kürt yönetimiyle temaslara, ABD’nin de telkinleri ile, devam edilmesine karar verilmişti. Bu sürecin en somut sonuçlarından biri Celal Talabani’nin Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğundan beri Türkiye’ye yaptığı ilk resmî ziyaretiydi. Ardından yeni Irak Genel Koordinatörü Murat Özçelik’in mart sonunda yapmış olduğu Irak turunu da sayabiliriz. Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre gezinin bir amacı da Necirvan Barzani’nin Türkiye’ye gelmesi için zemin yoklamaktı. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 31 martta açıkladığı kapatma davasına ilişkin kararıyla birlikte bu süreç alabora oldu, Barzani’nin gelişi muhtemelen başka bahara kaldı. Dolayısıyla Taner’in gezisini gizli tutmanın pek bir anlamı kalmadı. Bu süreçte TSK’nın tutumu neydi peki? Talabani’nin gezisini boykot etmelerinden yola çıkarsak bu temaslara olumlu bakmadıkları anlaşılıyor. Eminim bu yazıyı okuyup “ah işte gördünüz mü AKP, ABD’nin emrinde vatan hainliğine soyundu” naraları atacak çok kişi çıkacaktır. Oysa vatana en büyük zarar Türkiye’nin en can yakıcı sorunu olan Kürt sorununa kalıcı çözüm bulmamaktır. Irak’ın da kaçınılmaz biçimde çözümün bir parçası haline geldiğini de göz önünde tutarsak AK Parti’nin bu konudaki girişimlerini daha iyi değerlendirebiliriz. Zira hükümet sadece Kürtlerle değil, Türkmen, Sünni, ?ii olsun Irak’taki tüm gruplarla sürekli temas halinde bulundu. Irak’taki son seçimlerde Sünnilerin de yer almasını sağlayan, ve bu çabaları ile aslında Irak’ın bütünlüğüne katkıda bulunan Abdullah Gül, Washington’da büyük takdirle anılıyor. Kapatma davasıyla birlikte bir tür topal ördek konumuna oturan hükümetin artık yakın gelecekte ne içeride ne dışarıda etkin adımlar atması pek mümkün görünmüyor. Varılan noktada elbet de AK Parti’nin, özellikle ikinci döneminde sergilediği pervasızlığın, iktidar sarhoşluğunun mutlak payı var. Bunun faturasını da maalesef ABD filan değil, milletçe biz ödeyeceğiz. 25.04.2008

 

Diğer Amberin Zaman Makaleleri:
  1. ‘Tamer Bey’ - 26.03.2010
  2. ‘Monşer’ reformu hazır - 20.03.2010
  3. İster istemez yine Ermeniler - 19.03.2010
  4. Abdullah Gül inadına barış diyor - 12.03.2010
  5. Ermenistan ile ilişkiler - 05.03.2010
  6. Kriz mi, ne krizi - 26.02.2010
  7. Yıldıray Oğur da erken davranmış - 19.02.2010
  8. İlker Başbuğ - 12.02.2010
  9. Basel’de Kürt olmak - 05.02.2010
  10. Ankara imzasına sadık kalsın - 22.01.2010
  11. Basın özgürlüğünde geriye gidiyoruz - 15.01.2010
  12. Sandıktan esas patates çıkar - 08.01.2010
  13. Obama’nın zor yılı - 02.01.2010
  14. Ermenistan protokollerden imzasını geri çekecek mi - 18.12.2009
  15. Kürt sorununda kakofoni - 11.12.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: ABD’yi doğru okumak - Amberin Zaman
03.09.2010 06:27:13