1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 01:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 10.05.2009
Ayşe Hür
Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa Ayşe Hür - Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
KORUCU TERÖRÜ. Mardin’in Bilge Köyü’nde (Köyün Kürtçe adı bazılarına göre Kertê, bazılarına göre Zanqırt) yaşanan korkunç olayın etkisinden kurtulmak kolay değil. Televizyonlarda, gazetelerde son derece nitelikli analizler yapılıyor. Olayın kaynağı rant mı, husumet mi, cahillik mi, töre mi, feodal düzen mi, koruculuk sistemi mi, terör kültürü mü, yöneticilerin aymazlığı mı, JİTEM’in komplosu mu, bunların bileşimi mi karar vermek için biraz daha vakte ihtiyacımız var ama aşağıda okuyacağınız Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın 30 senelik devlet hizmetinin hikâyesi gösteriyor ki, bu ülkedeki en büyük cinayetleri maalesef, devlet işlemiştir.

DEVLET TERÖRÜ .
Vatandaşlarının bir bölümünü düşman gibi gören ve en ağır silahlarla üstüne giden, yeri geldiğinde beynine kurşun sıkan, köylerini ‘devlete düşman’, ‘devlete dost’ diye tasnif eden, ‘dost’ dediklerinin eline en korkunç silahları verip, ‘düşman’ dediklerini taciz ettiren, suçüstü yakalananları ‘tanırım iyi çocuktur’ diye kanadı altına alan bir devletin vatandaşlarının birbirine sevgi ve saygı duyması beklenebilir mi? Bu korkunç olayın, otoriter devlet yapımızı, askerî ve siyasal kültürümüzü, töremizi, inanç sistemlerimizi samimi şekilde gözden geçirmemize vesile olmasını diliyorum...

Karakol ve Zabitan örgütleri


Kahramanımız Muğlalı Mustafa Bey, Mondros Mütarekesi sonrasında, Karakol, Zabitan, Yavuz gibi İttihatçı direniş örgütlerinde yöneticilik yapmış, ancak bu görevi sırasındaki bazı tedbirsizlikleriyle Ankara’nın tepkisini çekmiş bir Yarbay’dı. (Örneğin Hintli Müslümanların temsilcisi sıfatıyla Ankara’ya gelen ve Mustafa Kemal’e suikast girişimi suçundan idam edilen Mustafa Sagir’in yolculuk belgesinin üzerinde Muğlalı’nın mührü vardı.) 1922’de zaferin kazanılmasından 1927’ye kadar Albay rütbesiyle 18, 13, 10, 3, 11 ve 41 Tümen Komutanlıklarını yürüten Muğlalı’nın yıldızı 1927’de, devletin Dersim yöresindeki isyanlardan sorumlu tuttuğu Koçuşağı Aşireti’ne karşı yürütülen ‘Tedip Harekâtı’ ile parladı. ‘Tedip’ terbiye etmek anlamına geliyordu ve devletin terbiyeye soyunduğu Koçuşağı Aşireti, bazı kaynaklara göre 2.500 kişiydi, bazı kaynaklara göre 4 bin kişiydi. Elbette nüfusun büyük bir çoğunluğu yaşlı ve çocuklardan oluşuyordu. Eli silah tutan sayısı ise iyice azdı. Ama nedense koskoca devlet bu küçücük aşiretten çok korkuyordu ve onu ezmek gerektiğine inanıyordu.

Koçuşağı Tedip Harekâtı


Tedip Harekâtı’nın başına devletin raporlarında “cebbar (kudretli), gayur (gayretli) ve bilhassa çok sert bir kumandan” olarak tarif edilen Elazığ ve Havalisi Komutanı Muğlalı Mustafa atandı. Harekâtın icrası için bir piyade alayı, bir bölük, üç kudretli dağ bataryası, altı tayyare ve jandarma ve milislerden oluşan grupları seferber edildi. 6 Eylül 1926’da başlayan harekâtın ikinci günü akşamı, Koçuşağı Aşireti’nin ileri gelenleri teslim bayrağını çekmişlerdi ancak Muğlalı, köylüleri samimi görmeyerek, harekâta devam kararı aldı. İlâve üç tabur ve bir müfreze ile takviye ettiği birlikleri, uçakların desteğinde Koçuşağı Aşireti’nin iflahını kesti. Tam aşirete yataklık ettiği gerekçesiyle Tağar ve Koçulu köyleri yakılmıştı ki, 30 eylülde, Koçuşağı isyancılarından bir grup Mustafa Bey’in Amutka mıntıkasındaki çadırına baskın düzenleme cüretinde bulundu. Bu durum ‘sert kumandan’ın tepesini iyice attırdı ve 30 ekime kadar süren kanlı harekât sonunda, mağaralara sığınmış isyancılar teker teker imha edildiler.

Bicar Tenkil Harekâtı


Kürtleri tepeleme işini gayet başarılı yaptığı görülen Muğlalı’nın yeni görevi 1925’teki Şeyh Said İsyanı’nın bastırılmasından sonra Murat Suyu yakınlarındaki Bicar bölgesinde toplanarak sağa sola saldırdığı iddia edilen eskiisyancıları imha etmekti. Haziran 1927’de bölgeye gelen Muğlalı’nın emrine verilen kuvvetler 7. Kolordu’dan 63. ve 62. Piyade Alayları (Bir tabur eksik), 40. Süvari Alayı, 7. Seyyar Jandarma Alayı, bir muhabere, bir sıhhiye birliği, 8. Kolordu’dan 12. ve 19. Alay (Bir tabur daha sonra Bingöl’ den getirilmişti), 3. Seyyar Jandarma Alayı ve üç dağ bataryasıydı. Ayrıca devlete sadakatleriyle tanınan Hezanlı Şeyh Selim Efendi Milisleri, Şeyh Selâmet Köyü Milisleri, Bicar Milisleri, Lice Milisleri, Hani Milisleri, Bingöl’den katılan milis grupları, Gökdere Milisleri de kendisine yardımcıydı. Olayları uzun uzun anlatmaya yerimiz yok. Sadece şunu söyleyelim: 3 kasımda resmî adıyla Bicar Tenkil (‘uzaklaştırma’, ‘örnek olarak ceza verme’) Harekâtı’nın bittiği merkeze müjdelendiğinde, 280’den fazla köy yakılmış, iki binden fazla asi kurşuna dizilmişti.

“Menemen Fatihi”


Bu büyük başarısından (!) sonra Mustafa Muğlalı, 1927 yılında tümgeneral rütbesine yükseltildi. 1927 - 1928 yılları arasında 3. Ordu Kurmay Başkanlığı, 1928- 1929 yılları arasında Genelkurmay 2. Başkan Yardımcılığı, 1929- 1931 yılları arasında da 57. Tümen Komutanlığı görevlerini icra etti. Ayrıntısını başka bir hafta anlatacağım, 23 Aralık 1930 tarihli ‘Menemen Olayı’nda, Asteğmen Kubilay’ı (asıl adı Mustafa Fehmi’ydi ama o günlerde moda olan Türkçülük akımının etkisiyle Kubilay adını almıştı) ve iki bekçiyi katledenleri yargılamak üzere kurulan Divan-ı Harb’e Mustafa Kemal tarafından başkan olarak atanan Mustafa Muğlalı, bu olayı da şanına yaraşır şekilde yürüttü. Sıkıyönetim uygulamasının bittiği 8 Mart 1931 tarihine kadarki dönemde 2.200 kişiyi tutukladı, 606 kişiyi yargıladı, aralarında Nakşi Şeyhi Esat Hoca da olmak üzere 28 kişiyi idama mahkûm etti, bu kişileri halka gözdağı vermek için Menemen’in değişik yerlerinde (Hükümet Meydanı, İstasyon, Tuz Pazarı, Bedesten ve Sinema önü gibi) astırdı. İdam edilenler, saatlerce asıldıkları yerde aynı şekilde bırakıldılar böylece Menemen halkının zihninde hiç silinmeyecek bir iz bırakıldı...

Bu olaydan sonra “Menemen Fatihi” olarak adlandırılan Muğlalı, 1931’de korgeneral rütbesine yükselecek, 1931 - 1939 yılları arasında 1.Kolordu Komutanlığı, 1939 - 1943 yılları arasında İstanbul 3. ve 10. Kolordu Komutanlığı yapacaktı. 1942’de orgeneral rütbesine yükseltildikten sonra 1942–1943 yılları arasında Yüksek Askerî Şûra üyeliğine getirilen Muğlalı, 25 Şubat 1943’de 3. Ordu Komutanı oldu ve görev bölgesi olan Van’ın Özalp ilçesinde meydana gelen bir olayla yeniden tarihe geçti.  


O gece Çilli Gediği’nde neler oldu?: 33 Kurşun Olayı


1943 yılının temmuz ayında Van’ın Özalp İlçesi’nde yaşanan ‘33 Kurşun Olayı’nın içyüzünü ortaya çıkarmak, henüz tam olarak mümkün olmadı çünkü olayı soruşturan Genelkurmay Askerî Mahkemesi kayıtları araştırmacılara hâlâ açılmadı.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Karacanlar’a vergi operasyonu
  Kar İstanbul’a geri döndü
  Hayat bizden daha absürd
  Konteynerin içindeki deprem
  ‘Ezan okuyacaksan camiye gidebilirsin’
  İran: ABD’yi her yerde vurabiliriz
  Para karşılığı mitinge katılmışlar
  Mavi Marmara’ya yol ver
  İslam âlimlerinden Şam karşıtı fetva
  Önce Zabadani’yi kontrol etsin
  Üç bakandan ‘porno’ istifası
  Cumhuriyetçi Santorum ‘hat-trick’ yaptı
  Eşcinsel evlilik yasağına iptal
  Atlantik’te sular ısınıyor
  Atatürk kendi medyasını kurdu

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Devletin demir yumruğu: Muğlalı Paşa" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 01:10:55