ERİVAN
20 mayıs günü Erivan’da Türk-Ermeni ilişkilerinin masaya yatırıldığı bölgesel bir toplantıya katıldım. Türk ve Ermeni liderlerin karşılıklı zeytin dalları uzattığı bu günlerde iki ülke arasındaki sorunları tahlil etmek ve mevcut konjonktürde aşılabilir olup olmamalarını anlamak açısından gayet yararlı oldu. Özellikle Türkiye’den katılan ve Türklerin Ermeniler hakkındaki görüşlerini konu eden araştırmanın sahibi, Nigâr Diba Göksel, ilgiyle dinlendi.
Ancak yapılan bazı saptamalara geçmeden Türk katılımcılardan Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker’in açıklamalarına değinmeden edemeyeceğim. Sayın Toker’in sözlerinden ziyade aldığı tepki bizce Türk-Ermeni ilişkilerinin, en azından sivil toplum düzeyinde, ne kadar yol katettiğine işaret ediyor.
Sunumunda Türkiye ve Ermenistan arasındaki benzerlikleri, Birleşmiş Milletler olsun, Freedom House olsun, çeşitli uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verileri üzerinden açıklayan Toker, her iki ülkenin de halkların refahı, hak ve özgürlükler açısından sınıfta kaldığının altını çizdi. Türkiye’de azınlıkların durumuna da dikkat çeken Toker, neden kelaynak konumunda olduklarını sorgulayarak büyük takdir topladı. Türkiye’deki durumun vahametine değinirken Toker, beş yılda bir yapılan genel seçimlerin insanların birtakım hayvan figürlerinden birini seçip damga bastıkları bir oyundan ileri gitmediği şeklinde ifadelerde bulundu. Halkın kaale alınmadığını vurguladı.
Doğrudur, özellikle halkın yüzde 47’sinin oyuyla ikinci defa tek başına iktidara gelen AKP’ye açılan kapatma davası ile birlikte demokrasimizin ne kadar kırılgan olduğu herkesin malûmu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.