1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:11
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 15.03.2009
Ayşe Hür
Ermenilerin Nuremberg’i
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i Ayşe Hür - Ermenilerin Nuremberg’i
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Bugün 1915 Ermeni Tehciri’nin mimarlarından Talat Paşa’nın Berlin’de Soghomon Tehliryan adlı bir Ermeni tarafından öldürülmesinin 88. yıldönümü. Talat Paşa ile birlikte ülke dışına kaçan yedi kişiden, Harbiye Nazırı Enver Paşa, Bahriye Nazırı Cemal Paşa, Teşkilat-ı Mahsusa’nın Doğu Bölgesi sorumlusu Dr. Bahaeddin Şakir, Trabzon Valisi Cemal Azmi, eski Polis Umum Müdürü Bedri, İTC’nin Merkez Komitesi üyelerinden Dr. Nazım ve Dr. Rusuhi’den ilk beşi de benzer şekilde öldürülmüştü. (Dr. Nazım 1926’da İzmir Suikastı Davası dolayısıyla Ankara’da idam edildi.)

Söz konusu suikastların çoğu henüz tam anlamıyla aydınlanmış değil. Bu yüzden de İttihatçı önderlere yönelik suikastlar konusunda gerçekle efsane birbirine karışmış durumda. Ermeni tarafının genel eğilimi, bu suikastların tamamını üstlenmekten yana. Böylece gelecek kuşaklara, Ermeni halkına karşı işlenen büyük suçu cezasız bırakmadıkları mesajını iletiyorlar. Türk tarafı da bu efsaneye halel getirmiyor çünkü böylece dikkatleri ‘Ermeni tedhişçi’ kavramına çekip, bu suikastların tarihsel arka planını gözden kaçırmayı hedefliyorlar. Bu hafta, bu suikastlardan en iyi bilinenine göz atacağız.  

Devrim ve karşı devrimlerin Almanyası
 

Almanya’nın savaşı kaybedeceği anlaşıldığında 40 bin denizcinin 29 Ekim-3 Kasım 1918’de Kiel limanını işgal etmesiyle başlayan devrimci ayaklanma sonucu Osmanlı Devleti’nin müttefiki Kayzer II. Wilhelm, Almanya’yı terk ederek Hollanda’ya yerleşmiş, iktidarın gerçek hâkimleri olan ve Almanya’nın yenilmediğini, aksine Masonlar, Yahudiler ve Cizvitler tarafından ‘arkadan vurulduğunu’ söyleyen Ludendorff ve Hindenburg görevlerinden ayrılmışlardı. Tarihe ‘Kasım Devrimi’ olarak geçen hareketin önderi Almanya’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki konumuna şiddetle karşı çıkan ve sosyalist bir devrim öngören Spartakistler adlı gruptu. (Grubun adı Spartakusbriefen = Spartaküs’ten Mektuplar başlıklı risaleden geliyordu, Spartaküs ise tarihin ilk devrimcisi idi.)

1919’dan 1933’e kadar sürecek bu yeni döneme ‘Weimer Cumhuriyeti’ denildi. Ancak sosyalistlerin iktidarı ılımlılarla paylaşmayı reddetmeleri üzerine işler ters gitmeye başladı. 4 Ocak 1919’da Berlin’de Spartakistlerin ayaklanma teşebbüsü 19 Ocak 1919’da aşırı sağcı Berlin Muhafız Tümeni tarafından bastırıldı, Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg 1919’un 15 Ocak’ı 16 Ocak’a bağlayan gece işkence ile öldürüldüler. 13 Mart’ta Wolfgang Kapp adlı aşırı sağcı bir gazetecinin önderliğindeki ‘Kapp Darbesi’ yaşandı. Darbe başarısız oldu ancak 1920 Ocağından itibaren uygulanmaya başlayan aşağılayıcı Versailles Antlaşması yüzünden Almanya adeta İngilizlerin kontrolüne girmişti. İşte böyle karanlık bir ortamda, Berlin’de gündeme bomba gibi düşen bir olay yaşandı.  

“Ben yabancıyım, o da...”
 

Daha sonra eşinin anlattığına göre, Berlin’in Charlottenburg semtindeki Hardenberger Sokağı’ndaki 4 numaralı evde ikamet eden Talat Paşa 15 Mart 1921 sabahı çok tedirgindi. Saat 11’e doğru tütün ve eldiven almak için evinden çıkmış, birkaç kez geri dönüp evine bakmıştı. Sokak boyunca yürümeye başlamış, sonra kaldırım değiştirmişti. 17 numaralı evin önüne vardığında, karşısından gelen gri paltolu bir genç önce Talat Paşa’nın kendisini geçmesine izin vermiş, ardından dönüp revolverinin tetiğine basmıştı. Talat Paşa ensesinden giren tek kurşunla yere yığılırken, genç adam silahı atıp kaçmaya başlamıştı. Caddeden geçenler adamın üzerine atlayıp yere yatırmışlardı. Etrafındakiler kendisini tekmelerken genç adam kırık dökük bir Almancayla “Ben yabancıyım, o da yabancı! Sizle ilgili bir durum yok!” demişti.  

Suç mahallini terk
 

1/2 Kasım 1918 gecesi bir Alman denizaltısı (ya da torpidosuyla) İstanbul’dan kaçan Talat Paşa ve şürekâsı önce Sivastopol yakınlarındaki Gözleve’ye (Evpatorya), oradan Almanların hazırladığı bir trenle Almanya’ya geçmiş, Alman Hükümeti’nce önce Berlin’in 50 km. uzağında, Postsdam kenti yakınlarında ünlülerin sayfiye yeri olan Neubabelsberg’e yerleştirilmişlerdi. Olay İstanbul’da duyulunca, yeni hükümeti kuran Ahmet İzzet Paşa Almanlardan İttihatçıların hiç değilse askerî kanadından olan Enver ve Cemal Paşaların iade edilmesini talep etmişti. Ancak Alman Hükümeti özellikle Talat Paşa’yı iade etmeyi düşünmüyordu. Çünkü Talat Paşa hem üst düzey Alman yöneticileriyle dostluklar kurmuştu, hem de Alman kamuoyu kendisini, Osmanlı Devleti’ni modernleştirmek için uğraşan bir devrimci ve kadim Alman dostu olarak tanıyordu. Talat Paşa bir süre sonra eşi Hayriye Hanım’la birlikte Berlin’in şık semti Charlottenburg’daki dokuz odalı geniş eve yerleşti.  

İhtiraslı ve kayıtsız
 

‘Cafer Saî’, ‘Ali Saî’, ‘Mehmed Saî” gibi takma adlar altında bu adreste üç yıl yaşayan Talat Paşa’nın İstanbul’dan kaçarken “Bizim siyasi ömrümüz artık sona ermiştir” dediğini unutmuşa benziyordu. Çünkü bu üç yıl içinde evi yalnız Almanya’daki değil, Avrupa’daki eski Jön Türklerin buluşma yeri olmuş, Talat Paşa Avrupa’nın çeşitli köşelerine dağılmış olan İttihatçıları örgütlemeye çalışmış, İsviçre ve İtalya’da üst düzeyde siyasi temaslarda bulunmuştu. Bankeri Davidoff aracılığıyla İngilizlerle Anadolu hareketinin başına geçmek için pazarlıklar yapmış, Mustafa Kemal’e ve TBMM’deki bazı İttihatçılara mektuplar yazmıştı. O Salı sabahı Talat Paşa son nefesini verirken yıllardır sarf ettiği “Ben yatağımda ölmeyeceğim” cümlesinin acı bir şekilde doğrulandığını aklından geçirmiş olmalıydı.

İki saat kadar yerde kalan cesedin üzerinden ‘Mehmed Saî’ adına düzenlenmiş bir kimlik çıkmıştı ancak gerçek kimliğini yakınlardaki tütüncü dükkânını işleten eski İttihatçılardan Dr. Nazım ve Dr. Bahaeddin Şakir teşhis ettiler. Ceset morga kaldırıldı ve tahnitlenerek geçici olarak Neukölln’deki Türk mezarlığına defnedildi.  

Dünya basınındaki tepkiler
 

Olay Lübnan’dan ABD’ye kadar Ermenilerin yaşadığı coğrafyada büyük heyecan, Türk ve Müslüman dünyasında ise büyük üzüntü uyandırmıştı. Fransa’daki La Figaro, İngiltere’deki The Outlook, The Times, ABD’deki The Public Ledger of Philadelphia, Osmanlı Devleti’ndeki Peyam-ı Sabah ve Journal d’Orient gibi gazetelerde suikastı onaylayan yazılar çıkmıştı. ABD’deki New York Times ise16 mart tarihli sayısında tehciri eski büyükelçisi Morgenthau’nun ağzından özetliyor, 18 marttaki sayısında Talat Paşa’nın Berlin’de çok konforlu bir hayat sürdüğünü, iddialara göre bir Berlin bankasında 10 milyon markının olduğunu belirtiyordu. (Bu iddia, İttihatçıların yanlarında büyük miktarda para ile kaçtıkları iddiasıyla örtüşüyordu. Ancak eşi Hayriye Hanım yıllar sonra “Berlin’de beş parasız kaldığımız günlerimiz oldu. Parmağımdaki yüzükleri sattık. Nihayet kendisine verilen son hatıraları ve nişanları bile” diyecekti.)    
Karakolda itiraflar
 

Cinayeti işleyen Soghomon Tehliryan, 24 yaşında bir üniversite öğrencisiydi. Yakalandığında cebinde 12 bin mark bulunmuştu. Bir bastonun başında yol açtığı 20 santimlik derin yaradan dolayı kan kaybeden ve o gece ateşler içinde kıvranarak geçiren Tehliryan ertesi gün, cinayet masasından Müfettiş von Manteuffel tarafından bir tercüman aracılığıyla sorgulanmış ve sorgusunda “...Almanya’ya sadece Talat Paşa’yı öldürmek için geldim... Ailem Ermeni tehcirinde öldü. Ben tesadüf eseri ölümden döndüm. Daha o zaman Talat Paşayı öldürmeye ant içtim... Ermeni asıllı bazı vatandaşlar bana Talat Paşa’yı öldürmem için para verdi.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Ermenilerin Nuremberg’i" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:11:05