Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatmamaya ilişkin kararının ardından milletçe biraz nefes alırız diye ümit etmiştik ancak bunun bir bakıma Başbakan’ın nasıl bir tavır ve üslup benimseyeceğine bağlı olduğuna dikkat çekmiştik.
En son Başbakan ve Aydın Doğan arasında patlak veren karşılıklı suçlamalar –hadi adını koyalım mahalle kavgası- gösteriyor ki Ramazan ayında dahi huzur ve sükunet bizlere reva görülmüyor. Bu insanlar acaba gerginlikten ne kadar bıktığımızın farkında değiller mi? Ulusça kriz junkie’si haline getiriliyoruz. Artık yetmedi mi.
Esas suçlu kim?
Kimileri diyor ki, Aydın Doğan. Bu senaryoya göre AKP iktidarından istediklerini koparamadı diye düğmeye bastı, sahip olduğu gazete ve tv kanallarına Deniz Feneri skandalını ve hükümeti hedef alan diğer yolsuzluk iddialarının üstüne “tam gaz gidiniz” dedi. Şüphesiz hükümetten haz etmediği her halinden belli olan Aydın Doğan’ın, bu haberlere geniş yer ayrılmasından memnun olması sürpriz olmayacaktır. Medya patronlarının aynı zamanda başka alanlarda faaliyet gösteriyor olması, özellikle devletin açtığı ihalelere katılıyor olması son derece problemli bir durum. Hilton arazisi için olsun, Adana’daki Çalık holding için “rezerve “ edildiği anlaşılan rafineri konusunda olsun, Aydın Doğan’ın istedikleri olsaydı, bu kadar hükümetin üstüne gider miydi? Sanmam.
Ne var ki Aydın Doğan’ın amacı ne olursa olsun Deniz Feneri Derneği ile ilgili iddialara basit karalama deyip geçebilir miyiz? Davayı gören mahkeme siyasetin gölgesindeki Türkiye’de değil, Almanya’da.
Yazının devamını okumak için tıklayın.