Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatma kararı siyasette yeni bir kargaşa yarattı. Hukukçular, DTP’nin muhtemelen kapatılacağını söylüyorlardı. Geçtiğimiz hafta,
Kanal 24’de Gürkan Zengin’in sorularını cevaplandıran eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş şunları söylemişti:
“Açık lâfzî ifadelere göre çok sebep bulunabilir ama Anayasa Mahkemesi aynı zamanda bir hukuk kurumu, siyasal kararlar da veren daha doğrusu siyasal gelişimi, ülkenin objektif koşullarını değerlendirerek uluslararası hukukun kriterleri içinde karar vermesi gereken bir kurumdur. Benim kişisel değerlendirmem, DTP’nin kapatılması, Türkiye’nin aleyhine sonuçlar doğurur. Demokratikleşme sürecinde hızlanmayı değil, duraksamayı ortaya çıkarabilir. DTP içindeki ... Türkiye Partisi olmak isteyenlerin gücünü azaltabilir.”
Kendilerini “Devletin esas sahibi” zanneden bürokratlar Cevat Öneş’in sahip olduğu siyasi akıl, basiret, ileri görüşlülükten maalesef pek nasiplerini alamamışlar. Hatırlayın, aynı bürokrat zihniyet 2002 seçimlerinden 10 gün önce AKP’ye kapatma davası açarak AKP’nin yüzde 34,5’luk seçim zaferine ciddi katkı yapmışlardı. Aynı şekilde, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 367 cinliğini icat ederek 2007 seçimlerinde AKP oylarının yüzde 47’ye ulaşmasını sağladılar. Dolayısıyla, Cevat Öneş’in tavsiyeleri Ankara’dakilere “iki numara büyük” geldi.
Anayasa Mahkemesi, oybirliği ile dar hukuk mantığına sığındı. Siyasi bir karar alıp DTP’yi açık tutarak Kürt seçmene demokratik rejim içinde kalma ümidi vereceğine, tam tersine Kürtleri “Bu iş seçimle, siyasi temsil ile olmuyor” noktasına getirdi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.