BEKA ENDİŞESİ . 1912-1913 Balkan Savaşları’nın yenilgiyle bitmesinden sonra Osmanlıcık ideolojisi ebediyen tarihe gömülmüş ve Türkçülüğe siyasi bir proje olarak bel bağlayanların sayısı hızla artmıştı. Türk milliyetçiliğinin sahneye geç gelmesi bu görüşün sahipleri açısından arayı kapatma telaşı yaratmış görünüyordu. Osmanlı’ya oldukça ters olan kapitalizmi ve milliyetçiliği ithal ederken ya da Batı’nın reform ısrarlarına boyun eğerken ortaya çıkan sorunlar, Batı dünyasına ve bu dünyanın doğal bir uzantısı gibi görülen gayrimüslimlere yönelik öfkeyi arttırıyordu. İttihatçıların ‘dahili tümörler’ dediği gayrimüslimler, hem ülke ekonomisinde Müslümanlardan daha büyük pay sahibi oldukları, hem de özerklik veya bağımsızlık talepleri ile örgütlendikleri için hedef tahtasındaydılar.
RADİKAL PLAN . Balkanlardaki büyük toprak kayıplarını sindirememiş olan İttihatçılar, Batılı devletlerin 1878 Berlin Antlaşması uyarınca Ermeni vilayetlerinde yapılması gereken idari ve toprak reformlar için baskı yapmaya başlamasıyla telaşa düştüler. Bölgenin Ermenilere geçmesi, imparatorluğun bir çeşit ‘yeniden doğuşu’ gibi görülen ‘Büyük Turan’ ülküsünün gerçekleşmesinin engellenmesi demekti. Birinci Dünya Savaşı ile ortaya çıkan kaotik ortam, İttihatçıların, 1914’te Ege’de, Rumları kaçırtarak provasını yaptıkları radikal planı yürürlüğe koymaları için gerekçe oldu. Bu hafta, ‘Ermenilerden özür diliyorum’ kampanyası etrafında koparılan fırtınaları biraz daha iyi anlamak için, omurgasını, Turan hayallerini sona erdiren ve tehcirle ilişkisi olan Sarıkamış Faciası’nın oluşturduğu küçük bir kronoloji hazırladım.
* * *
8 ŞUBAT 1914 . Osmanlı Devleti, uluslar arası baskılar yüzünden 8 Şubat 1914’de Doğu Vilayetleri için önemli bir reform planını (Yeniköy Anlaşması) imzalamak zorunda kaldı.
2 AĞUSTOS 1914 . Sadrazam ve Hariciye Nazırı Mehmed Said Halim Paşa’nın yalısında toplanan Alman Sefiri Baron von Wangenheim, Harbiye Nazırı Enver Paşa, Dahiliye Nazırı Talat Paşa ve Meclis-i Mebusan Başkanı Halil (Menteşe) Bey, gizli bir ittifak anlaşması imzaladılar. Benzer bir anlaşma Avusturya sefiri Pallivicini ile de imzalandı. Bu anlaşmalar o kadar gizliydi ki, kabine üyelerinin, hatta padişahın bile haberi yoktu! Ülke maceracı bir kliğin önderliğinde makûs sonuna doğru yola çıkmıştı.
? AĞUSTOS 1914 . İTC Merkez-i Umumisi’nden Bahaeddin Şakir, Ömer Naci ve Hilmi Bey yanlarında Gürcü ve Azeri temsilcilerle Taşnak (Ermeni Devrimci Federasyonu, EDF) partisinin Erzurum’da yapılan 8. Dünya Kongresi’ne gittiler. Heyet, EDF temsilcileri Rostom, Vramyan ve Agnuni’ye “Başarımız Ermenilerin pozisyonuna bağlı. Eğer bizimle yürürseniz Kafkasları birlikte paylaşırız... Erivan, Kars ve Elizabetpol’un doğu kısmı, Van, Bitlis ve Erzurum vilayetleriyle birlikte Ermenistan’ı oluşturur” dediler. Benzeri teklifler İstanbul, Muş ve Van’daki EDF’lilere de yapılmıştı. Uluslararası ortamı kendi lehlerine gören EDF temsilcileri teklife sıcak bakmadıklarını söyledi. Böylece, İTC ile EDF arasında 1907’den beri süren ittifakın sonu geldi.
16 AĞUSTOS 1914 . Almanların Goeben gemisi ‘Yavuz Sultan Selim’, Breslau gemisi ise ‘Midilli’ adını alarak Osmanlı bayrağı çektiler ve Alman Amirali Souchon’un yönetimine teslim edildiler.
? EKİM 1914 . İmparatorluğun gayrimüslim tebaasının Amele Taburları’na alınmasına başladı. 1907 doğumlu Yozgatlı Veronika Berberyan yıllar sonra o günleri şöyle anlattı: “...Cumartesi günü, akşama doğru bütün erkekleri Türk ordusuna göndermek üzere toplamışlar; fakat orada Ermenileri Türklerden ayırmışlar. Ermenilerin haklarını savunma konusunda tam yetkili kılınmış olan dedem, Papaz Hakob Berberyan Ermenilerin silahaltına alınan Türklerden ayrıldığını görünce demiş ki: ‘Niçin Ermenileri ayırıyorsunuz?’ Türk binbaşı şöyle cevap vermiş: ‘Papaz Efendi, Ermeniler yol yapmaya gidecek, Türkler ise Rus cephesine.’ Ertesi gün pazardı. Dedem Kutsal Ayini bitirmiş ve daha yeni eve gelmişti. Nefes dahi alamadan kötü haber bize ulaştı. Artin Ağa’nın oğlu değirmenciydi; sabah kalkıp çalışmaya gitmiş, değirmenin yanında bir sürü insan kafatası, ayaklar, eller görmüş. Dili korkudan tutulmuş bir halde, nefes nefese koşarak eve dönmüş ve gördüğünü anlatmış. Artin Ağa oğluyla birlikte gelip dedeme dedi ki: ‘Dün akşam askere götürülenleri gece vakti boğazlamışlar.’ Dedem şöyle cevap verdi: ‘Gidin, Kaymakam’a şikâyet edin.’ Artin Ağa Kaymakam’a şikâyet etmeye gitmiş; ama o gece artık eve gelmemiş...”
22
EKİM 1914 . Enver Paşa Donanma Kumandanı Amiral Suchon Paşa’ya yazılı emir verdi: “Donanmayı Hümayûn, Karadeniz’de hakimiyet-i bahriyeyi kazanacaktır. Bunun için Rus donanmasını, nerede bulursanız ilân-ı harp etmeden ona hücum ediniz.”
29 EKİM 1914 . Karadeniz’e açılan Yavuz ve Midilli Rusya’nın Sivastopol, Novorossisk ve Odessa limanlarını top ateşine tuttu.
2 KASIM 1914 . Rusya Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. İtilaf Devletleri’nin savaşa katılma karşılığında İttihatçılara vaat ettiği paralar, Romanya ve Bulgaristan üzerinden İstanbul’a doğru yola çıktı. Rus-Kafkas ordusu, Karadeniz’den Ağrı Dağı’ndaki hudut üzerinden yedi kol halindeki saldırısıyla Pasinler’e kadar ilerledi.
9-18 KASIM 1914 . 3. Ordu, Rusları Köprüköy’de [Eleşkirt] durdurdu. Ama Kumandan Hasan İzzet Paşa, askerin giyim ve iaşesinin yetersizliğini ve kış şartlarını düşünerek çekilen Rusların peşine düşmedi.
? KASIM 1914 . Adsız bir asker günlüğünde şunları yazdı: “Bu yaz, iki alayımızla Yemen’den buraya naklolunduk. Yola koyulmamızdan dört ay sonra buraya ulaştık ki, Arabistan’ın cehennemî sıcağı Köprüköy’deki [Eleşkirt]ayaz yanında nimet-i ilâhi imiş. Burada çadırın perdesi buza kesmiş oğlak kulağı gibi kırılmakta ve kopmakta. Bölük kumandanım, beni sıhhiyeye nakletmiş ise de, tabip ve ilaç yokluğundan çaresiz kalıp tekrar takımıma döndüm. Akşam yaklaşınca Köprüköy’e civar dağlardan tipi boşanır. Kumandanımız, gelecek cuma Başkumandan Enver Paşa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için geleceğini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltoların verileceğini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Başkumandan Paşa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacağından ve kâfirin, karşımızdaki tepelerde geceleri seyrettiğimiz ocaklı ve mutfaklı karargâhlarını ele geçireceğimizden subaylarımız çok emin...”
16 ARALIK 1914 . Alman kurmay ve generalleriyle Erzurum’a gelen Harbiye Nazırı Enver Paşa, hocası Hasan İzzet Paşa’ya bağırdı: “Hatalı davrandınız, başarılı olamadınız! Rus Ordusu burada yok edilmeliydi.
Yazının devamını okumak için tıklayın.