1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | İletişim 03 Eylül 2010 Cuma 06:11
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Sitemiz saat 13:00'dan sonra güncellenmektedir.
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayhan Aktar İLGİNÇ ZAMANLAR 25.05.2009
Ayhan Aktar
Toplumsal kutuplaşma ve “reyting”
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” Ayhan Aktar - Toplumsal kutuplaşma ve “reyting”
Ayhan Aktar köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bundan yaklaşık on iki yıl önce, 28 Şubat günlerinde Ali Kırca en fönlü saçlarıyla akşam haberlerini sunarken “cennet vatanımızda irticaın nasıl hortladığını” ballandırarak anlatırdı. Tabii ki bu anlatı, Fatih-İskerderpaşa’da çekilmiş kara çarşaflı kadınların ve şalvarlı, eli tespihli, çember sakallı adamların görüntüleriyle desteklenirdi. Verilen mesaj çok netti: İslâmcılar azmıştı, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet tehdit altındaydı. Bunlara hadlerini bildirmek lazımdı. Rejimin bekçisi şanlı ordumuz gerekeni yapmalıydı.

Haberlerden sonra, o kanalın meşrebine uygun “Magazin Forever” programları devreye girerdi: Bu programların konusu şuydu: “Hangi manken veya uvertür şarkıcı kime takılıyor?” Sürekli tekrarlanan baldır bacak görüntüleri etrafında hangi gece kulübünde, hangi sonradan görme zengin, hangi mankenle görülmüştü. Bu programlarda habercilik adına, bir pespayelik sergilenirdi. Aslında, değişen bir şey yok. Magazin programları devam ediyor. Ekmeğini pislikten çıkaran ve kendilerine gazeteci süsü veren birileri hâlâ görev başında.

O günlerde, kendime şu soruyu sormuştum: Başbakan Çiller’in verdiği yetkilerle askerler tarafından 24 saat içinde köyü boşaltılan ve hayvanlarını kesime gönderip çoluk çocuk İstanbul’un Sultanbeyli gibi gecekondu mahallelerinde iki göz odaya sığınan ve tek eğlenceleri televizyon olan bir aile üzerinde magazin programlarının etkisi acaba ne olurdu?

Herhalde, magazin programlarını seyreden bir aile reisinin yapacağı ilk şey bu programların yer aldığı kanalların seyredilmesini yasaklamak, karısına çarşaf giydirmek ve eğer okul çağında kız çocuğu var ise onu okuldan almak olurdu. Gariban aile reisi büyük şehirde kendisini tehdit altında hisseder, şehrin merkezinden kaynaklandığına inandığı pisliğin kendisine ve ailesine bulaşmaması için tedbir almaya çalışırdı.

Ayrıca, sokakta gördüğü her başı açık, “çağdaş” görünümlü kadının o programlarda gördüğü “yollu hatun”lar gibi olduğuna inanıyordu. Magazin programları sayesinde, şehrin varoşlarında “ahlaksız İstanbul” önyargısı gelişiyordu. Tabii ki, önyargılar bir gün oya dönüşecekti. Nitekim, 2002 seçimlerindeki AKP’nin zaferinin temelleri 28 Şubat sürecinde atılmıştı.

İşin ilginç tarafı, magazin programlarının olduğu kanallar 28 Şubat sürecinin en ateşli taraftarı olan medya gruplarına aitti. Bilerek veya bilmeyerek bir yandan yeni kentlileşen kitlelerin içine kapanmasına, diğer yandan da İslâmcı TV kanalların güçlenmesine katkı yapıyorlardı. Ali Kırca’nın “irtica hortluyor” yakınmalarına, aslında verilecek tek cevap vardı: Sâyenizde Ali Bey!

Bütün bunları 21 Mayıs gecesi 32. Gün programını izlerken hatırladım. Biliyorsunuz, Türkan Saylan’ın cenazesi “Ergenekon Dostları Derneği” mensuplarının gövde gösterisi haline geldi. Cenazeden sonra Vakit ve Cumhuriyet gazetesinden ikişer yazar 32. Gün programına davet edilmişlerdi. Hesapta bu konu tartışılacaktı. Vakit’ten Serdar Arseven ile Cumhuriyet’ten Mehmet Faraç ile Ümit Zileli program boyunca birbirlerine hakaret yağdırdılar. Ancak kötü bir pavyonda rastlayabileceğimiz bir ağız dalaşına giriştiler ve sonunda “erkeksen çık dışarı” noktasına geldiler.

Bir zamanların haber klasiği olan 32. Gün programı, son zamanlarda kitaplarını yere fırlatarak reyting yapan meczup profesörlerin, Ergenekon sanıklarının mağdur (!) ailelerinin ve 367 Sabih gibilerin ağlama duvarı haline gelmişti. Giderek “lise münazara kolu” seviyesine inen 32. Gün tartışma programları, artık maalesef Türkiye’deki kutuplaşmayı körükleyen horoz dövüşlerinin sergilendiği bir platform haline gelmişti.

Dolayısıyla 32. Gün’de kavga çıkması beni hiç şaşırtmadı. Seçmen içindeki oranı çok küçük, militan İslâmcı kesimin gazetesi olan Vakit’ten ve Ergenekon darbe girişimlerini açıkça destekleyen emekli memurların gazetesi Cumhuriyet’ten birilerini aynı masaya oturttuğunuz zaman olacağı budur. 32. Gün yöneticileri “Valla biz böyle olacağını bilmiyorduk!” mazeretinin arkasına sığınmasınlar. Yemezler! Toplumun en marjinal kesimlerinin temsilcisi olan amigoları programa çıkardığınız zaman, zaten kavga istiyorsunuz demektir. İstediğiniz oldu! Böylece, Türkiye’deki toplumsal kutuplaşmaya katkıda bulundunuz, tebrikler!

İşin ilginç tarafı, yıllar evvel aynen Ali Kırca’nın irtica konusunda sızlandığı gibi 32. Gün’ün patronu Mehmet Ali Birand da geçenlerde toplumsal kutuplaşmadan yakınıyordu: “Geçmişte de uzlaşamazdık. Kimimiz solcuydu, kimimiz sağcı. Demokrasinin uzlaşı ve çok sesliliğine tahammülsüzlükle maluldük. Şimdi kavramlar ve duruşlar değişti. Kutuplaşma anlayışımızı terk etmedik... Hiç değilse, bizim yaş kuşağımız bunu başaramadı. Öylesine korkular yaratmış ve bu korkuları benimsemişiz ki, adeta bunların esiri olmuşuz. İşin daha da kötüsü, yıllar geçtikçe kavramların, insanların değiştiğine dahi inanmıyor, aksine korkuları körüklüyoruz” (Hürriyet, 27 Şubat 2009).

Birand’ın yakınmalarını ben biraz da özeleştiri olarak görüyorum, ama yine de kendisine “Sâyenizde Mehmet Ali Bey!” diyorum. Peki, “toplumsal kutuplaşma anlayışımızı terk edemedik” özeleştirisini yapan Birand, 32. Gün’e toplumdaki en marjinal görüşlerin temsilcilerini davet edip, neden horoz dövüşüne çanak tutar? Acaba, mesele sadece 32. Gün programının reytingini arttırma çabası mıdır? Yoksa, başka ince hesaplar mı var?

Bu soruların cevaplarını henüz bilmiyorum. Ama cevapların Ergenekon soruşturması çerçevesinde darbecilerin medya içindeki bağlantılarının ortaya çıkarıldığı gün verilebileceğini düşünüyorum. O güne kadar, “Ya Sabır!” çekmekten başka yapacak bir şey yok. Ama sanıyorum az kaldı!

 

Diğer Ayhan Aktar Makaleleri:
  1. 13 eylülü düşünmek... - 30.08.2010
  2. Alevilerin karşılıksız aşkı... - 23.08.2010
  3. Muhalefetin sefaleti... - 16.08.2010
  4. Gandi Kemal’in CHP ile imtihanı... - 09.08.2010
  5. Yüzde 10’luk seçim barajı... - 02.08.2010
  6. Müslüman’ın tatili... - 19.07.2010
  7. Bu sefer, ‘yemedi’ galiba! - 12.07.2010
  8. Vesayetten kurtulmak... - 28.06.2010
  9. Bindik bir alâmete; gideriz kıyamete... - 21.06.2010
  10. ‘Kâğıt üzerinde vatandaş’ ve vakıfları... - 14.06.2010
  11. Mavi Marmara’da olmak... - 07.06.2010
  12. Pardon, Gandi Kemal Oğuz Türklerinden imiş! - 31.05.2010
  13. Gandi Kemal’in açmazları... - 24.05.2010
  14. ‘İkinci adam’ var mı - 17.05.2010
  15. Demokrasiye ‘alaturka’ geçiş... - 10.05.2010
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Biz yaşadık, gelecek nesiller yaşamasın diye
  Neye ‘Evet’ diyeceksiniz
  12 yıl önce aslında ne oldu
  Beşiktaş’tan son dakika golü
  Yobo geçmişi çoktan unutmuş
  Guus Hiddink’ten teknik açıklamalar
  Uğur İnceman imza attı
  Arjantinli, Florya’yla tanıştı
  12 Dev Adam dörtte dört yaptı, liderliği garantiledi
  Pakistanlı kriketçi rolünü de kaybetti
  Mourinho zaman istedi
  İnsanlar tırsmakta haklı
  Zorba tam bir güneş insanı
  Gabor rahatsızlandı ve yine hastanede
  Michael Douglas kanseri yenecek

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 02.09.2010
Başörtüsü
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 02.09.2010
[Kölelikten Türklüğe]
ARADA
Markar Esayan - 02.09.2010
Bu saklambaçta ebe nerede
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 02.09.2010
Fötr ve kasket
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 02.09.2010
Öcalan Suriye’den nasıl çıkarıldı -1
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 02.09.2010
EVET oyu AKP ilişkisi
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 02.09.2010
Sürgün
MEO VOTO
Mithat Sancar - 02.09.2010
Barışın dili
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 02.09.2010
Biz burnumuzu sokacağız, bilesiniz
EŞİKTEN EŞİĞE
Fikret Doğan - 02.09.2010
Futbolcular ve fahişeler
ÇAYLAK RAPORU
Uğur Karakullukçu - 02.09.2010
Kendi ligine yabancılar
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Köşe Yazısı: Toplumsal kutuplaşma ve “reyting” - Ayhan Aktar
03.09.2010 06:11:08