İsrail ve Türkiye arasında gittikçe ekşiyen ilişkiler bir çok yoruma neden oldu. Türkiye’de ‘eksen kayması mı oluyor’ türünden bir soru furyasını tetikledi.
Türkiye’nin böylesi önemli bir müttefikiyle ilişkileri zedeleyerek kendini ayağından vurduğunu iddia ediyorlar. Kimilerine göre İsrail’i ‘kaybetmek’ Amerika’yı da ‘kaybetmek’ anlamına geliyor. Böyle bir yorumun abartılı olduğu aşikâr.
Yine de son günlerde görüştüğümüz bazı Amerikalı yetkililer, Türkiye’nin İsrail’e artan dozlarla yönelttiği eleştiriler ve özellikle Anadolu Kartalı tatbikatına katılımını engellemesi karşısında duydukları rahatsızlığı gizlemiyorlar. “Endişeliyiz ve bu endişemizi başta Başbakan Erdoğan olmak üzere çeşitli yetkililere ilettik,” diyor kaynaklarımızdan biri. Başbakan Washington’a gittiğinde bu konuda uyarılacağını da ekliyor aynı kaynak. Birçok Batılı kaynak Türkiye’deki Musevi cemaatinde huzursuzluğun had safhada olduğunu iddia ediyorlar. “1955 olaylarından beri kendimizi bu denli güvensiz hissetmedik” şeklinde, kendilerine cemaat tarafından aktaran sözleri paylaşıyorlar bizimle. Korkular, resmî ağızlarca telaffuz edilen İsrail aleyhtarlığının anti-semitizme dönüşeceği noktasında birleşiyor. Son günlerde cemaate yollanan tehdit mektupları ve benzeri çirkinliklerde artış olduğunu biz de duyduk.
(Bu noktada Başbakan’ın, olmadı başka bir devlet büyüğünün Hahambaşı İshak Haleve’ye yapacağı bir ziyaret bizce fevkalade yerinde olur.) Hükümetin politikalarını eleştirenler ayrıca, bu hafta New Jerseyli Demokrat Robert Menendez ve Nevadalı Cumhuriyetçi John Ensign tarafından ABD Senatosu’na, bir kaç ay önce de ikisi Cumhuriyetçi ikisi de Demokrat olan dört üye tarafından Temsilciler Meclisi’ne sunulan Ermeni soykırımını tanıma tasarılarının artık Musevi lobisince de destekleneceği öngörüsünde bulunuyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.