TBMM’nin açılmasından ve BDP milletvekillerinin gelip yemin etmesinden sonra anayasa çalışmaları hız kazanmaya başladı. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na üye yollayacak olan muhalefet partileri şimdiden kıvırmaya ve göbek dansının özgün örneklerini sergilemeye başladılar.
Önce CHP’den başlayalım. Siyasi partilerin TBMM’de sahip oldukları sandalye sayısına göre değil de üç üye ile eşit olarak temsil edileceği Anayasa Uzlaşma Komisyonu hakkında CHP’nin anayasa allâmesi Süheyl Batum şunları söylemiş:
“Eşit temsilli insanlar da önerileri oybirliğiyle ya da dörtte üç çoğunlukla kabul ederler. O zaman toplumun anayasası olur. Yoksa ‘diğerleri hazırlayamıyor, Anayasa ve diğer komisyonlardaki adamlar bilgisizdir, o zaman çok bilen adam seçelim, bunlar hazırlıkları yapsınlar, ondan sonra istenilen çoğunlukla kabul edelim’ anlayışı yanlıştır” (Habertürk, 6 ekim).
Süheyl Batum’un derdi şu: Eğer CHP dışındaki partiler (AKP, MHP, BDP) bir maddenin yazımında anlaşırlarsa, bu anlaşmanın iki partinin mutabakatı ile değil, CHP dışındaki tüm partilerin mutabakatı ile kesinleşmesini istiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi, örneğin vatandaşlık tanımı ile ilgili maddenin yazımında AKP, MHP ve BDP’nin uzlaşması pek mümkün değil. AKP ile BDP anlaşsa bile MHP muhalefet edecektir. Dolayısıyla, daha uzlaşma komisyonu toplanmadan önce karar sayısının dörtte üç olarak belirlenmesi istemek, aslında “karar çıkmasın” demektir! 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında 367 ucubesini savunmuş birinden başka ne beklenir ki? Aynı haberde Süheyl Batum, esas baklayı ağzından çıkarıyor:
“Türk toplumun en büyük sıkıntısı, bölünmüş bir yapı söz konusu.
Yazının devamını okumak için tıklayın.