Türkiye gerçekten tuhaf bir ülke. İnsanı ne şekillere sokuyor. Uzun yıllardır ‘ordu düşmanı, Kürtçü ajan’ suçlamalarına maruz kalan bendeniz geçenlerde
The Economist dergisi için kaleme aldığım TSK ile ilgili analizde darbe ihtimalinin azaldığını iddia ettiğim için şimdi de ‘ordu şakşakçılığı’na terfi etmiş bulunuyorum. Özellikle İlker Başbuğ ile ilgili bu gazetede yayımlanan tesbitlerim bazı meslektaşlarımın tepkisini çekti. Bunların arasında, her zaman büyük merak ve zevkle okuduğum ‘köşedaşım’ Yıldıray Oğur da var. Anlaşılan Başbuğ’u ‘entelektüel’ olarak tarif etmem kendisini epeyce eğlendirmiş. Ve Yıldıray hemencecik bunun tersini ispatlamaya koyulmuş. 14 şubat tarihli köşesinde (http://taraf.com.tr.makale/10029.htm) İlker Başbug’nun Kara Kuvvetleri Komutanlığı döneminde Kara Harp Okulu’nun eğitim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmadan örnekler sunarak Başbuğ’un başkalarının fikirlerini kendi fikriymiş gibi sunduğundan dem vuruyor. Başbuğ’un ‘pseudo- entelektüelliğini’ ayrıca
Habertürk’e verdiği röportajdan alıntılar yaparak da kendince ifşa ediyor.
Buraya kadar tamam. Ancak tezini savunurken Yıldıray bunlarla yetinmeyip TSK analizini kaleme alan
The Economist’in (dolayısıyla benim) de tıpkı Başbuğ gibi fazla okumadan komutan hakkında fikir sahibi olduğumu ima ediyor.
Evet,
Habertürk’e verdiği röportaj ile dalga geçerken şunları yazıyor: “Tabii bir röportaj sırasında birden ortaya bir İngilizce kitap çıkarıp, o kitabın da okunmakta olduğunu belli eden altı çizili satırını göstermek
The Economist’in bile sizden, entelektüel Genelkurmay Başkanı diye söz etmesine yetebilir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.