
Yüzde 99’u Müslüman olan ve son dokuz yıldır İslamcı bir parti tarafından yönetilen bir ülkede yaşayan bir yazar olarak 55 yıl yedi aylık hayatımda (okulda, yolda, televizyonda, gazetede) ne kadar çok İslami propagandaya maruz kaldığımı tahmin edebilirsiniz. Örneğin Kemalist rejimin tüm pozitivizmine(!) rağmen, hayatım boyunca tam 101.425 kere ezanla ibadete davet edildiğimi hesapladım. Üstelik son 10 yıldır camili bir sitede oturduğum için bu daveti bilmem kaç desibellik mikrofonlardan haykıran, usulden nasibini almamış müezzinlerden dinledim. Buna rağmen sekiz yıllık yazarlık kariyerimin omurgasını Kemalizm’i ve Jakobenizmi eleştirmek oluşturdu. Din konularına saygılı bir mesafede durdum. Ama ilk kez, İslam tarihi hakkında bir yazı yazdım, ne cahilliğim, ne fitneciliğim, ne CIA ajanlığım, ne Jakobenliğim, ne Oryantalistliğim, ne pozitivistliğim kaldı. Anlaşılan benim bir sayfalık yazım birilerini telaşa sokmuş. Demek ki birileri göründükleri kadar özgüvenli değillermiş. Demek ki birileri sadece kendileri için demokrasi ve özgürlük istiyormuş. Ne ilginç...
Beni eleştirenlerin yazıları neredeyse küçük bir kitap boyutuna ulaştığı için bu hafta sadece bazı iddialara değinebileceğim. İhtiyaç devam ederse daha sonra yine yazarım.
1- Addas, Yessar, Cebr, Bel’am, Bahira kimdi?
Bazıları pek de mühim olmayan “bazı vahiy kâtiplerinin adları” konusunu öyle köpürttüler ki, cevap vermek gerekti. İki yazarın haklı olduğu bir yan var: Bu kişilere “vahiy kâtibi” adını yakıştıranlar gayrımüslim kaynaklar. İslami kaynaklar ise bunları “Peygamberi Hıristiyanlık, Musevilik, Süryanilik vb. konularda bilgilendirenler” olarak tanımlıyor. Evet, benim gibi bir amatörün bu kişilere “vahiy kâtibi” demesi bile ayıp olabilir ama Ünal ve Bulaç gibi ‘ulemadan’ kişilerin bu isimleri hiç duymaması daha büyük ayıp. Çünkü örneğin İbn İshak (ö.761 veya 767), Baladhuri (ö.892), Tabari (ö.922), İbn El Cevzi (ö.1350), Zerkani (ö.1710), Nuveyri (ö.1493) gibi önemli kaynaklar Hıristiyan olan Addas’tan söz ediyor. Mukatil b. Süleyman (ö.767) Tefsir adlı eserinde, Hazreti Muhammed’in Amir El Hadrami el Kureyşi adıyla bilinen hizmetçisinin aslında Ebu Fukayya Yessar adlı bir Yahudi olduğunu, bu kişinin Aramice ve/veya Grekçe bildiğini, Kureyşlilerin Muhammed vahiylerden söz etmeye başladığında “Ona bunları öğreten Yasser’dir” dediğini yazıyor. Hıristiyan Cebr’den İbn İshak, Vakidi (ö.822) ve Tabari de bahsediyor. Suyuti, (ö.1505) bu “bilgi veren” kölelerin, hizmetçilerin isimlerinin pek çok kaynakta farklı geçtiğini belirtiyor ve şu adları veriyor: Yasser, Yasr, Addas, Ebu Maysara (Ba’lam veya Be’lam), Cebr (Hayr veya Habar), Yaiş (veya Aiş), Abis, Ans, Abbas, Yuhannas, Baghavi, Mikyas, İbn Kammata, (İbn Kimta) vs. (Sadece, Verka’yı daha sonraki yüzyıllarda yaşamış bir Verka ile karıştırmışım, özür.)
Bahira’ya gelince, bazı kaynaklara göre Bahira Süryani de değil Nasturi, bazılarına göre Yakubi, bazılarına göre Ariusçu. Kaynaklarda ayrıca Nastura isimli bir başka rahip de var. Bazı kaynaklarda bu Nastura ile Bahira’nın aynı kişi olduğu yazılı. Peygamberin Bahira ile ne zaman karşılaştığı konusunda da değişik rivayetler var. Kimine göre Peygamber dokuz, kimine göre 12 yaşında ama kimine göre 25, kimine göre de 26 yaşında iken karşılaşmışlar. Yani Bahira’nın etkisi iddia edildiği kadar önemsiz değil.
2- Bi’r-i Meune ve Yemame Savaşı’nda kaç hafız öldü?
Bence değil ama anlaşılan İslamcı yazarlar için bu soru çok önemli. O zaman cevabı birlikte arayalım: Ebubekir döneminde ayetlerin metne geçirilmesi ihtiyacını Bi’r-i Meune (626) ve Yemame Savaşı’ndaki kayıplara bağlayan (633-634) en eski kaynak Musa b. Ukba’nın (ö.758) Maghazi’si. Ancak Mahazi’nin metinlerinden çok küçük parçalar günümüze ulaşmış, gerisi kayıp. Çok daha sonra kaleme alınmış kaynaklarda ise bu savaşlara kaç kişinin katıldığı, kaç kişinin öldüğü ölenlerin kaçının hafız olduğu, hafızların Kuran’ın tamamını mı yoksa bazı bölümlerini mi bildikleri konusunda tek bir güvenilir bilgi yok. Yine birbirinden kopyalanmış rivayetlerle karşı karşıyayız. Örneğin İbn Hişam’a (ö.833) göre ilk savaşta 70 hafız ölmüş, ikincisine Peygamber tarafından 40 sahabe gönderilmiş. Halife b. Hayyat’a (ö.855) göre Yemame Savaşı’nda 500 kişi şehit edilmiş. Tabari’ye (ö.923) göre Yemame’de sahte peygamber Müseyleme’nin ordusu 40 bin kişilik ordusundan yedi ila 10 bin kişi ölürken, Müslümanların ordusundan 1.100 kişi ölmüş. İbnü’l Esir’e (ö.1234) göre Yemame’de 660 Müslüman şehit olmuş. Zerkani’ye (ö.1710) göre Yemame’de 75 ile 500 arası kura (hafız) varmış.
Bunların en hacimlisini esas aldığımızda bile Ali Bulaç’ın üç bin sayısına ulaşmak mümkün değil. Zaten Ali Bulaç da bu iddiasına kaynak göstermiyor. Sadece sanki o sırada orada tahrirat kâtibiymiş gibi emin bir eda ile sayılar veriyor. Suyuti’nin sadece 23 kişinin adını vermesini de pek ilginç biçimde açıklamış.
Yazının devamını okumak için tıklayın.