1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 11:56
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 05.12.2010
Ayşe Hür
Amerikan belgelerinde Türk basını
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını Ayşe Hür - Amerikan belgelerinde Türk basını
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Amerikan belgelerinde Türk basını

WikiLeaks’in ifşa ettiği gizli belgelerle ilgili düşüncelerim, gazetemiz yazarlarından Nilüfer Kuyaş’ın 3 Aralık 2010 tarihli “Anarşistlerin bayramı” başlıklı yazısındakilerle neredeyse aynı. Tarihte benzeri olaylar olup olmadığı konusuna gelirsem; evet, var. Örneğin Osmanlı Devleti’ni Britanya ve Fransa arasında nüfuz bölgelerine ayıran 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması, 1917’de Rusya’da iktidarı ele geçiren Sovyet hükümeti, Çarlık idaresi tarafından yapılmış tüm gizli anlaşmaları kamuya açıklamasaydı belki de hiçbir zaman bilinmeyecekti. Bu ifşaat o yıllarda pek etkili olmamıştı ama günümüzde “büyük devletlerin Türkiye’yi bölme” komplolarına karine olarak sık sık gündeme getiriliyor.


1979 Tahran krizi

4 Kasım 1979’dan itibaren 444 gün boyunca İranlı gençlerce işgal edilen Tahran’daki ABD Elçiliği’nin kâğıt kıyma makinesinde bulunan belge parçaları, 250 kişilik bir genç kız grubu tarafından birleştirilmiş ve 1985’te 61 cilt halinde yayımlanmıştı. Ancak ABD, hâlâ bu belgelerin büyük bir bölümünün ABD’yi “Büyük Şeytan” olarak göstermek isteyen İslam devrimcileri tarafından imal edildiğini ileri sürüyor.

Türkiye’deki en ünlü olay ise 1964 haziranında Kıbrıs’a çıkartma yapmakta ısrar eden İnönü Hükümeti’ne yazılan kaba Johnson Mektubu’nun kamuoyundan saklanan içeriğinin, 11 Ocak 1966 tarihli Hürriyet gazetesinde Cüneyt Arcayürek tarafından yayımlanmasıydı. Bu ifşaat o günden beri etkisini koruyor.


Dickson Mektubu

Bugün pek hatırlanmayan bir başka olay ise eski darbeci Tabii Senatör Haydar Tunçkanat’ın 6 Temmuz 1966’da TBMM’de, o günlerde Türkiye’den ayrılmış olan CIA’in Kara Ataşesi Albay Dickson’ın bir Türk ajanıyla yaptığı yazışmayı ifşa etmesiydi. Albay Dickson’a göre Türkiye’nin politik hayatında ordu her zaman istikrarı tayin eden birinci unsurdu. Ancak, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra bazı subayların ordudan atılması ABD’nin nüfuzunu ciddi biçimde engellemişti. 1966’da yine bazı ABD karşıtları hakkında bir tasfiye kararı alınmıştı. Ekindeki liste birçok ünlü solcunun adını içeren “Dickson Mektubu” o günlerde özellikle sol çevrelerde büyük yankı uyandırmıştı.


Nazi yanlısı gazeteciler

Ama ancak 60 yıl sonra ortaya çıkan ve pek yankı uyandırmayan belgeler de var. Örneğin araştırmacı Rıfat N. Bali’nin “II. Dünya Savaşı Yıllarında Nazilerin Türk basınını etkileme çalışmaları”, (Toplumsal Tarih, S. 152, Ağustos 2006, s. 26-30) adlı makalesinde ele alınan, Ankara’daki Askerî Ataşelik tarafından düzenlenmiş ve ABD Genelkurmay Başkanlığı Savaş Bölümü Askerî İstihbarat Bölümü’ne sunulmuş 4 Aralık 1944 tarihli istihbarat raporu gibi.

Kaynağı “sabık bir Alman ajanı” olan, “Türk basınını etkilemek isteyen Almanların gayretleri” başlıklı raporda Cumhuriyet’in sabık başyazarı Yunus Nadi hakkında şunlar yazılı: “Her ne kadar emekli olarak yaşadığı varsayılsa da, artık başyazı yazmasa da halen gazeteyi kontrol eder ve yönetir. Bir zamanlar mebustu ancak taraflı (ve Alman yanlısı) yazıları ve faaliyetleri nedeniyle emekli olmaya mecbur edildi.”

O yıllarda Almanya sempatisi yüzünden adı ‘Yunus Nazi’ye çıkan Yunus Nadi’nin oğlu ve gazetenin başyazarı Nadir Nadi ise şöyle tanıtılıyor: “Onun da Nazi yanlısı olduğu sanılmakta. Nadir şu anda babasının fikirlerini kaleme alan bir elden fazla bir şey değildir.”

Raporda Doğan Nadi hakkında “Bir Amerikalı kadınla (gençlik soyadı Hudson) evli, (Yunus Nadi’nin) diğer bir oğlu. Kuvvetli bir karakter değil, fazla bir ehemmiyeti yok” deniyor.


Almanlardan alınan rüşvetler

1925’te İstiklal Mahkemesi’nce kapatılan ancak 1940’ta tekrar yayımlanan Tasvir-i Efkâr gazetesinin Başyazarı Ziyad Ebüzziya hakkında ise şöyle not düşülmüş: “Gazetesinde yayınlanan başmakaleleri okuyan birisi, gazetenin Mihver [Almanya ve müttefikleri] yanlısı olduğundan şüphe duymaz. [Alman Basın Ataşesi Hugo] Seiler, Tasvir-i Efkâr’a cömertçe para ödedi. Başyazının kim tarafından yazıldığını tespit etmek, yazarın üslubuna aşina olunması istisnası dışında genellikle zordur zira birçoğunda imza olarak sadece gazetenin adı var.”

Tasvir-i Efkar yazarı Peyami Safa ise, “Fena halde içki içen bir dejenere. Ayık olduğu zaman iyi yazar. Almanlar onu sadece maaşa bağlamışlardı. Seiler kendisine ayda 1.500 lira öderdi” sözleriyle raporda yerini almış.

Rapora göre Son Posta “İstanbul’un önemli bir akşam gazetesi. Arada sırada bir başmakale dışında, Mihver yanlısı görüşleri yok. Bundan, Selim Ragıp Emeç (başmuharrir) mesuldü. Hiçbir zaman çok yukarıya tırmanmaya hevesli olmayıp, Seiler’in emri üzerine Alman yanlısı ılımlı bir başyazı yazmakla yetinirdi. Buna karşılık, mutad üçer aylık dönem zarfında her gün (teslime dilmeyen) 2000 nüsha gazetenin bedeli kadar para alırdı. (Almanlar hiçbir zaman aynı anda üç aydan daha fazla bir dönem için abonelik satın almadılar.)”


Kumar borçları nasıl ödendi?

Raporda, kökü 1918’e dayanan Akşam gazetesinin kurucusu ve başyazarı Necmettin Sadak hakkında söylenenler ise yenilir yutulur cinsten değil: “Mebus ve TBMM Hariciye İşleri Komisyonu azasıdır. Sadak, kendisinden çok daha genç ikinci zevcesinin İstanbul Jokey Kulübü’nde kumar oynarken ciddi miktarda para kaybetmesinden dolayı, geçtiğimiz birkaç ay zarfında ciddi mali sıkıntı içindeydi. Yaklaşık sekiz ay önce, Türkiye’nin Almanya ile münasebetlerini kesmesinden birkaç ay önce, 1.228 bin liralık borcu birikmişti. Kısa bir süre sonra Sadak ailesinin Almanlardan satın aldığı gıcır gıcır bir arabayla İstanbul’da dolaştığı görüldü. Aynı zamanda başyazılarda yeni bir Mihver yanlısı tavır kendini belli etti. Ancak her zaman kazandığından çok daha süratli para harcayan ve mali destekte bulunduğu iki evli kızı olan Sadak’ın kısa süre sonra başı yine beladaydı. Akşam’ın ortağı olan Kazım Şinasi (Dersan) ona borç para verdi ve karşılığında gazetedeki hissesini ipotek ettirdi.”

Rapor şöyle bitiyor: “Türk basınına iane dağıtan, Seiler dâhil bütün Almanlar şimdi ya Türkiye’de enterne edilmiş vaziyetteler veya ülkeyi terk ettiler. Rüşvet dağıtmak için halen kaynaklar mevcut ve bunlar Japon Sefareti’nin siyasi ajanı Viscount Aoki tarafından denetlenmekte. Ancak Aoki’nin bu paranın ne kadarını harcamakta olduğu bilinmemekte.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Amerikan belgelerinde Türk basını" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 11:56:10