1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 25.09.2011
Ayşe Hür
Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar Ayşe Hür - Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar

Bu hafta Star yazarı Mustafa Akyol, Gazete Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ve Zaman yazarı Ali Bulaç’ın Kuran’a ve İslami kaynaklara dair yazılarıma yönelik eleştirilerine cevap verecektim ama Ali Bulaç’ın yazısına (I) diye başlaması üzerine bu işi sözkonusu yazı dizisi bitinceye kadar ertelemeyi doğru buldum. Haftanın yazısı Kıbrıs Cumhuriyeti ile yaşadığımız kıta sahanlığı çatışmasına dair.

“Kıta sahanlığı” bir kıyı devletinin kıyıdan hemen sonra başlayan sualtı alanı demek. 1910 yılında yabancı balıkçılar tarafından deniz kaynakları talan edilen Portekiz’in şikâyetinden beri uluslararası hukukun konusu olan kıta sahanlığı terimi, günümüzde bu alanın temel metinleri olan 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ve 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne ve bunların alt protokollerine göre kıyıdaş ülkenin topraklarından deniz tabanına doğru 200 metre derinliğinde, ortalama 75 mil genişliğinde bir şeridi kapsıyor. Ancak dünya pratiğinde derinlik 135 ila 600 metre arasında değişirken, genişlik ise Sibirya örneğinde olduğu gibi 700 kilometreye kadar çıkıyor.


Savaş değil uzlaşma

1960’lardan itibaren pek çok ülke kıta sahanlığı yüzünden çatıştılar ama bütün çatışmalar Uluslararası Hakem (Tahkim) Mahkemesi aracılığıyla barışçıl biçimde çözüldü. Çözemeyen iki ülke ise Türkiye ile Yunanistan. İki ülke arasındaki kıta sahanlığı anlaşmazlığının 40 yıllık tarihçesi var. Yunanistan’ın 1961’den beri hidrokarbon ve petrol yatakları bakımından zengin olduğu söylenen Kuzey Ege’de araştırmalar yapması ve keşfedilen madenlerin işletilmesi için yabancı şirketlere izin vermesi üzerine Kıbrıs yüzünden Yunanistan’a kızgın olan Türkiye 18 Ekim 1973’te Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) bir bölümü Yunanistan kıta sahanlığı ile örtüşen bölgelerle ilgili 27 adet petrol arama ruhsatı vermişti. Taraflar arasında nota değişimi sürerken Çandarlı gemisi 32 savaş gemisinin eşliğinde Ege’ye açılmıştı. İşe savaş gemileri karışınca Yunanistan ve uluslararası toplum endişelenmiş, Türkiye’nin buna cevabı arama sahasını genişletmek olmuştu. İlişkiler 20 Temmuz 1974 Kıbrıs ‘Barış’ Harekâtı ile iyice kötüleşti. 1975’te Yunanistan konunun Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) götürülmesini önerdi ama Türkiye buna yanaşmadığı gibi 1976’da MTA’nın sismik araştırma gemisi Hora’yı Ege’ye gönderdi.


Piri Reis ve Sismik-I yolda

Aynı yıl Yunanistan konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıdı, Konsey’in 395 sayılı kararı uyarınca konu UAD’ye gitti, Türkiye bazı tarihsel argümanlarla UAD’nin yetkisini tanımadı ama sonunda konu küllenmeye bırakıldı. 1987’de Yunanistan’ın Taşoz Adası’nın doğusunda petrol bulmasından sonra konu yeniden alevlendi ve bu sefer sahneye (son krizde de sahneye çıkacak olan) Piri Reis ve Sismik-I gemileri çıktı. İki ülke tekrar savaşın eşiğine gelmişti ki uluslararası toplumun aracılığıyla konu yatıştı. Öyle ki, 1988’de iki ülke başbakanları (Turgut Özal ve Andreas Papandreu) Davos’ta biraraya gelmekle kalmadılar bu tarihten sonra iki ülke arasında adeta yeni bir balayı havası doğdu. Ama 1989’da iki ülkede de başbakanların değişmesiyle (Özal Cumhurbaşkanı oldu, Papandreu seçimi kaybetti) balayı bittiği gibi 1996’da Muğla’nın 7 km. açıklarındaki Kardak (Yunanca adıyla İmia) Kayalıkları krizi ile iki ülke yeniden savaşın eşiğine geldi.

 


Kardak/İmia krizi

Bu krizin kahramanı da bir gemiydi. Kriz, batmak üzere olan Figen Akat adlı şilebin kurtarılmayı istememesine rağmen, ticari bir Yunan kurtarma gemisi tarafından kurtarılması üzerine çıkmıştı. Yunanistan geminin kendi karasularında battığını söylüyordu, Türkiye Kardak’ın Türk toprağı olduğunu ileri sürüyordu. Gerilim Yunan ve Türk gazetecilerinin kayalığa bayrak dikmeleriyle tırmanmış, Yunanistan’ın Kardak/İmia’ya; Türkiye’nin de yakındaki bir kayalığa çıkarma yapmasıyla uluslararası bir bunalıma dönüşmüştü. Neyse ki ABD’nin ve NATO’nun çabalarıyla savaştan dönülmüştü. Galiba bu iki huysuz ülke de nasılsa uluslararası toplum aramıza girer ve bizi engeller diye bu kadar rahat kavga çıkarıyordu.

Bu tarihçeye bakınca, Doğu Akdeniz sularında bizi nelerin beklediğini tahmin etmek zor değil. Bakalım tam 39 yaşındaki emektar Piri Reis (gemisi demeye dilim varmıyor) bu zorlu görevi yürütebilecek mi? Çünkü duyduğuma göre ödenek yetmediğinden ana motoru ve jeneratörünü gümrükten çekememişiz. Bakalım TSK kendi gemilerimizi bombalamamayı başarabilecek mi? Çünkü emekli Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in internete sızan konuşmalarına bakılırsa defalarca kendi askerimizi öldürmüşüz…


Kocatepe Muhribi’ni nasıl batırdık?

Söz gemilerden açılmışken, batırdığımız Kocatepe Muhribi’ni anmamak olmaz. Bu olay sadece TSK’nın askerî becerileri açısından değil, son aylarda adını sıkça duyduğumuz iki ülke Libya ve İsrail’in konuya bir şekilde dâhil oluşlarıyla da ilgiyi hak ediyor. Bu geminin adı Kocatepe Muhribi.

Muhribin başına gelenler harp akademilerinde ders olarak okutulacak nitelikte. Hikâye şöyle gelişiyor: Türk ordusunun Kıbrıs ‘Barış’ Harekâtı’nı başlattığı 20 Temmuz 1974 günü, Muğla İl Jandarma Komutanlığı’ndan Muğla Valisi’ne, ondan Jandarma Genel Komutanlığı’na, ondan Genelkurmay’a, Genelkurmay’dan da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bir istihbarat raporu gelmişti. Raporda “Rodos’ta, Mandrake Burnu açıklarında asker yüklü 10-12 gemi 8-10 mil süratle Baf’a doğru seyrediyor” yazıyordu. Bu basit rapor yetkilileri telaşlandırmış, Dışişleri Bakanı Turan Güneş o sırada Ankara’da bulunan ABD’nin Kıbrıs Temsilcisi Joseph Sisco aracılığıyla eğer konvoy geri çevrilmezse konvoyun batırılacağını Yunan tarafına bildirmişti. Sisco Atina’ya uçtu ve durumu Yunan tarafına bildirdi.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Ege ve Akdeniz’de garip savaşlar" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:10:20