Rahmetli halam Saadet Hanım, bazı insanların kafa yapısının hiç değişmediğini anlatmak için şu atasözünü söylerdi: “Ayının bildiği iki türkü vardır; ikisi de armut üzerinedir.” Cuma günü TBMM’deki konuşmaları izlerken halamın bireyler için söylediklerinin, çoğu kez kurumlar ve siyasi organizmalar için de geçerli olduğunu düşündüm. Şehit cenazeleri olmazsa işlevsiz kalacağını düşünen MHP milliyetçiliği ile sürekli ‘korku tellallığı’ yapan CHP ulusalcılığı değişim projesinin karşısında kale gibi dikildiler.
Aslında, yaşadığımız günler Türkiye’de Tek Parti Dönemi (1925 - 45) üzerinde akademik çalışma yapanlara müthiş fırsatlar sunuyor. Örneğin, 1930’ların faşizan uygulamaları üzerine çalışan birisi o dönemi anlamakta zorluk çekebilir. Ama Onur Öymen’i dinlediği zaman, “şimdi anladım!” diyecektir. Tıpkı dinozorlar üzerine çalışan bir bilim adamının sokakta kanalizasyon kapağının altından bir dinozor yavrusunun çıktığını gördüğü anda duyduğu coşkuya benzer bir ruh hali içine girecektir.
Erdoğan konuşmasında, “Sizin tarlalarınız, otlaklarınız yasak bölge ilan edildi mi? Analar ağlayacak diyenler, sizin hiç oğlunuz, yavrunuz öldü mü?” diyerek dinleyenleri empati yapmaya davet ediyordu. Erdoğan’ın aslında milletvekillerine değil de TV başındaki vatandaşlara hitap ettiğini söylemeliyiz. Ayarı iyi yapılmış bir konuşmaydı, hem CHP’lileri kızdırdı hem de onların ne kadar uzlaşmaz olduklarını halka gösterdi.
Erdoğan’ın konuşmasının bence en özlü cümlesi şuydu: “Nişanlısından mektup beklerken ölüm haberini alan hanım kardeşlerime sesleniyorum.
Yazının devamını okumak için tıklayın.