
“...Hayattan ne öğrendiysem, çocukluğumun 28x1,5 jantlı, Dunelt marka İngiliz bisikletinden öğrendim.
(...) Yaşadığınız ortam size dar geliyorsa, bir bisiklet alın. O, sizi; Victor Hugo’nun ‘Sefiller’ine, Michel Zevako’nun ‘Pardayanlar’ına, Swift’in ‘Güliver’in Seyahatleri’ne, Urfa’lı Mateos’un ‘Vekayınamesi’ne, Aristofanes’in ‘Barış’ına, Dostoyevski’ye, Kafka’ya, Borges’e götürecektir.
(...) Hayatım, bisikletli serüvenlere sessiz ve inatçı bağlılığımla sürdü. Süren acılarımı ise, bunların tikel varlığımı aşan, kişisel ve nedenlerinin toplumsal tarihimle; hatta hâlâ düzeltemediğimiz eksik ve yanlış bir insanlık tarihiyle ilintili şeyler olduğunu unutmamaya çalışarak dengelemeye çalıştım...”
Bu cümleler, geçen yıl öbür aleme yolcu ettiğimiz, rengahenk hoca, özel insan, “yıkanmak istemeyen çocuk” Ünsal Oskay’a ait.
Geç haberdar olmakla beraber, bisiklet hakkında duyduğum en yakışıklı metinlerden biridir bu.
Esquire dergisi, “Hayattan Ne Öğrendim?” başlıklı söyleşileri bir kitapçık haline getirmiş, orada okudum.
***
80’lerin başında, lisede okurken Mimarlar Odası’nın Konur Sokak’taki yerinde “Kant ve Mekân” konulu bir panelde karşılaşmıştım hocayla.
Yazının devamını okumak için tıklayın.