Osmanlı devleti I. Dünya Savaşı’na alelacele girmişti. Enver Paşa ile Almanlar arasındaki gizli görüşmeler 2 Ağustos 1914 tarihinde tamamlanmıştı. O günlerde Alman donanmasına ait Goeben ve Breslau gemileri Akdeniz’de bulunuyordu. Almanya, Fransa ve İngiltere ile savaşa girmişti, Cebelitarık Boğazı kapanmıştı. Berlin’den “acilen İstanbul’a git!” emri alan gemilerin komutanı Amiral Souchon rotayı Çanakkale’ye çevirdi. Kendilerini kovalayan İngiliz donanmasını geride bırakan iki zırhlı 16 ağustosta İstanbul’a geldiler. Durumu kurtarmak için zırhlıların Osmanlı devleti tarafından satın alındığı söylendi. Gemilere, Yavuz ve Midilli isimleri verildi. Amiral Souchon da kafasına fes giydi, Osmanlı Amirali oldu!
İttihatçıların gönlü Almanya’dan yanaydı, ama Sadrazam Sait Halim Paşa savaştan çekiniyordu. 29 ekim günü Yavuz ve Midilli zırhlıları Karadeniz’de Odessa, Sıvastopol ve Novorossiysk limanlarını bombaladılar. Rusya hemen savaş ilan etti. Böylece İttihatçılar da Almanların yanında Rusya, İngiltere ve Fransa’ya karşı savaşa girdiler.
Kendi iddiasına göre, Sadrazam Sait Halim Paşa olanlardan habersizdi. Enver Paşa’nın savaşa girildiğini bildirmek üzere kendisini ziyaret ettiğinde ihtiyar sadrazama şöyle dediği söylenir: “Müjde Paşam, bir oğlumuz oldu! ” Milyonlarca askerin cephelerde ölümüne, Anadolu’da Ermeni tehciri felaketinin yaşanmasına ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu’nun batmasına sebep olan savaşa böyle bir hoyratlık içinde girilmişti.
İsveç Parlamentosu “1915’te toplam 2,5 milyon Ermeni, Keldani, Süryani ve Pontus Rumunun yok edilmesinin bir soykırım olduğuna” dair karar aldı.
Yazının devamını okumak için tıklayın.