1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 01:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 07.12.2008
Ayşe Hür
1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı Ayşe Hür - 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
MEDYA CEPHESİ • Gazetelerde, 5-8 aralık tarihleri arasında, CNN International kanalında, Christiane Amanpour’un hazırladığı ‘Scream Bloody Murder’ (Kanlı Cinayeti Haykır) adlı belgeselin gösterilmesinin Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından önlenmeye çalışıldığına dair haberler vardı. Telaşın nedeni, belgeselde 1915-1917’de yaşanan Ermeni Tehciri’nden soykırım olarak söz edilmesiymiş. Bu sayfayı baskıya hazırlarken belgesel yeni gösterilmişti. Bu sefer de gazetelerde bazı Ermenilerin, 1915 soykırımından az söz edilmesini protesto ettiklerini okuduk. Filmi görmediğim için kim haklı anlayamadım ama Obama döneminde gerilimin daha da artacağını görebiliyorum.

HUKUK CEPHESI
• 9 Aralık’ta 60. yılı kutlanacak olan 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin tarihçesini ele alırken, benim de pek çok kişiyi rahatsız etme ihtimalim yüksek. Üstelik konuyu mümkün olduğunca ana hatlarıyla ele almaya çalıştığım, sözleşme ile Türkiye’nin nazik meselelerinin bağını kurmayı ileriye bıraktığım halde ortaya uzun ve ağır bir yazı çıktı. (Taraf’ın web sayfasındaki metin, 1948 sonrasına da değindiğim için daha uzun.) Yine de, Ermeni Tehciri, Dersim Harekâtı gibi olayların adını soykırım koyanların hangi hukuk kaynaklarını temel aldıklarını merak edenlerin kızarak da olsa okuma zahmetine gireceğini umuyorum. Herkese iyi bayramlar...

TERİM İCADI
Yunanca ‘genos=soy’ ile Latince ‘caedere’ kökünden gelen ‘cide=öldürme’ sözcüklerinden oluşan ‘genocide=soykırım’ terimini ve onun uluslararası hukukun parçası olmasını Yahudi asıllı Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin’in (1900- 1959) ısrarlı çabalarına borçluyuz. Terimin öncülü olan ‘barbarlık eylemleri’ (Acts of Barbarity) kavramı, yine Lemkin tarafından önce 1933’de ceza hukuku ile ilgili olarak Madrid’de yapılan uluslararası bir konferansta önerilmiş fakat o sırada kabul görmemişti.

Almanların 1939’da Polonya’yı işgal etmesi üzerine Lemkin orduya yazıldı, ancak Polonya’nın Nazilere teslim olması üzerine önce İsveç’e oradan da ABD’ye göçtü. ABD’de önce Duke Üniversite’sinde hocalık yapan Lemkin, Başkan Roosevelt döneminde Savaş Bakanlığı’nda görev aldı. Kafasındaki suçu tanımlamak için pek çok kelime üreten Lemkin ‘genocide’ terimini ilk kez, 1944’de, “Axis Rule in Occupied Europe: Laws of Occupation - Analysis of Government-Proposals for Redress” adlı ünlü makalesinde kullandı. Terim, Lemkin’in yılmaz çabaları sonucu 9 Aralık 1948’de Soykırımı Önleme ve Ceza Sözleşmesi (kısaca 1948 Soykırım Sözleşmesi) ile uluslararası hukukun parçası oldu.(Makale için: http://www.preventgenocide.org/lemkin/AxisRule1944-1.htm)  

1) Lemkin soykırım terimini Yahudi Soykırımı (Holocaust) için mi yaratmıştı?

Bugün pek çok kişi, terimin Ermeni Tehciri’ne uygulanmasının saçma olduğunu, çünkü Ermeni Tehciri sırasında soykırım diye bir kavram olmadığını, Lemkin’in terimi özel olarak Holocaust için ürettiğini ileri sürer. Ancak, Lemkin’in New York Halk Kütüphanesi’nin Nadir Eserler Bölümü’nde saklanan hatıratına göre bu iddialar doğru değildir. Hatırata göre Lemkin’in soykırım meselesi üzerinde kafa yormaya başlaması çocuk yaşlarına kadar gidiyordu. O yıllarda Polonya’nın Wolkowysk şehrinde yaşayan Lemkin’i, konu üzerinde düşünmeye iten Polonyalı yazar Henryk Sienkiewicz’in Nobel ödülü kazanmış Quo Vadis? Adlı romanıydı. Romanda, Roma imparatoru Neron tarafından Hıristiyanlığı kabul edenlere yönelik katliamlar anlatılmaktaydı.

TALAT PAŞA CİNAYETİ
Gençlik yaşlarında kitlesel öldürmeler üzerine bulduğu tüm kitapları okuyan Lemkin’i etkileyen ikinci olay, ailesini 1915 Ermeni tehcirinde kaybeden Soghomon Tehlirian adlı Ermeni gencin İttihat ve Terakki’nin liderlerinden Talat Paşa’yı 15Mart 1921’de Berlin’de öldürmesi oldu. Suikast Avrupa’da büyük yankı yaratmış fakat Tehlirian, jüri tarafından cezai ehliyeti olmadığı gerekçesiyle beraat ettirilmişti. Bu olayın ardından Lvov Üniversitesi’ndeki dil eğitimini bırakıp hukuk fakültesine geçen Lemkin’in kafasını kurcalayan sorular şunlardı: Böyle bir olayın faili –ya da ailesinin öcünü kişisel biçimde alan kişi- suçlu sayılır mı? Bir zorbanın öldürülmesi terör eylemi midir? Tehlirian’ın ailesini öldürenleri bu kişilerin ülkesi cezalandırmıyorsa, failleri cezalandırmayı becerebilecek bir uluslararası hukuk düzeni kurabilir mi?

CESUR BİR PLAN
• Lemkin anılarında şöyle devam ediyordu: “1915’te Almanlar W. [Wolkowysk] şehrini ve çevresini işgal ettiler. Bu tarihte daha çok tarih okumaya, imha edilmiş milli, dinsel ve etnik gruplar hakkında daha çok çalışmaya ve gözleme başladım. Türkiye’de Hıristiyan olmaktan başka suçu olmayan 1.200.000 Ermeni ölüme gönderilmişti. Savaştan sonra 150 kadar Türk savaş suçlusu tutuklandı ve Britanya hükümeti tarafından Malta’ya gönderildi... Bir gün (Ermeni) delegeler gazetelerde Türk savaş suçlularının serbest bırakıldığını okudular. ...Bir millet toptan öldürmüştü ve suçlular serbest kalmıştı. Bu beni şok etti. Neden bir adam bir adamı öldürünce cezalandırılır? Niye bir milyon insanın öldürülmesi bir tek kişinin öldürülmesinden daha az suçtur? ...Kendimi sayıları giderek artan kurbanların yerine koydum. Anladım ki, hafızanın görevi sadece geçmiş olayları kaydetmek değil aksine insan bilincini uyarmak. ...Hukukçu olmaya ve milletlerin işbirliğini sağlayarak soykırımın suç haline getirilmesi için çalışmaya karar verdim. ...Kafamda cesur bir plan vardı. ...Türkiye’nin de imzalamasını içeren bir plan. Bu Ermeni soykırımı için bir çeşit kefaret olabilirdi. Fakat bu nasıl başarılabilirdi? Türkler Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine koydukları ilerlemeci kavramlardan ve cumhuriyetçi hükümet biçiminden gayet gururluydular. Belki de Soykırım Sözleşmesi sosyal ve uluslar arası gelişme çerçevesine yerleştirilmeli...” (Robert Merrill Bartlett, They Stand Invincible:Men Who Are Reshaping Our World, N.Y.: Thomas Y. Crowell, 1959, s. 96-97 ve Raphael Lemkin’s Thoughts on Genocide:Not Guilty, Yay. Haz. Steven L. Jacobs, Lewiston, N.Y.:Edwin Melen Pres, 1992’den aktaran Samantha Power, A Problem from Hell, America and the Age of Genocide, HarperCollins, 2003, s. 17- 29, 47-60.)

ISRARLI ÇABALAR
• Lemkin hatıralarında iki yerde daha Ermeni meselesine değinir. AyrıcaMethodist Kadınlar Konseyi’nden Thelma Stevens’a yazdığı 26 Temmuz 1950 tarihli mektupta Ermeni Tehciri ile Yahudi Soykırımı arasında benzerlik kurar. (Bir iddiaya göre, Lemkin’i Talat Paşa cinayeti kadar etkileyen diğer bir olay Ukraynalı bakan Symon Petliura’nın, 1918’de Yahudilere yönelik bir katliamda ailesini kaybeden anarşist Shalom Schwartzbard tarafından 1926’da Paris’te vurulmasıdır.) Gerçi Almanların Polonya’yı işgal ettiği tarihte henüz 15 yaşında olan Lemkin’in o sırada Ermeni Tehciri hakkında bilgi sahibi olması pek olanaklı değildir, ama Lemkin’in 1933’den 1943’e kadarki dönemde, bugünkü BM’nin öncülü olan Cemiyet-i Akvam’da, diplomatları ‘bir zamanlar Doğu’da olan şeyin Avrupa’nın göbeğinde de olabileceği konusunda’ uyarmak için delice uğraştığı bilinmektedir. Nitekim, tarih Lemkin’i haklı çıkaracaktır. Milyonlarca kişiyle birlikte Lemkin’in ailesinden 40 kişi, Nazilerin toplama kamplarında hayatını kaybedecektir.

BİR DAHA DOĞRULUYOR
• Lemkin, 1949 yılında Amerikan CBS televizyonuna verdiği bir röportajda Ermeni olaylarının soykırım kavramını geliştirmesi üzerindeki etkisini bir kez daha tekrarlar: “Soykırımla ilgilenmeye başladım çünkü Ermenilere yapılan buydu. Daha sonra Ermeniler Versailles’de son derece bozuk bir anlaşma elde ettiler, çünkü onların suçluları soykırımdan suçluydular ve cezalandırılmamışlardı. Biliyorsunuz, onlar [Ermeniler] adaleti gerçekleştirme işini ellerine aldılar ve terörist eylemler organize ettiler. 1921’deki Talat Paşa davası çok öğreticiydi. Annesi soykırımda öldürülmüş bir adam [Soghomon Tehlirian] Talat Paşa’yı öldürdü ve mahkemede cinayeti rüyasında annesinin defalarca bunu yapmasını söylediği için yaptığını anlattı. ‘Annenin katili burada, bu konuda bir şeyler yapmalısın!’ Bunun üzerine cinayeti işliyor. Gördüğün gibi, bir avukat olarak düşündüm ki, bir suç kurban tarafından değil mahkeme tarafından, ulusal hukuk tarafından cezalandırılmalıdır.” (Aktaran Harut Sassounian, “Lemkin Discusses Armenian Genocide. In Newly-Found 1949 CBS Interview”, California Courier Online, December 8, 2005.)  

2) Sözleşmeye göre sadece öldürmeler mi suç sayılmaktadır?


Uzun tartışmalardan sonra 9 Aralık 1948’de, Hindistan’ın ilk kabul oyunu takiben, yoğun alkışlar arasında oybirliğiyle kabul edilen Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesi, “bu sözleşme bakımından ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur”, ifadesi ile başlıyor ve suç teşkil eden fiilleri şöyle sıralıyordu: “a) Grup üyelerini öldürmek, b) Grup üyelerine ciddi bedensel ve zihinsel zarar vermek, c) Grubu, fiziksel varlığını kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına tabi tutmak, d) Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler almak, e) Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmektir.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Kar İstanbul’a geri döndü
  Hayat bizden daha absürd
  Konteynerin içindeki deprem
  ‘Ezan okuyacaksan camiye gidebilirsin’
  İran: ABD’yi her yerde vurabiliriz
  Para karşılığı mitinge katılmışlar
  Mavi Marmara’ya yol ver
  İslam âlimlerinden Şam karşıtı fetva
  Önce Zabadani’yi kontrol etsin
  Üç bakandan ‘porno’ istifası
  Cumhuriyetçi Santorum ‘hat-trick’ yaptı
  Eşcinsel evlilik yasağına iptal
  Atlantik’te sular ısınıyor
  Atatürk kendi medyasını kurdu
  İtişmek bizim prensibimiz değil

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 60 yılı" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 01:10:12