On yedi askerimizin şehit olmasına sebep olan Aktütün saldırısında gazetemizce belgelenen skandal ve ihmaller zincirinin ardından yaşanan gelişmeler demokrasimizin ne denli kırılgan olduğunu yeniden ifşa etti. Ve beraberinde birçok çelişki ve soruyu tekrar gündeme getirdi.
“Dur” ihtarına uymadığı için gencecik çobanları “belki de teröristtir” diyerek vurmakta beis görmeyen güvenlik güçlerimiz nasıl oluyor da geldiklerini bir davul zurnayla duyurmayan kalabalık PKK grubu karşısında çaresiz kalabiliyor?
Amerika’dan sağlanan anlık istihbarat görüntü kayıtlarından anlaşıldığı üzere emekli Büyükanıt Paşa’nın deyimiyle “BBG evi” şeklinde her şey izlenmiş. Ekrandaki görüntüler karşısında ne tür tedbirler alınmış? Nasıl olmuş da bütün olup bitenden bihaber şekilde Hava Kuvvetleri Komutanımız Aydoğan Babaoğlu gün boyunca golf oynamış? Bu soruları elbette en başlardaki komutanlara sormak gerekiyor.
Ancak bu sualleri yönelttiğimiz vakit karşımıza yeni Genelkurmay Başkanımız dikilip bizi “doğru yerde” durmaya “davet” ediyor. Batı basınında soğukkanlı, rafine ve zeki bir “Buz Savaşçısı” olarak tanıtılan Orgeneral İlker Başbuğ birden patlıyor, bizleri “akan kan” ve “akacak kan”dan sorumlu tutuyor.
İlhami Erdil Paşa’nın yolsuzluk davasıyla start alan, bir diğer emekli denizci komutanımız Özden Örnek’in “darbe günlükleri” ile hızlanan ve (Ergenekon davasında tutuklanan diğer emekli paşalarımızı saymazsak) 27 Nisan e-muhtırasıyla doruğa ulaşan Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yeşeren imaj sorunu çiçeği burnunda Genelkurmay Başkanımızla da devam edeceğe benziyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.