1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:10
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 04.09.2011
Ayşe Hür
Erken İslam tarihinin kaynakları
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları Ayşe Hür - Erken İslam tarihinin kaynakları
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Erken İslam tarihinin kaynakları

Geçen haftaki yazıma o kadar çok eleştiri aldım ki, aynı konuya bir kez daha dönmek zorunda hissettim kendimi. Ancak bu yazım her halükârda bu konudaki son yazım olacak. Nedenini yazının tümünü okuduktan sonra anlayacağınızı umuyorum.

Eleştirilere dönersem, kimi “biraz daha araştırsaydınız” türündendi, kimi “senin haddine mi bu konuda yazmak” türünden. Kimi “bunlar bilinen şeyler ama yanlışlar var içinde” türündendi, kimi “külliyen uydurmuşsun” türünden. Kimi “Amacın meşhur olmak mı” diyordu, kimi “Gizli misyoner misin, CIA ajanı mısın?” Kimi “bir daha Taraf almayacağım” diye küsüyordu, kimi “Salman Rüşti’yi unutma” diye tehdit ediyordu. Müjdeler olsun ki, destek mahiyetindeki maillerin sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Seyahatte olduğumdan herkese cevap veremedim, kusura bakmayın. (Hâlâ da seyahatteyim, dolayısıyla teknik hatalar olabilir, peşinen özür diliyorum.) Uzatmayayım, ‘münevveran’dan Nasuhi Güngör’ün twitter’da dediği gibi “meydanı boş görmenin verdiği cüretle yazdığım o korkunç yazı” okurlardan (Nasuhi Güngör müsterih olsun) ‘gereken’ cevabı aldı. Kendileri cevap yazamayanlar da Ali Ünal’ın (31 Ağustos 2011, Zaman) yazısıyla tatmin oldular. Bunlar arasında Mustafa Akyol ve Serdar Kaya gibi münevverler de vardı. Demek ki, “böylesine karmaşık bir konuda tatmin olmak bu kadar kolaymış” dedim ve imrendim kendilerine.


Vahiy kâtipleri

Ali Ünal’ın yazısında haklı bulduğum tek eleştiri ‘Yahudi Bahira’ ile ilgiliydi. İslam kaynaklarına göre Bahira Yahudi değil Süryani idi ve Hazreti Muhammed’in vahiy döneminde değil çocukluk döneminde yaşamış biriydi. “Diyelim ki, diğer gâvur isimleri de uydurmaydı, peki Selman-ı Farisi de mi uydurmaydı” diye sormayacağım, çünkü hakikaten o isimleri zikretmesem de olurdu. Bunun dışında Ali Ünal’ın gözünden kaçan bir hatam vardı: Haccac’ın valilik dönemi ile ilgili tarihte bir hata yapmış, 694 yerine, 649 yazmıştım. Bir önceki haftaki ‘Haram Aylar’ konusundaki hatam için de “IHL mezunu Başbakan bile yanılmıştı” demeyip özür dileyeyim. Daha da ileri gideyim, diyelim ki yazının tümü külliyen yanlıştı, peki Ali Ünal’ın yazısından benim ‘yanlış’ anlattığım hikâyenin ‘doğrusunu’ öğrenebildiniz mi? Yani vahiylerin nasıl kitaba dönüştürüldüğünü ve bu kitabın nerede olduğunu, günümüzdeki Kuran’larla bu kitabın ilişkisinin nasıl kurulduğunu? En azından ben öğrenemedim, çünkü yazıda, bol bol alaycı cümle, mugalâta, dogma vardı ama ‘gerçek’ ve/veya ‘doğru’ hikâye yoktu.


Yanlışlanamayan ‘tarih’

Ama Ali Ünal’ı bunun için eleştirebilir miyim? Hayır. Çünkü bu konuda anlatılan bir hikâyeye ‘gerçek’ ve/veya ‘doğru’ demek de ‘uydurma’ ve/veya ‘yanlış’ demek de bilimsel kriterlere göre imkânsız. Öncelikle üzerinde konuştuğumuz konu inançla ilgili ve herkes bilir ki, inancın bilimsel dayanağa ihtiyacı yoktur. ‘İnanıyorum’ dersiniz olur biter. İkincisi erken dönem İslam tarihini ‘bilimsel’ kriterlere göre araştırmak isteyen birinin işi çok zordur. Çünkü o dönemde kaleme alınmış yazılı kaynak çok azdır. Suudi Arabistan yönetimi izin vermediği için, İslamiyet’in merkez coğrafyasında arkeolojik araştırma yapılamadığından, fiziki kanıtlar da çok azdır. Elde bulunan kanıtlar üzerine bilimsel araştırma yapmaya kalkanların önünde Salman Rüşti örneği durur, vs.


Elde ne var?

Bütün bu engellere rağmen Batı kütüphanelerindeki malzemelere bir göz atarsak; Arabistan’da bulunan 685 ve 689 yılına ait yılına ait üzerinde Kuran’dan alıntılar bulunan paralar, 692 yılında inşa edildiği sanılan Kubbet’üs Sahra’daki biri mozaik, diğeri bakır plaka üzerinde yine Kuran’dan alınma (ama bugünkü metinlerden farklı) alıntılar, Afrika ve Arabistan’ın çöllerinde bulunmuş tek tük çift dilli (Grekçe-Yunanca gibi) kitabeler, 634-640 yılları arasına tarihlenen Didaskalia Jacobou diye anılan bir metin, Halife Ömer’in Kudüs’ü fethettiği tarihte (637) Kudüs Patriği olan Sophronius’ın anıları, bir Süryani rahibin Halife Ömer’le Gezirta şehrinin ‘zımmi’ halkı arasında yapılan bir sözleşmeden söz eden yazmaları, 696’da Nil deltasındaki Nikiu/Pashati şehrinin Kıpti piskoposu olan John’un Amr İbn’ül-As’ın Mısır gazalarını ayrıntılarıyla anlatan yazmaları, Emevi Halifesi Abdülmelik’in (ö.705) seferlerini anlatan John bar Penkaye yazmaları, 661-681 yılları arasındaki Arap akınlarına bizzat şahit olan ve Arapların Yahudilerle birlikte Bizans’a karşı savaştığını kaydeden Şam yazmaları, yine bu yıllara ait Sebeos adlı bir piskoposun kroniği ile Kuzistan Kroniği, Thomas adlı bir Hıristiyan rahibinin 640’lara ait gözlemlerini içeren 8. yüzyıla tarihlenen mektuplar, bazı seyahatnameler vs... Bu kaynakların gayrımüslimler tarafından üretilmesi ve büyük bir bölümünde, İslam’ın ‘resmî’ tarih söylemiyle çelişen şeyler olması yüzünden İslam’ın resmî tarihçileri tarafından büyük ölçüde görmezden gelindiğini not edelim.


Siyer, hadis, tefsir geleneği

İslam’ın ‘resmî’ tarihi ise esas olarak ‘siyer’ veya ‘sire’ denen Hazreti Muhammed’in biyografilerinden; İslam ordularının seferlerini konu alan gaza kitaplarına, kabaca Kuran’ın açıklaması demek olan tefsir kitaplarına, Peygamber’in sözleri ve eylemlerini konu edinen hadis kitaplarına, İslamiyet’in hukuki boyutunu ele alan fıkıh kitaplarına dayanıyor. Bu tür kitaplar ise Hicret’in ikinci ya da üçüncü yüzyıllarında ortaya çıkmaya başlamış. Gerçi, İslami kaynaklarda Hasan binSabit (ö.674) ve Zübeyr’in (ö.713) Peygamber’in biyografisini ilk kaleme alanlar olduğu söylenirse de bu kaynaklar günümüze ulaşmamış. İbn-i İshak’ın (ö.761 veya 767) siresi ancak İbn-i Hişam’ın (ö.833) ve Tabari’nin (ö.923) nakliyle ve üzerinde epeyce ‘çalışılmış’ halleriyle biliniyor.

Şii ve Harici geleneği hiç bilmiyorum ama Sünni geleneğinde en güvenilir bulunan hadis kitabı Peygamber’in ölümünden iki asırdan fazla zaman sonra derlenen Buhari’nin (ö.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Erken İslam tarihinin kaynakları" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:10:44