Doğan ve Ciner medya gruplarının verdikleri gazla imajı parlatılan CHP’nin yeni lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasını izledim. Benim gençliğimdeki Bülent Ecevit konuşmalarının kötü bir taklidi gibiydi. İçinde yaşadığımız zamanın ruhunu hiç yansıtmıyordu. Sanki, Yılmaz Güney’in 1970’lerdeki “sosyal içerikli” filmlerini izliyormuş gibi oldum. Zaten kurultaya Rahşan Ecevit, Kamer Genç ve Edip Akbayram gibi şöhretlerin gelmesi ve Kılıçdaroğlu’ya bir “Ecevit kasketi” hediye edilmesi salonda nostalji seviyesini yükseltti. Keşke, Zeki Müren de yaşasaydı diye düşündüm!
Gandi Kemal’in konuşması geçim sıkıntısı ve yolsuzluk temaları üzerine yoğunlaşmıştı. Bu arada, “irtica hortluyor” veya “laiklik elden gidiyor” türü korkular dile getirilmedi. Anlaşılan, Kemal Bey, bundan sonra Nişantaşı, Etiler ve Çankaya seçkinlerine seslenmek yerine, büyük kentlerin varoşlarında yaşayan kitlelere ulaşmaya çalışacak. CHP’deki ihtiyar Kemalistlerin rejim kaygısı, yerini geçim kaygısına bırakıyor galiba. Kısacası, “Devlet Partisi” konumundaki CHP’den bir sosyal demokrat parti yaratılması amaçlanıyor.
Peki, bu mümkün mü? Eğer, 2010 yılında Türkiye’de yaşanan mağduriyet ve eşitsizliklerin sadece ekonomik temelli olduğuna inanıyorsanız, böyle bir hayaliniz olabilir. Üniversitelerde başörtüsü sorunu, Kürtlerin anadilde eğitim talepleri, Alevilerin yaşadıkları baskılar, meslek lisesi mezunlarına uygulanan katsayı gibi bir çırpıda sayabileceğimiz ekonomi dışı eşitsizlikleri yok sayarak nasıl politika yaparsınız? Kılıçdaroğlu Türkiye’de yaşanan bu gibi mağduriyetleri dile getirmeden siyaset yaparsa, ne kazanır?
1970’lerde Gandi Kemal’in hayallerini gerçekleştirmek kolaydı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.