Ergenekon’u konu alan bir dizi için 58 saatlik bir tretman hazırlamaya çalışıyorum, ama şimdiye kadar pek yol kat edemedim. Mesela General Başbuğ bölümüne bakalım. Onun suçu, internete düzmece hikâyeler sızdırmak, 24 dizisinin yapımcılarını çok da heyecanlandırmayacaktır. Düşünsenize, Jack Bauer kendini bir anda albaylarla dolu bir odada bulur; birkaç saniye içinde, siber âlemi, hükümetin Atatürk’ü yeteri kadar sevmediği üzerine suçlamalarla dolduracak parlak kırmızı düğmeye basmaya (anladınız!) hazırlanmaktadırlar.
Bir sonraki projem de, otuz yıl önce hükümetini devirdiği için kargatulumba duruşmaya getirilen 95 yaşındaki eski generalin hikâyesini anlatmak. Benim sorunum da bu, trajediyi ya da komediyi beceremiyorum. Mahkeme salonları hep dramatiktir ama burada tek gerilim unsuru, sanığın yoğun bakıma kaldırılıp kaldırılmayacağı.
Eğer buradan, generallerin siyasete karışmasını onayladığım anlaşılıyorsa, o zaman tam tersi doğru. Askerî darbeler araba kazaları gibidir –toplumların üstesinden gelmesi yıllar alan travmatik olaylardır. Pratikte askerler, ülkeyi gitmesi gereken yolun tam tersine uygun adım götürerek, berbat devlet adamları olduklarını ispatladılar.
1980 askerî darbesinin alâmetifarikaları olan işkence, haksız tutuklamalar ve infazların yanında bir de şeytanla anlaşma vardı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.