1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 18:54
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 24.01.2010
Ayşe Hür
Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını Ayşe Hür - Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Taraf’ın Balyoz Harekât Planı’nı (siz onu ‘darbe planı’ olarak okuyun) ortaya çıkarması, Osmanlı Devleti’nin tarihi boyunca sayısız örneğini gördüğümüz kazan kaldırmaları, padişah devirmeleri, sadrazam kellesi almaları saymazsak, darbecilik geleneğimizin miladını oluşturan Babıâli Baskını’nın 97. yıldönümüne rastladı. Demek ki bir asırdır darbe ikliminde yaşıyoruz. Bu gidişle çıkacağımız da yok.

23 Ocak 1913’te gerçekleşen bu ilk darbeyi daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmek gerekir. Bilindiği gibi II. Meşrutiyet’i ilan edildiği 1908’den beri perde arkasından ülkeyi yöneten İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC), 1909’daki 31 Mart Olayı’nın bastırılmasından ve II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden sonra iktidara yerleşmeye başlamıştı. 30 Ocak 1910’da muhalif Ahrar Fırkası kapatılmış, 9 Haziran 1910’da Sada-yı Millet Başyazarı Ahmet Samim Bey’in, 10 Temmuz 1911’de Şehran Başyazarı Zeki Bey’in öldürülmeleriyle siyasi ortam iyice gerilmişti. Hükümet ortada dolaşan söylentilere dayanarak muhalifleri tutuklamaya başlamıştı.  


Halaskâr Zabitanlar işbaşında


Ancak ordunun içinde İttihatçılarla arası pekiyi olmayan subaylar da boş durmuyorlardı. 1912 yılının haziranında İstanbul’da ‘Halaskâr Zabitan’ (Kurtarıcı Subaylar) adı altında örgütlenen bu subaylar bir muhtıra yayımlayarak ülkenin II. Abdülhamit devrinde olduğu gibi bir buhran geçirmekte olduğunu ve çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve vatanın kurtarılmasının ‘yine en çok askerlere düştüğünü’ ilan etmişlerdi. Muhtırada Meclis’in dağıtılması ve Kıbrıslı Kamil Paşa başkanlığında yeni bir hükümetin kurulması da isteniyordu. Sonunda İttihatçılar razı oldu ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa başkanlığında yeni bir hükümet kuruldu. Ancak, Balkanlarda savaş tamtamlarının çaldığı o günlerde yeni hükümet güvenoyu alamadı, Padişah Meclis’i feshetti.  


Balkan hezimeti


Bunlar olurken Birinci Balkan Savaşı patlak vermiş, gırtlağına kadar siyasi çatışmalara gömülmüş olan ordu,1911’de Trablusgarp’ta olduğu gibi bu savaşta da başarısız olmuştu. Doğu Ordusu Bulgarlara yenilip önce Lüleburgaz’a sonra da Çatalca’ya kadar çekilirken, Batı Ordusu Sırplara karşı Kumanova’da yenilgiye uğramış ve Manastır’a çekilmişti. Bu arada İttihatçıların baba ocağı Selanik tek kurşun atılmadan Yunanlılara terk edilmiş, Bozcaada, Limni, Samotraki ve Taşoz Adaları Yunan Donanması’na teslim olmuştu. Bunlardan cesaret alan Karadağlılar da İşkodra’yı işgal etmişlerdi. Bunun üzerine 29 Ekim’de Ahmet Muhtar Paşa, Sadrazamlık (başbakanlık) görevinden istifa etti ve yerine Kamil Paşa Hükümeti kuruldu.

Ülkenin içinde bulunduğu bu kötü durum, İttihatçıların iktidara bütünüyle el koyması için son derece uygun bir atmosfer yaratmıştı. Matbuat ellerindedir zaten, “Hükümet Rumeli’yi düşmana terk etti yaygarası koparılır. Polis teşkilatı ve ordunun kilit mevkilerinde adamları vardır. İttihatçıların yenilginin suçlusu ilan ettikleri bir aylık Kamil Paşa Hükümeti’ne darbe yapma konusu ilk olarak 7 Ocak 1913 gecesi Beşezade Emin Bey’in Vefa’daki evinde yapılan gizli toplantıda ele alındı. Toplantıya Talat Bey, Said Halim Paşa, Mithat Şükrü (Bleda), Binbaşı İsmail Hakkı, Hacı Adil (Arda), Ali Fethi (Okyar), Mustafa Necip, Kara Kemal ve Cemal Bey katılmıştı. X. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Enver Bey toplantıda yoktu çünkü o sırada komutasındaki birlikleri denetlemek için İzmit’teydi. Toplantıyı duyunca hemen İstanbul’a dönmüş ancak Örfi İdare Komutanlığı akşam ezanından sonra deniz taşıtlarının sefer yapmasına izin vermediği için geceyi Haydarpaşa’daki karakolda geçirmek zorunda kalmıştı.  


Darbe planları yapılıyor


Enver Bey’in yokluğundaki toplantıda Talat Bey’in hükümeti düşürme teklifine, sadece Ali Fethi Bey karşı çıkmış, diğerleri ise ses çıkarmamıştı. Katılımcıların bu gönülsüz tutumu yüzünden darbe girişiminden ‘şimdilik’ vazgeçilmişti. Ertesi gün duruma el koyan Enver Bey, aynı kişileri 10 gün sonra ikinci bir toplantıya çağırmış, katılımcılara “Memleketi bu hükümetin kurtaracağına inanıyorsanız, bu hükümete güveniyorsanız mesele yok” demişti. Kimse “güveniyoruz” demeyince de “Öyleyse ne duruyorsunuz? Yarından tezi yok hükümeti devirmek için çalışmaya başlayalım” demişti. Ve darbeciler çalışmaya başlamışlardı.

İlk iş, Kamil Paşa’nın yerine getirilmesi gereken Mahmut Şevket Paşa’nın iknası olmuştu. Paşa’ya iki kez aracılar gönderilmiş, sonunda gönülsüzce de olsa teklifi kabul etmesi sağlanmıştı. Darbe için, Büyük Devletlerin savaşla ilgili notasının görüşüleceği 22 Ocak 1913 tarihli Meşveret Meclisi toplantısının ertesi günü olan 23 Ocak 1913 gününü seçilmişti. Çünkü İttihatçılara göre, o gün Edirne’nin Bulgarlara bırakıldığı açıklanacaktı. Böylece halkı galeyana getirmek kolay olacaktı. Ama yanılıyorlardı, çünkü Kamil Paşa Hükümeti, Edirne’yi Bulgarlara terk etmemeye karar vermişti. Ama bu durum İttihatçıları ilgilendirmiyordu, çünkü onlar için Edirne meselesi, iktidara el koymak için bir bahaneden başka bir şey değildi. Nitekim darbeden sonra Edirne’yi kendileri Bulgarlara terk edeceklerdi.  


Darbeciler Babıâli yolunda


23 Ocak 1913 günü hava soğuk ve yağışlıydı. Kara Kemal’in adamları sabahtan hükümet merkezi olan Babıâli’nin telefon ve telgraf bağlantısını kesmişlerdi. Babıâli’yi korumakla görevli bölük eğitim bahanesiyle dışarı çıkarılmış, yerlerine Anadolu rediflerinden zayıf bir müfreze yerleştirilmişti. Böylece baskın sırasında ciddi bir direniş ihtimali ortadan kaldırılmıştı. İttihatçıların Alman ve Avusturya elçiliklerini de durumdan haberdar ettikleri anlaşılıyordu, çünkü bu iki ülkenin elçisi de olay yerinde hazırdı.

Saat 15.00 civarında, kır bir ata binmiş Enver Bey, amcası Halil Paşa, İttihatçıların ünlü hatibi Ömer Naci, (1915’te Ermeni Kırımı’nın faillerinden olacak olan) Sapancalı Hakkı, İzmitli Mümtaz, Filibeli Hilmi ile İTC’nin esnaf örgütlerinin lideri Kara Kemal’in silahlı adamlarının öncülüğündeki 100 kişilik bir grup, ellerindeki bayrakları sallayarak ve Edirne için sloganlar atarak Babıâli’ye doğru yola koyuldular. Yürüyüş kolu Nafıa Nezareti’nin (bugün İran Konsolosluğu) önünden geçerken Ömer Naci elindeki tabancayı sallayarak “Yaşasın millet! Yaşasın İttihat ve Terakki Cemiyeti!” diye avaz avaz bağırmaya başladı.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Müzakereler barış için bir fırsattı
  5 milyar dolar yatırımla 45 yeni AVM geliyor
  Çağlayan: Angela Merkel bizi incitiyor
  Sanayi üretiminde 3.7 artış
  Demirören’den kamuoyu yoklaması
  Beşiktaş’a gol atınca dua ettim
  Divan Kurulu toplantısı yapıldı
  Londra’ya emin adımlarla
  Futbolun kuralı yeniden yazılıyor
  Ersan’dan “double double”
  Derbi maçın galibi Fenerbahçe
  Anadolu Efes işi mucizeye bıraktı
  Arkas Spor ilk 6 arasına girdi
  Burada ‘tanrı-küratör’yok
  ‘Rant kaygısı İstanbul’u ahtapot gibi sardı’

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
ARADA
Markar Esayan - 09.02.2012
Devlet ve kurumları
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 09.02.2012
Türk futbolu medeni değil!
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Darbeciliğin miladı: Babıâli Baskını" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 18:54:35