Murat Belge’nin yeni yayımlanan Militarist Modernleşme: Almanya, Japonya ve Türkiye (İletişim Yayınları, 2011) isimli hacimli eserini okurken, sosyal bilimlerin en önemli özelliğinin “karşılaştırma” olduğuna bir kez daha ikna oldum. İçinde yaşadığımız milliyetçilikler çağında egemen tarih yazımının “fabrika ayarları”, maalesef yaşadığımız tarihin ne kadar “özgün” veya “nev’i şahsına münhasır” olduğunu ve sırf bu nedenle olsa bile “emsalsiz” olduğunu bize belletmek üzere kurgulanmıştır. Bu nedenle, “şanlı tarihimiz” başkalarının tarihi ile karşılaştırılamaz. Karşılaştırmaya kalkışmak bile çizmeyi aşmak demektir. Murat Belge, karşılaştırmalı bir modernleşme tarihi yazarak bu milliyetçi mistisizmi yıkıp geçiyor.
Murat Belge, bize militarist modernleşme olarak özetlediği gelişme süreci üzerine bazı tesbitler yaparken iki tür gelişme çizgisinin altını çiziyor: Bunlardan birincisine göre, bazı toplumlar “burjuva devrimlerini” kendi içsel dinamiklerinin etkisi ile hayata geçirebiliyorlar. Kalıcı, işleyen, kurumlaşmasını tamamlamış, askerî vesayeti sınırlamış demokratik rejimler kurabiliyorlar. Murat Belge, bu süreci tamamlamış toplumların gelişmelerini “organik gelişme” olarak adlandırıyor.
Türkiye’nin de içinde bulunduğu bazı toplumlar ise “güdümlü” veya “güdülenmiş” bir gelişme tipi içine giriyorlar. Onlar, “modernleşme sürecini” başlatan ve sırtlanan kurumun ordu olması nedeniyle bizzat modernleşme sürecinin kendisi bu süreçten zarar görmeye başlıyor. Murat Belge, bizim gibi toplumların modernleşme macerasını anlatmak amacıyla işte bu noktada karşılaştırma işine girişiyor. Almanya ve Japonya’nın modernleşme maceralarını son derece tatlı ve okuyucuyu sıkmayan bir üslupla anlatıyor.
Yazının devamını okumak için tıklayın.