Envai çeşit general, amiral, albay, muvazzafı, emeklisi toplu halde Balyoz planıyla ilişkileri olduğu iddiasıyla gözaltına alınınca yer yerinden oynadı. Ekranlarımızda ‘SON DAKİKA’ uyarıları yanıp söndü. Uluslararası medya teyakkuza geçti.
BBC, krizi manşetlerine taşırken
New York Times’ın Türkiye muhabiri duyduğumuz kadarıyla Pakistan’dan ‘krizi’ incelemek üzere apar topar Türkiye’ye dönüyormuş. Genelkurmay Başkanı da Mısır’a yapacağı resmî geziyi iptal etti.
Kriz çığlıkları arasında borsa da düştü. Türk Lirası da değer kaybetti. Ama bunlar anlık tepkiler; zira, aslında kriz filan yok. Sadece ordunun dokunulmazlığına iman eden insanların “ay bu kadarı da fazla” serzenişleri çevresinde yaratılmak istenen neredeyse kriz temennisi diye tarif edebileceğimiz bir kuru gürültü, hazımsızlık durumu var. Ve en çok kendi ‘taraf’larının ‘artık bir şeyler’ yapması beklentileri var. Peki ne yapabilirler? Darbe mi? O günler geçti. Ve geçtiği için bugün TSK içindeki cunta sevdalıları artık hesap vermek zorunda kalıyor.
Kriz meraklıları Balyoz planı harekete geçirilseydi esas o zaman görürlerdi krizin ne olduğunu.
Aslında kriz senaryoları artık yurtdışında da eskisi kadar rağbet görmüyor. Yurtdışından da sağduyulu sesler yükselmeye başladı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.