Yeni Şafak’ta 29 ekimde yayımlanan bir haberde Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nun bu hafta Washington’un önde gelen liberal düşünce kuruluşlarından The Brookings Enstitüsü’nde yaptığı bir konuşmaya değinildi. Haber çerçevesinde ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris’in Davutoğlu ile ilgili “övgü” dolu bir benzetmesine de kutu içinde yer verildi: “Türkiye’nin Kissinger’i.” İlk önce gözlerime inanamadım. ABD’nin yakın tarihindeki en iğrenç politikalara damgasını vurmuş bu kişiye nasıl olur da benzetti diye düşündüm ve
Yeni Şafak gibi bir gazetenin de bunu harika bir iltifatmış gibi sunması karşısında donup kaldım. Washington’daki kaynaklarıma ulaşıp haberin doğru olup olmadığını araştırdım. Doğruymuş. Davutoğlu’nun “off the record” ev sahipliği yaptığı bir öğle yemeğinde aynen bu sözler sarf edilmiş. İddiaya göre Parris benzer bir ifadeyi daha önce Viyana’da bir başka ortamda da kullanmış.
Kissinger kimdir bir hatırlayalım. 1923 Almanya doğumlu Kissinger 1938’de ailesiyle birlikte Nazi zulmünden kaçarak Amerika’ya yerleşmiş. Mezun olduğu Harvard’da uzun yıllar çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1969 yılında Cumhuriyetçi Başkan Richard Nixon’ın sırasıyla Ulusal Güvenlik Danışmanlığını, ardından Dışişleri Bakanlığı’nı yürütmüş. Realpolitik kisvesi altında ABD’nin özellikle üçüncü dünya ülkelerinde imajını yerle bir eden birçok politikaya imzasını atmış. Örneğin Vietnam savasında Kamboçya’daki binlerce sivilin katledildiği B-52 uçaklarıyla gerçekleşen ağır bombardımanları desteklemiş hatta iddialara göre teşvik etmiş. Şili’de Allende’nin devrilmesinden tutun, Bangladeş’in Atatürkü, Sheik Mujibur Rahman’ın öldürülmesine kadar birçok karanlık olayda parmağı var.
Yazının devamını okumak için tıklayın.