1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Amberin Zaman ARAF'TAN 06.06.2008
Amberin Zaman
“Ağrı’nın Derinliği”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği” Amberin Zaman - “Ağrı’nın Derinliği”
Amberin Zaman köşe yazılarını web sitenize ekleyin
“Bu topraklarda, 1915 yılında, karanlık bir yaz yaşandı. Kim suçluydu, kim daha güçlüydü, doksan yıl bu konuşuldu. Mesele şu ki konuşanlar bizler değildik. Hepimiz hikâyelerini eksik ya da fazla anlatan hayaletlerin çocuklarıydık yalnızca. Ama biliyorduk, o yaz bizim de utandığımız, yaşananlara koyulacak ad üzerinde kavga ederken eksik bir yasla geçiştirdiğimiz bir şeyler olmuştu.” Bu cümleler Ece Temelkuran’ın kaleme aldığı Ağrı’nın Derinliği adındaki yeni kitabına ait. Bir buçuk günde elimden hiç düşürmeden okuduğum, Ermeniler’in travmalarını, korkularını, düşlerini, öfkelerini, hasretlerini, umutlarını, berrak ve akıcı bir dille anlatan bu kitabı sadece Türk-Ermeni ilişkileri üzerine kafa yoranlar değil, Türkiye’nin on yıllardır süren o yorucu kimlik arayışının köklerine inmek isteyen herkes mutlaka edinmeli. Titiz gazeteci araştırmacı kimliği, edebiyatçı damarıyla pürüzsüz biçimde ördüğü bu yürekli çalışmasında, Temelkuran bizleri Erivan’dan Paris’e, Los Angeles’dan Boston’a Ermeniler’in kalbine taşıyor, yaralarını deşiyor, ve sevgili Hrant Dink’in kendisine adeta vasiyet saydığı, Türk-Ermeni sorununun tartışılmasına yönelik yeni bir dil oluşturmaya çabalıyor. Ermeniler’in hiç de homojen olmadığını, Diaspora içindeki ayrışmaları ve Ermenistan’daki soydaşları ile olan karmaşık, kimi zaman gergin bağlarını derinden, ve geniş bir karakter yelpazesi üzerinden tarif etmeyi başarıyor Temelkuran. Toprak taleplerini saçma bulan, soykırımı uluslararası platformda tanıtma çabalarının, Hrant’ın da yılmadan ifade ettiği gibi, Türkler’i daha sertleştirdiğini, ve geçmişin özgürce tartışıldığı bir ortama set çektiğini düşünen birçok Ermeniyle tanışıyoruz “Ağrı’nın Derinliği”nde, belli miktar tazminat karşısında “barışın satın alınabileceğini” anlatan şahinlerle de. Bir yıldan beri hayatının yarısını Erivan’da geçiren biri olarak Temelkuran’ın birçok tespitine katılmamam mümkün değil. Birincisi, Ermeniler’in konuşmaya, toplumsal belleklerinde taşıdıkları cerahati akıtmaya ihtiyaçları var ve bu acılarını Fransızlar’a, Avustralyalılar’a değil, bizlere, Türkler’e anlatma ihtiyaçları var. Onları dinlerken bizim yüzümüzde beliren acı, gözlerimizde tutamadığımız yaşlar sadece onlara değil aslında bizlere de iyi geliyor. Zira Temelkuran’ın, kitabın sonlarına doğru Ermeniler’e seslendiği gibi “Bugün benim ülkemde ölüm bu kadar kıymetsizse, bu kayıtsızlık tarihi sizin ölümünüzle başlıyor. Bugün benim ülkem her türlü korkunç vahşete alışabiliyorsa, bu, yüzyıl önce sizlerin götürülüşüne alışmak kalmasıyla başlıyor. Ben, ülkem böyle olmasın istiyorum.” Evet, istemiyoruz. Ancak son günlerde yaşanan bazı gelişmeler ortak tarih komisyonu kurma teklifini Ermenistan hükümetine sunarak, kafalarımıza vurula vurula ezberletilen ve ucube yasalarla tartışmamız yasaklatılan resmî tarihin sorgulanabileceği sinyalini veren AKP’nin diyalog konusundaki samimiyetine gölge düşürüyor. Bunların başında işadamı Kaan Soyak ile çevre uzmanı Nicolas Tavitian’ın girişimleri ve AB Komisyonu’nun desteğiyle Brüksel’de kurulan Türk-Ermeni İş Geliştirme Derneği’nin İstanbul’da şube açma başvurusunun reddedilişini sayabiliriz. “Nedeni açıklanmıyor” diyor yıllardır Türkiye Ermenistan sınırının açılması için didinen, ve Brüksel’de Ermeni soykırım tasarılarına karşı mücadele veren Soyak. Bir benzer olay Georgetown Üniversitesi’ne bağlı Institute for Turkish Studies adlı Türkiye üzerine araştırmalar yapan kuruluşun tepesindeki Profesör Donald Quataert’in başına geldi. Bir diğer meslektaşı, Donald Bloxham’in yazmış olduğu “The Great Game of Genocide” (Büyük Soykırım Oyunu) kitabı için kaleme aldığı önsözde, soykırım tezine destek çıktığı iddia edilen Quataert, işinden kovuldu. İddialara göre Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nin direk talimatıyla. Eğer iddialar doğru ise Ermenistan hükümetine teklif ettiğimiz ortak tarih komisyonunun varacağı sonuçlar da ancak Türk devletinin tezlerine uygun ise kabul edilecek manasını çıkarabiliriz. Bu arada ölüm tehditlerine boğulan tarihçi Taner Akçam’a ABD’nin oradaki Türk örgütleri tarafından dar edilişi de işin cabası. Akademik özgürlük bunun neresinde demezler mi adama? 06.06.2008

 

Diğer Amberin Zaman Makaleleri:
  1. ‘Tamer Bey’ - 26.03.2010
  2. ‘Monşer’ reformu hazır - 20.03.2010
  3. İster istemez yine Ermeniler - 19.03.2010
  4. Abdullah Gül inadına barış diyor - 12.03.2010
  5. Ermenistan ile ilişkiler - 05.03.2010
  6. Kriz mi, ne krizi - 26.02.2010
  7. Yıldıray Oğur da erken davranmış - 19.02.2010
  8. İlker Başbuğ - 12.02.2010
  9. Basel’de Kürt olmak - 05.02.2010
  10. Ankara imzasına sadık kalsın - 22.01.2010
  11. Basın özgürlüğünde geriye gidiyoruz - 15.01.2010
  12. Sandıktan esas patates çıkar - 08.01.2010
  13. Obama’nın zor yılı - 02.01.2010
  14. Ermenistan protokollerden imzasını geri çekecek mi - 18.12.2009
  15. Kürt sorununda kakofoni - 11.12.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: “Ağrı’nın Derinliği” - Amberin Zaman
03.09.2010 06:10:40