
Tiner benim uzmanlık alanlarımdan biridir; üzerine yapılmamış espri ve söylenmedik söz bırakmayan ben ve arkadaşlarım dün Başbakan’ın ağzından “tiner” lafını duyunca çok sevindik.
Tinerle ilk tanışmamız televizyondan olmuştu. Seksenlerin bir yerleriydi. Böyle adım başı yoktu; o zamanlar tinercileri parmakla gösterirlerdi.
İşte o dönem seyrettik o programı: Uğur Dündar Beyoğlu’nda yürüyor ve halkımız için tiner ve tinerciliğin nasıl bir şey olduğunu araştırıyordu. Beyoğlu’nda bir bankamatik odasında, yaşları on iki ila on beş olan bir grup gencin yanına gitti. Çocuklar soğuk kış gecesinde ısınmak için bir iki sokak köpeğini de aralarına almışlardı.
Uğur Dündar’ı görünce fazla umursamadılar ama ille bir his gerekiyorsa, biraz sevindiler diyebilirim. (Hatta umursamazlıkları ve boş vermişliklerinin yanında Uğur Dündar’ın o hay haşemi biraz komik duruyordu.)
Onlara gevrek sesiyle “Bu tiner nasıl içiliyor çocuklar” diye sordu. Çocuklar da ellerindeki torbaları göstererek “böyle abii” dediler. Dündar temkinliydi. Zart diye bacağına ya da boğazına bir bıçak da yiyebilirdi ama o zamanlar henüz tinercilere daha masum bakılıyordu. Ne de olsa o çocuklar Beyoğlu’na inmiş ilk popüler tinerci nesildi; henüz o zamana kadar sokakta kalmak ve Kürt çocuğu olmaktan başka sabıkaları yoktu.
Dündar çok netti. Ne olursa olsun tiner kafasının nasıl olduğunu seyircilerine gösterecekti. Ve senelerce aklımızdan çıkmayacak o meşhur soruyu sordu:
“Çocuklar şu anda beni nasıl görüyorsunuz?!”
Çocuklar bir süre buna orijinal bir cevap düşünmüş olmalı ki, ufak bir es verildi bu saçma soru karşısında ve aralarından en büyük ve fırlama olanı beklenen cevabı çizgi filmlerin en dehşetli sahnelerinden birinden bularak çekti çıkardı:
“Uğur Abi, şu an seni iskelet gibi görüyoruz!”
O günden beridir Uğur Dündar’ı ben de iskelet gibi görürüm.
Yazının devamını okumak için tıklayın.