Aydın Doğan’a kesilen dudak uçurtucu vergi cezasıyla birlikte Türk basını yeniden, durmadan Türk basınını yazar, çizer, konuşur oldu. Şimdilerde de hükümet ile uzlaşmak adına Aydın Bey Sedat Ergin’i feda mı etti sorusu ağızlarda dolaşıyor. Bence alakası yok. Aydın Bey’le ilişkilerine defalarca tanık olan biri olarak şunu büyük rahatlıkla söyleyebilirim. Sedat Ergin, Aydın Doğan’ın en çok sevdiği, güven duyduğu gazetecilerden biri. Mesele olsa olsa tirajla ilgilidir.
Bu tartışmalar sürerken –yıllarca kıyısından seyrederken- ben de artık Türk medyasının bir parçası olduğumu hatırladım. Ve bu sayede artık Türkiye’ye ve Türk toplumuna daha da yaklaştığımı...
Oysa,
Taraf’ın doğduğu 2007 yılının kasım ayına kadar,
Yeni Harman’a destek bâbında yaptığım bir kaç iş haricinde Türk basınına hiç bulaşmadım.
Hep yabancı medyada yer aldım. Türkiye’ye ‘yabancı’ gözüyle baktım. Bu bana büyük özgürlük sağladı, zira Kürt sorunu ile ilgili veya TSK ile ilgili olsun merkez Türk basınında hiç bir zaman yayımlatamayacağım haberleri yayımlatabildim. Birçok yabancı meslektaşım gibi mağdurların sesini duyurma imkânım oldu. Ancak bu dışarıdan bakma hali, anne
Tarafından Türk olan beni, çok yalnızlaştırdı. Fakat zaman zaman teklifler gelse dahi bu melez kimliğimi (ve burada kanımı kastetmiyorum) barındıracak bir gazete görmüyordum Türkiye’de.
Yazının devamını okumak için tıklayın.