1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:44
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayhan Aktar İLGİNÇ ZAMANLAR 01.09.2008
Ayhan Aktar
Nur ve Muhannad
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad Ayhan Aktar - Nur ve Muhannad
Ayhan Aktar köşe yazılarını web sitenize ekleyin

Yıllar önce, Harvard Üniversitesi’nde çalışan tarihçi dostum Prof. Cemal Kafadar Suriye’ye gitmişti. O günlerde cennet vatanımızdan Suriye’ye turist olarak gidenlerin sayısı pek fazla değildi. Malûm, yüzü batıya dönük olan Atatürk çocuklarının Suriye’de ne işleri olabilirdi? Kısacası, bizden daha doğuda yaşayan halkları “ne Şam’ın şekeri; ne Arab’ın yüzü” deyip aşağılamak âdetten sayılırdı.

Prof. Kafadar, gezisi esnasında Şam’ın eski mahallelerinde Osmanlı’dan kalan eserleri ziyaret ediyormuş. Mahallenin çocukları da Cemal’in turist olduğunu anlayıp peşine takılmışlar ve nereli olduğunu sormuşlar. Türk olduğunu söylediğinde veletler kahkahalar atıp, sol ellerinin baş ve işaret parmaklarını bir halka haline getirip, sağ ellerinin orta parmağını o halkanın içine sokup çıkararak “Şov Tivi, Şov Tivi” diye çığlıklar atmışlar.

Prof. Kafadar ilk anda çocukların neden kendisine böyle müstehcen el hareketleri yaptıklarını pek anlayamamış. Durumu Suriyeli bir arkadaşına sorduğunda, adamcağız utanıp sıkılarak, o günlerde piyasaya yeni girmiş olan Show TV’nin Arap ülkelerinde yaygın olarak izlendiğini ve gece yarısından sonra Show TV’nin gösterdiği ‘kırmızı noktalı’ filmlerin Suriye ahalisi arasında Türkler’in imajını olumsuz etkilediğini söylemiş. Prof. Kafadar’ın arkadaşı sözlerini şöyle tamamlamış: “Cemal Bey, bu günlerde Arap dünyasında birine edebileceğiniz en ağır küfür ‘ananı geçen akşam Show TV’de görmüşler’ sözüdür” demiş. Reyting uğruna “soft-porno” filmleri gösteren dönemin Show TV yönetimi, böylece Türkiye’nin tanıtımı konusunda kendi meşrebine göre bir katkıda bulunmuş anlaşılan.

Artık işler değişmeye başladı. Bir zamanlar Show TV tarafından Arap dünyasına yapılan “yanlış” tanıtımın olumsuz izleri, yine bir TV dizisi sayesinde siliniyor. Gümüş isimli Türk dizisi Arapça dublajla Nur ismi altında Fas’tan Basra körfezine, Suriye’den Yemen’e kadar tüm Arap dünyasına yayın yapan uydu kanalı MBC’de gösteriliyor. Dizi yayınlandığında Filistin’de Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da sokaklar boşalıyor. Dizinin başrollerini Mehmet karakterini canlandıran mavi gözlü, sarışın manken Kıvanç Tatlıtuğ ile dizideki eşi Gümüş’ü canlandıran Songül Öden oynuyor. Ama Arap seyirciler için Mehmet’in ismi değişerek “Muhannad,” Gümüş ise “Nur” olmuş. Muhannad’ın fotoğraflarının bulunduğu t-shirtler, posterler ve diğer hediyelik eşyalar her köşede satılıyor, birçok Arap kadınının cep telefonları Kıvanç Tatlıtuğ’un fotoğrafı ile açılıyor. Kısacası, Arap kadınları arasında bir “Muhannad çılgınlığı” yaşanıyor.

Arap dünyasında son yıllarda yaşanan toplumsal değişimin izlerini bu dizinin milyonlarca insanı TV karşısına mıhlamasından izlemek mümkün. Toplumsal yapı değiştiğinde aile içindeki toplumsal cinsiyet rolleri de değişmeye başlar. “Dediğim dedik” havasındaki geleneksel koca yerine, karısını toplumsal hayata katılması yönünde destekleyen yeni bir eş tipi ortaya çıkar. Alfred Hackensberger’in haberine göre “dizinin en önemli özelliği, eski bir manken olan Tatlıtuğ’un çekiciliği değil sadece. Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandırdığı Muhannad karakteri karısına fırsat eşitliği sunuyor, modacı olma yolunda ona destek oluyor ve ona sevgi ve anlayış göstermekten geri durmuyor”. Ayrıca, Arap uydu kanalı MBC’nin yöneticileri dizinin dublajını klasik ve ağdalı Arapça yerine, sokakta konuşulan gündelik Arapça ile yapmışlar. Böylece, her kesimden kadın izleyicilerinin sayısı artmış (http://www.qantara.de).

Gümüş dizisi sayesinde ülkemize gelen Arap turistlerin sayısı artmış. Dizinin çekildiği Kandilli’deki Abud Efendi yalısı yapımcı firma tarafından müze haline getirilmiş. Arap turistler için turlar yapılmaya başlanmış ve uçaklarda yer bulunmuyor imiş. Bu gelişmeler aslında bizler için pek bildik şeyler. Bir zamanlar reyting rekorları kıran Asmalı Konak dizisinin çekildiği mekânı görmek isteyenler için Göreme’ye otobüs turları düzenleniyordu.

Peki, Gümüş dizisinin ticari başarısı bizim basında nasıl ele alındı? Kendisi de bir TV dizisinin senaristi olan (Avrupa Yakası), oyuncu, köşeyazarı, Boğaziçi iktisat mezunu ve “yetenek kumkuması” Gülse Birsel bakın “Muhannad çılgınlığı” olgusunu nasıl değerlendiriyor: “Garibim Arap kadınları, Müslüman kadınların birçok hakka sahip olduğu, çıkıp gezdiği, okuduğu, çalıştığı, para kazandığı, eğlendiği, aşk yaşadığı, kendi kararlarını verdiği bir hayatı, böyle bir ülkeyi televizyondan hayran hayran seyredip, hayallere dalıp, çamaşırı bulaşığı unuttular. Maalesef bizim kanıksadığımız özgürlükler, onlar için ulaşılmaz hayallerdi çünkü! ...eleştirip durduğumuz dizilerimiz, Arap ülkelerinde sanat harikası muamelesi görüyor. O ölçüsüz zenginliğin ortasında senarist, yönetmen, oyuncu, yetiştirip eli yüzü düzgün televizyon dizisi yapmaktan bile acizler çünkü... O garibanların bir Atatürk’ü ve Atatürk devrimleri olmadı ne yazık...” (Sabah-Pazar, 24 Ağustos).

Gülse Birsel’in yazısı, “Ay vallahi, biz çok ileriyiz; gariban Araplar pek geri!” lafazanlığının son örneklerinden birisi. Kendisi de bu sektörde çalışan Sn. Birsel’in “dizi sektörünü” göklere çıkarmasını anlıyorum da Gümüş’ün Arap dünyasındaki ticari başarısını işin sonunda getirip Atatürk’e ve inkılâplara bağlamasını pek doğru bulmuyorum. Çünkü, mesele o kadar basit değil. Türkiye’nin imajı ile ilgili her olumlu gelişmeyi Atatürk’e bağlamak iki tarafı keskin bir bıçak gibidir. Gün olur, devran değişir ve Türk medyası yıllar evvel Show TV’nin yaptığına benzer hırtlıkları tekrarlayabilir. O zaman da Arap dünyasında birileri “bütün bunlar Atatürk devrimleri yüzünden oluyor” derse ne diyeceğiz? Dikkat etmek lazım, aksi takdirde Atatürk’ün anısına saygısızlık etmiş oluruz.

 

Diğer Ayhan Aktar Makaleleri:
  1. 13 eylülü düşünmek... - 30.08.2010
  2. Alevilerin karşılıksız aşkı... - 23.08.2010
  3. Muhalefetin sefaleti... - 16.08.2010
  4. Gandi Kemal’in CHP ile imtihanı... - 09.08.2010
  5. Yüzde 10’luk seçim barajı... - 02.08.2010
  6. Müslüman’ın tatili... - 19.07.2010
  7. Bu sefer, ‘yemedi’ galiba! - 12.07.2010
  8. Vesayetten kurtulmak... - 28.06.2010
  9. Bindik bir alâmete; gideriz kıyamete... - 21.06.2010
  10. ‘Kâğıt üzerinde vatandaş’ ve vakıfları... - 14.06.2010
  11. Mavi Marmara’da olmak... - 07.06.2010
  12. Pardon, Gandi Kemal Oğuz Türklerinden imiş! - 31.05.2010
  13. Gandi Kemal’in açmazları... - 24.05.2010
  14. ‘İkinci adam’ var mı - 17.05.2010
  15. Demokrasiye ‘alaturka’ geçiş... - 10.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Nur ve Muhannad - Ayhan Aktar
03.09.2010 06:44:07