Yarın, sevgili dostumuz Hrant Dink’in hunharca bir cinayete kurban gitmesinin üçüncü yıldönümü. Geçtiğimiz günlerde Taner Akçam’ın
1915 Yazıları (İletişim Yayınları) başlıklı yeni kitabı yayımlandı. Taner Akçam, kitaba yazdığı önsözde, rahmetli Hrant’ın en büyük dileğinin Türkiye ve Ermenistan arasındaki sınır kapısının açılması olduğunu söylüyor:
“Onun aklı fikri sınırın açılmasında idi. Türk-Ermeni sınırı açılır Türk ve Ermeni insanı birbirlerini tanımaya, birbirileri ile konuşmaya başlarlarsa, aradaki sorunların çözüleceğine inanıyordu. Hrant, yaşadığı sürece fahri büyükelçi veya konsolos olarak atanmadı, sınırın açıldığını da göremeyecek. Ama o ölümü ile çok ciddi bir görev üstlendi. Şu anda Türk-Ermeni ilişkilerinin en fahri, en ciddi büyükelçisi o... Bizlere yapacak bir şey kalıyor: Rüyası olan o kapıyı açıp ona ‘Hrant Dink Kapısı’ adını vermek... Açın artık bu kapıyı, adını da Hrant Dink Kapısı koyalım!” Umarım, Taner Akçam’ın dilekleri kabul olur.
Akçam’ın kitabında 11 adet yazı yer alıyor. Tahmin edebileceğiniz gibi, yazıların ortak paydası Ermeni meselesi... Meraklısı bilir, bu konu uzun yıllar Türkiye’de esas olarak bir ‘dış güvenlik sorunu’ olarak görülmüş ve “Yurtdışında ortaya atılan asılsız Ermeni iddiaları” çerçevesinde ele alınmıştır. Bu itibarla, konu ile ilgili olarak Türk diplomatlarının “duruma vaziyet ettiklerini” ve “Ermeni tezleri” karşısında “Türk tezi” geliştirdiklerini biliyoruz.
Yazının devamını okumak için tıklayın.