1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 11:03
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayça Örer PAZAR SÖYLEŞİLERİ 11.10.2009
Ayça Örer
Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” Ayça Örer - Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız”
Ayça Örer köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Yazar Sibel Eraslan’ın son kitabı Çöl ve Deniz, belki de Doğu’nun en mahrem ilişkilerinden Hz. Muhammet-Hz. Hatice aşkının perdesini aralıyor. Kitabı vesilesiyle buluştuğumuz Eraslan’la sohbet Asr-ı Saâdet’ten Cumhuriyet’e kadar uzandı...  


Hz. Hatice’nin hayatından yola çıkarak Çöl ve Deniz’i yazdınız. Tepkiler nasıl?


Öncesinde, Hz. Fatma’yı, Hz. Meryem’i, Osmanlı Sarayında Kadın Sultanlar’ı yazmıştım. Okuyucu iz sürüyor. Tarih içinde geride kalmış kadınların tekrardan gün yüzüne çıkıyor oluşu okuyucular üzerinde pozitif bir tesire yol açıyor.

Hz. Hatice’yi yazmak cesaret gerektiriyor. Tartışma yaratacak bir karakter...


Son peygamberin eşi olduğu için dikkat çekici. Peygamber Efendimiz’in özel hayatı. Genelde Doğu dili hürmetamiz bir dildir. Sadece peygamberine karşı değil, “mahremiyete dokunulmaz” hissiyatıyla mesafe koymuştur özel hayata. Hz. Hatice’yi hikâyeleştirmek benim için önemliydi, çünkü ben ilahiyatçı değilim, biyografik bir araştırma yapmıyorum ama on yıldır devam eden bir okuma sürecim var. Kutsallaştırılmış kadınların hakikat bilgisinin çevresinde dolanmaya çalışıyorum, yine de biyografik bir dili tercih etmedim. Bu da Doğu’daki edebî geleneğin tezahürüdür. Zaten kıssaya müteakip bir algımız var. Hikâyeye bir kadın olarak da yakınlık duyuyorum.

Kutsal kadınları da erkekler yazdı bugüne kadar...


Dinler tarihini erkek kalemler yazagelmişler. Dünya tarihinde de bu böyle. 1995’ten sonra Avrupa’daki feministler kutsal kadınlara yönelik bir araştırmaya başladılar. Burada da bir tarih okuması, edebiyat çalışması var ama buna alternatif tarih denmesini doğru bulmuyorum. Alternatif, diğerini doğrular. Bu dilin kurucusu benim. Başka birisine yaslanarak ya da kıyaslanarak varlığımı sorun haline getirmeyi düşünmüyorum. 2003’te Kadın Oradaydı diye bir projede çalıştık, bizim uyanışımızın başlangıcıydı. 12 kutsal kadını 12 edebiyatçı yazdı. Edebiyata yaslanarak yazmaya çalıştık. Bunlar ya çok saygı duyularak edebî dilden uzaklaştırılmış kadınlardı ya da seküler siyasi baskılar neticesinde dışlanmıştı. Bir boşluk, bilinmezlik alanı vardı. Biz bunun böyle olmayacağını, çağın içinde edebî bir metne dönüştürülebileceğini söylüyorduk. Sonra ben bunu Osmanlı tarihini kadınlar üzerinden okumaya dönüştürdüm. Kadınlar uzun yıllar yazıya ulaşamamışlardır. Hz. Meryem’in yaşadığı dönemde kadınların okuması yazması suçtu. Hz. Hatice döneminde diri diri toprağa gömülüyordu kız çocukları. Bu tarihi yazarken kayıp halkayı var etmek için sanatçıya da büyük görev düşüyor. Sanat hayale, tasavvura dayalıdır. Siz sanatçı olarak yepyeni bir tarih de yazabilirsiniz. Bu tarihin hiç izleği, delili olmayabilir.

Hz. Hatice’yi nasıl yazdınız?


Bu performansı Hz. Peygamber üzerinde gösteremezsiniz. Hz. Peygamber son peygamberdir ve tanrısal söylem onunla birlikte hitama ermiştir, mühürlenmiştir. Sizin, ister edebiyatçı, ister tarihçi olun bunu eğip bükmeye hakkınız yoktur. Bu çok büyük bir otokontrol, vicdani kontrol getiriyor size. Ama benim de zaten yapmak istediğim peygamberin hayatıyla ilgili bir hikâyeleştirme değildi, Hz. Hatice’nin hikâyesi üzerinden daha çevresel görünen, daha uzak kılınmış kimliklerden bir hikâye kurma çabası. Her Müslüman, peygamber sevgisi konusunda fanatik olmak zorundadır. Bu konuda bir eğip bükme hali olamaz hiçbir Müslüman için.

Hz. Hatice nasıl bir kadın?


Çok güçlü, çok dirençli. Hayatı çok meşakkatli. Birinci eşi vefat etmiş, üç çocuğu var. Annesi, babası ölmüş, erkek kardeşleri savaşta ölmüş. Kıtlık, işgal gören bir şehirde hayatını her seferinde yeniden kurmayı başarmış. Bugün bile bir kadının hem eşini kaybetmesi, hem boşanması büyük travmalardır. İşini kendi kendine kurması, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü ataerkil bir toplumda saygın bir konuma erişmesi çok parlak bir başarı öyküsü olduğunu gösteriyor. Evinde önceki evliliğinden üç çocuğu var, Resulullah Efendimiz’le evliliğinden altı çocuğu oluyor, ikisi vefat ediyor, dört kızı kalıyor, bir de Hz. Ali, Hz. Zübeyir gibi yeğenler, Hz. Zeyd gibi evlatlıklar var.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayça Örer Makaleleri:
  1. Selim Badur: ‘Domuz gribinden korkmayın’ - 01.11.2009
  2. Zeki Demirkubuz: ‘Kendimi koyduğum yer inançsızlık’ - 25.10.2009
  3. Sema Kaygusuz: “Burası kırık aynalar ülkesi” - 18.10.2009
  4. Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” - 11.10.2009
  5. Ergun Babahan: ‘Ergenekon basını özgürleştirdi’ - 04.10.2009
  6. Ahmet Turan Alkan: Trajedimiz solun Kemalist olması - 20.09.2009
  7. Karin Karakaşlı: “Sınırın açılması acıları hafifletir” - 06.09.2009
  8. "Bidon kafa dersen tüp kafa derler" - 23.08.2009
  9. “Kararı alkışlamadık önce özür dilesinler” - 12.07.2009
  10. Vivet Kanetti: “Her pencerenin ardında binlerce isimsiz yazar var” - 05.07.2009
  11. “Mevlâna’yı şizofren yaptılar” - 28.06.2009
  12. Nazlı Öztarhan: ‘Masabaşı çalışmak sıkıcı gerçek adrenalin sokakta’ - 21.06.2009
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer!(*)
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayça Örer - "Sibel Eraslan: “Biz de Cumhuriyet’in kızıyız” " başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 11:03:54