1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 22 Mayıs 2012 Salı 12:16
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 09.01.2011
Ayşe Hür
Güneş Dil Teorisi’nin icadı
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı Ayşe Hür - Güneş Dil Teorisi’nin icadı
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
Güneş Dil Teorisi’nin icadı

‘Tek dil’, ‘iki dil’, ‘çok dil’ tartışmalarının sürdüğü bu günlerde, Türkçenin hangi garip yollardan sonra ‘devletin dili’ haline geldiğinin tarihçesine bakmak iyi olur diye düşündüm. Aslında bu konuda iki kere yazmıştım. 8 Haziran 2008 tarihli “Haydi hep birlikte Kürtçeye özgürlük” yazımda Osmanlı’dan bugünlere uzanan dil savaşlarını, 31 Mart 2009 tarihli “Tez zamanda yer isimleri değiştirile” başlıklı yazımda ise Cumhuriyet tarihi boyunca yer isimlerinin nasıl Türkçeleştirildiğini anlatmıştım. Bu hafta hikâyenin bir başka unsurunu, dil kurultaylarını ele almaya çalışacağım. 


Dilde özleşme başlıyor

1 Kasım 1928’de TBMM’de kabul edilen bir kanunla Arap alfabesinin yerine Latin harfli alfabeye geçildikten sonra iş dil planlamasına gelmişti. Çünkü yeni alfabe ile birlikte Arapça, Farsça sözcüklerin ve gramerlerinin dayanağı ortadan kalkmıştı. 17 Şubat 1929’da toplanan Dil Heyeti derhal yeni alfabeye uyumlu yeni Türkçe sözcükler bulma işine girişti. Toplantıda yaptığı konuşmada Arapça ve Farsça sözcüklere yer vermeyen bunun yerine yeni Türkçe sözcükler kullanmaya çalışan İsmet İnönü konuşmasının sonunda “dilimizi engin bir düze genişletecek ve medeni bütün anlatışlara tam denk gelecek bir söz kitabı oluşturulmasının gerekliliğini” vurgulamıştı.  


Dil Heyeti yetmez

Ancak böyle zorlu bir iş için Dil Heyeti türü bir kurum yetersiz bulunmuş olmalı ki Mustafa Kemal, 11 Temmuz 1932’de Çankaya’da Afet İnan, Akçuraoğlu Yusuf, Samih Rıfat, Sadri Maksudi (Aral), Hamid Zübeyr (Koşay), Hüseyin Namık (Orkun) ve Ruşen Eşref’in (Ünaydın) davet edildiği bir toplantıda “dil işleriyle ilgili bir cemiyet”in kurulmasını tartışmaya açtı. Toplantı sonunda Türk Dili Tetkik Cemiyeti (TDTC) adıyla bir derneğin kurulmasına oybirliği ile karar verilmiş, hatta teşkilat şeması ve nizamnamesi de genel hatlarıyla Mustafa Kemal tarafından belirlenmişti.

Adından da anlaşıldığı gibi kurum bir cemiyet olarak örgütlenmişti. Hâlbuki dönemin aydınlarının isteği, bir dil akademisinin kurulmasıydı. Ancak, ‘akademi’ demek sırf dil uzmanlarından oluşan bir bilim kurulu demekti ve bu itibarla dil çalışmaları özel bir uzmanlık alanı addedilerek geniş halk kitlelerinin katılımına olanak vermeyecekti. Hâlbuki Mustafa Kemal’in kafasındaki proje, dil tartışmaları yoluyla Türkiye’de yaşayan çeşitli grupları uluslaşma projesine dâhil etmekti. Bu da daha esnek bir yapılanmayı zorunlu kılıyordu.
 

I. Türk Dil Kurultayı

4 Eylül 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti başkanlığı tarafından gazete ve radyolarda yayınlanan bir beyanname ile eylül ayının son günlerinde bir dil kurultayı toplanacağı kamuoyuna duyuruldu. İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda toplanacak kurultaya kadın-erkek tüm yurttaşlar üye sıfatıyla davet edilmişti. Paris’te yaşayan Yahya Kemal (Beyatlı) Paris’ten, Sofya’da yaşayan Agop Marta(r)yan özel olarak davet edilmişti. (1934’te Atatürk tarafından Dilaçar soyadını verilen Marta(r)yan, TDK’da yıllarca (1936-1978) görev yaptı.) Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayan yabancı dilbilimciler de kurultaya üye olarak katılabileceklerdi.

26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan 1. Türk Dil Kurultayı’na damgasını vuran Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçeden tasfiyesine karşı çıkan bir tebliğ sunan Hüseyin Cahit (Yalçın) oldu. Aslında Hüseyin Cahit dilde değişmeye, sadeleşmeye değil dile devlet müdahalesine karşıydı. Sözkonusu tebliğin kurultaya sunulması önce bir tereddüt yaratmış, sonra izin verilmişti. Ancak konuşma büyük yankı uyandırınca Mustafa Kemal duruma el koydu ve bu tür ihtimallere karşı kurultay binasındaki bir odada yatan TDKC Başkanı Samih Rıfat Bey’i hasta yatağından kaldırarak kürsüye çıkartı. Hüseyin Cahit’in tezlerini çürütmek için kürsüye çıkanların arasında Hasan Ali Yücel, Ali Canip, Fazıl Ahmed ve Köprülüzade M. Fuad gibi ünlü isimler de vardı.  


Türk dillerinin akrabaları

Kurultayda dilbilimcilere Türkçenin Sümer, Eti gibi en eski Türk dilleriyle gerek Hint-Avrupa, Sami denen dillerle mukayesesinin yapılması görevi verilmişti. Bu bağlamda bazı delegeler bazı kelimelerin Türkçe kökenli olduğunu ispatlamaya giriştiler. Örneğin Latincedeki “Dieu” (Diyö-Tanrı) kelimesi, Yunancadaki “Teos” (Tanrı) kelimesi ile Arapça ve İbranicede “Melek” ve “Cennet” kelimelerinin ve Arapçadaki “Allah” kelimelerinin Türkçe kökenli olduğu şöyle açıklanıyordu: “Eski Türkler fevkalbeşer bir kuvvete sahip olan maneviyete (tiv) ve (dev) derlerdi; bunun için Türkçede Tanrının diğer bir adı da (Tiyu) dur. Latinler bu kelimeleri Diyö şekline sokarak aynı manada kullandılar. Yunanlılar da aynı kelimeleri (Teo) ve (Teos) olarak Allah’a ad verdiler. Keza Türkler kahraman ve kahhar (yok edici) gençlere (devoğlu) derlerdi. Bu devoğulları çok defa Arap kavmini çiğnemiş onlar için korku ve dehşet sembolü olmuştur. Latinler bunlara da diyavol yani diyabl demiştir. Yunanlılar da diyavolos olarak telaffuz etmişlerdir.”  


Eşseslilik bilimi doğuyor

Toplantıdaki diğer delegeler bu mantığı daha da ileri götürdüler ve Türkçe ile diğer diller arasındaki yakınlığı savunmak için fonetik benzerliklerden yararlandılar. Agop Marta(r)yan Türkçe, Sümerce ve Hind-Avrupa dilleri arasında bağlantılar olduğunu savundu. Dilbilimci Ahmet Cevat (Emre) morfoloji; fonetik, kelime dağarcığı ve sözdizimi alanında Türkçe ile Sümerce arasındaki benzerlikleri ayrıntılı biçimde ele aldı. Öyle ki kurultaydan sonra ‘eşseslilik’ çalışmaları bir bilim dalı haline gelmişti.  


Derleme, devlet vazifesidir

Her yıl 26 eylülde ‘Dil Bayramı’ kutlanmasını kararlaştıran kurultayda alınan bir diğer karar Türk lehçelerinden kelimeler derlenmesi idi.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Okurlara açıklama metni - 20.05.2012
  2. Özür - 29.04.2012
  3. Ermeni Soykırımı’nda Alman rolü - 22.04.2012
  4. 1909 Adana İğtişaşı/ Faciası/ Katliamı - 15.04.2012
  5. Osmanlı’nın sevgilisi lalenin sergüzeşti - 08.04.2012
  6. Ali Şükrü Bey ve Topal Osman - 01.04.2012
  7. ‘Milli’ aşk ve nefret hikâyeleri - 25.03.2012
  8. Geleneğin icadı: Newroz ve Nevruz - 18.03.2012
  9. Dr. Tulp’un Anatomi Dersi’ni izlediniz mi - 11.03.2012
  10. Milli Görüş Hareketi ve Erbakan - 04.03.2012
  11. Vagon-Li Olayı ve ‘öz dil’ zorbalığı - 26.02.2012
  12. Muzır kelimeler ve II. Abdülhamid - 19.02.2012
  13. - - 12.02.2012
  14. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  15. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  İDAŞ’a ABD’li ortak geliyor
  Katarlılar, otel için partner arıyor
  Akbank’a ‘en iyi banka’ ödülü verildi
  Avea, Facebook’ta Türkiye birincisi
  TEB’den KOBİ’lere İnternet desteği
  Pegasus’un Bakü seferleri başladı
  ÇAYKUR’dan yılda 15 milyon tasarruf
  A&T yedinci şubesini açtı
  Papandreu’ya feta eleştirisi
  ABD, pazara girişte kolaylık sağlamalı
  Alman işçilere 20 yılın zammı
  Sarrazin, son kitabında bu kez Yahudileri hedef aldı
  İran ticareti üç yılda 30 milyar dolara çıkacak
  O DA TELEFON ÜRETTİ
  TOKİ’nin alanını daraltmamız lazım, çok açıldı

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
TÜRKİYE'NİN HALLERİ
Murat Belge - 22.05.2012
Böyle bir 19 Mayıs
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 22.05.2012
Bayrak ve muhalefet
MEDYAİRONİK
Alper Görmüş - 22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
MANİFESTOM
Yıldıray Oğur - 22.05.2012
Mahmud ile Yezida, bir de kalaşnikof
BU YAKA
Rengin Soysal - 22.05.2012
Gördüğüne inanmayıp, görmediğine inanma çağı
SOLAÇIK
Melih Altınok - 22.05.2012
Yarın darbe olsa
DAR KAPI
Kurtuluş Tayiz - 22.05.2012
Uludere soruşturması siyasi blokaj altında
TELESİYEJ
Telesiyej - 22.05.2012
Elif Şafak, okurunu kredi kartına ve tüketime teşvik ediyor!
AĞLARIN İÇİNDEN
Fatih Uraz - 22.05.2012
Kahramanlıktan sıfıra, sıfırdan kahramanlığa
-
Ferhat Uludere - 22.05.2012
Tiyatroyu ve eleştirmenleri eleştirmek
BENİM TARAFIM
Barbaros Altuğ - 22.05.2012
Altın gümüş pırlanta...
-
Akın Özçer - 22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
KÖR SAATÇİ
Ali Fikri Işık - 22.05.2012
Keskûsorûzer! *
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Güneş Dil Teorisi’nin icadı" başlıklı köşe yazısı
22.05.2012 12:16:49