Geçenlerde CHP seçim barajının % 7’e düşürülmesi ile ilgili kanun teklifini TBMM’ye sundu. Basındaki bazı kalemler ülke barajının % 10’dan % 7’ye indirilmesiyle bütün sorunların çözüleceğini havasına girdiler. Şimdi, Sedat Ergin’in yazısını okuyalım:
“Yüzde 10 gibi yüksek bir baraj, çoğulculuğun parlamentoda hayata geçirilebilmesinin önündeki en önemli engeldir. En basitinden Kürt vatandaşların önemli bir bölümünün TBMM'de temsilini engellemektedir. Hükümetin yüzde 10 barajı konusunda Avrupa karşısında artık inandırıcı bir tezden yoksun olmasının en önemli nedenlerinden biri, Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu'nun 11 Mart 2010 tarihindeki toplantısında Avrupa'da seçim barajının yüzde 3-5 arasındaki bir orana düşürülmesini resmen kabul etmiş olmasıdır... AKP, son anayasa değişikliği paketi de dahil olmak üzere demokratikleşme alanında attığı adımları çoğunluk Venedik Komisyonu'nun tavsiyelerine dayandırıyor. Bu durumda Venedik Komisyonu'nun tavsiyeleriyle uyum sağlaması, siyasal iktidarın kendisiyle tutarlı olması bakımından elzemdir. Aksi, tutarsızlık ve çifte standart sorunu yaratır” (Hürriyet, 17 Temmuz).
Bendeniz, tek başına ülke barajının yüzde 7’e indirilmesinin “yönetimde istikrar ve temsilde adalet” ilkelerinin hayata geçirilmesinde yetersiz kalacağını düşünüyorum. Bence “temsilde adalet” ilkesinin hayata geçirilmesi açısından, ülke barajının yüzde 5’e çekilmesi gerekir. Ama, acaba “temsilde adalet” sağlamanın önündeki tek engel yüzde 10’luk ülke barajı mıdır?
1. Bilindiği gibi, TBMM’deki milletvekili sayısı 550’dir.
Yazının devamını okumak için tıklayın.