Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun tarihî Erbil gezisinin ardından Kürt açılımının kaçınılmaz parçası olan Irak Kürdistanı’yla ilişkiler artık geriye dönüşü olmayan bir noktaya vardı. Sağlam bir altyapı oluşmadan Davutoğlu Erbil’e gelmez, Irak Kürdistanı bayrağı önünde dostluk demeçleri vermez, “Erbil’de kendimi evimde gibi hissediyorum” demezdi. Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin önde gelen isimlerinden Neçirvan Barzani’nin gazetemize verdiği mülakatta açıkladığı gibi “dönüş” projesi uzun süredir MİT’ile birlikte geliştiriliyordu. TSK da tavır değiştirince dönüş sembolik düzeyde olsa dahi başladı. PKK ve DTP’nin Türk toplumunun hassasiyetlerini gözardı eden davranışları şimdilik dönüşlere mola verilmesine yol açtı, ancak Mahmur kampındaki vatandaşlarımıza başlayarak, dönüşler sürecektir. Türkiye’nin elini rahatlatmak için yakında Irak Kürdistan Meclisi’nden PKK içersindeki Iraklı Kürt militanların dönüşünü sağlayacak bir tür af yasası her an çıkabilir. PKK’nın silahları bırakması elbet de kolay bir iş değil. Cemil Bayık ve İran faktörü var. Yazarımız Lale Kemal’in son köşe yazısında belirttiği gibi PKK İran’da halen varlığını sürdürüyor. ABD son anda yanlıştan dönerek PEJAK’a olası desteğinden vazgeçince Bayık da PEJAK’ı İran’ın üzerinden çekti. İran ile “barıştı”. İran bir yandan Türkiye ile PKK’ya karşı işbirliği yapsa dahi bu kozu da elinden çıkartmak istemiyor. Bölgedeki kaygan zemin, oynak dengeler böyle tezatları kaldırıyor. Ne var ki Türkiye ile Iraklı Kürtlerin arasındaki bağlar sağlam bir ekonomik zemine oturmuşa benziyor. Davutoğlu ile birlikte Irak’a gelen kalabalık işadamı heyeti bunun en açık tezahürüydü. İşadamlarından birinin ifade ettiği gibi, Türkiye, Irak’ın tümünde Kürt aracılar vasıtasıyla ticaret yapıyor.
Davutoğlu’nun yarattığı tüm coşkuya rağmen yine de karşılıklı kuşkular tam manasıyla bertaraf edildi diyemeyiz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.