Geçen hafta Ankara’daydım. Başbakan’a yakın bazı isimlerle görüştüm. “Seçimler yaklaşırken AK Parti’nin karşısındaki en büyük risk nedir” diye sordum. Aralarından biri “Başbakan’ın kontrolsüz, haddini aşan ifade biçimi” diye cevap verdi.
Tayyip Erdoğan, ülkemizde sayıları 100 bine ulaştığını iddia ettiği kaçak Ermeni nüfusu hakkında düşünmeden sarf ettiği sözler, kaynağımızın tarif ettiği sendromun en taze ve zamanlama açısından da en talihsiz örneklerinden biri. Başbakan’ın, namusları ile para kazanmaya gayret eden bu insanları sınır dışı etme tehditleri Dünya kamuoyu önünde Türkiye’yi daha da haksız duruma düşürdü. ‘Sessiz diplomasi’ diye çırpınan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan ile ilişkilerimizi normalleştirmek için son yıllarda büyük emek harcayan büyükelçilerimiz Ertuğrul Apakan, Ünal Çeviköz, Aydın Engin ve isimlerini bilmediğimiz nice diplomatlarımızı da ofsaytta bıraktı.
Keşke sayıları yüz bin olsa. Çoğu kadın olmak üzere, yaşlı ve çocuk bakıcısı olarak Türkiye’de çalışan bu Ermenilerle defalarca Erivan’a gidip gelirken karşılaştım. Türkiye ve Türkleri öve öve bitiremiyorlar.
Yazının devamını okumak için tıklayın.