1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 08 Şubat 2012 Çarşamba 19:08
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 17.08.2008
Ayşe Hür
İran’la opera diplomasisi
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi Ayşe Hür - İran’la opera diplomasisi
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İran Devlet Başkanı Ahmedinecad’ın bir günlük ‘çalışma ziyareti’ bir başka geziyi hatırlattı. 7 Kasım 1932 tarihli Evening Standard adlı İngiliz gazetesinde “Bu sene İran Şahı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Türkiye’ye resmî bir ziyaret yapacağı, birkaç kere ileri sürüldü. Diktatörlerin Van şehrinde görüşeceklerine dair bugün yayınlanan haberin doğruluk payı fazladır. Belki de iki devlet başkanı isyancı Kürtler’e karşı ortak bir siyaset izlemeye karar vermişlerdir” şeklinde bir haber çıkmıştı. Gazete haklıydı. Gerçekten de, 1932’de imzalanan bir dizi anlaşma ile İran sınırı yeniden çizilmiş, sınır güvenliği arttırılmış, 1926-1930 arasındaki Ağrı Kürt İsyanları sırasında bozulan ilişkiler onarılmıştı. Aynı yıl Şah’ın tanışma isteği Mustafa Kemal’e iletildiğinde, Gazi, Tahran Büyükelçisi aracılığıyla kendisinin de Şah ile tanışmak istediğini, ancak o sıralarda seyahat etme imkânı olmadığını söylemişti.

‘ŞENLİK DÖNEMİ’ BAŞLIYOR • Şah kendini şu samimi itirafı ile davet ettirecekti: “Sabırlı bir adam olduğum malumdur. Fakat iki şeyde sabrım kalmamıştır. Biri Avrupa’daki oğlumu görmek, diğeri dostum sevgili Gazi Hazretleri ile buluşmak ve tanışmak. Bunun için kararım on sekiz ay kadar sonra yani gelecek yaz doğruca Ankara’ya giderek evvela Türkiye Reisicumhuru Gazi Hazretleri’ne resmî ziyaret yapmak, ondan sonra hususi bir şekilde İsviçre’deki oğlumu görmektir. Başka hiçbir ecnebi devlete resmî ziyaret yapacak değilim.” 1928’te ağırladığımız Afgan Kralı Emanullah Han ve 1931’de ağırladığımız Irak Kralı Faysal’dan sonra Türkiye’nin İslam dünyasından gelen üçüncü misafiri olan Rıza Şah Pehlevi’nin, 16 Haziran 1934’te başlayan 27 günlük gezisi, Türkiye-İran ilişkilerinde sıcak bir dönemi başlatacaktı. Aslında bu vesile ile 19. yüzyıldan Humeyni döneminin sonuna kadarki gelişmeleri kapsayan bir yazı hazırlamıştım. Ancak yazı işlerinden ikinci sayfayı alamadığım için güncel bağlantıları olan bu geziyi anlatmakla yetinmek zorunda kaldım. İleride diğer konulara dönmeyi umut ediyorum.

Şah’ın geçeceği her ilde büyük tezahüratlarla karşılanacağı tüm yurda duyurulmuş, yerel yöneticilere bu konuda seferber olmaları emredilmiş, Şah’ın geçeceği güzergâhtaki merkezler, yollar ve binalar elden geçirilmiş, şehirler taklarla süslenmişti.

Rıza Şah Pehlevi ve heyeti, 10 Haziran 1934’te Gürcübulak sınır kapısından Türkiye’ye girerken, onları 3. Ordu Müfettişi 1. Ferik Ali Sait Paşa, Kolordu Kumandanı Kemal (Doğan) Paşa, Beyazıt Valisi İmadettin Bey, Cumhurbaşkanlığı Yaveri Cevdet Bey, Hariciye Vekâleti 3. Daire Şefi Kemal Köprülü) Bey’den oluşan heyet karşılamıştı. Şah ilk olarak Türk askerini teftiş etti. Hazırlanan otağda bir süre dinlendikten sonra Türk askerini ikinci kez teftiş etti. Daha sonra Iğdır’a doğru otomobille hareket edildi. Kars, Erzurum, Gümüşhane üzerinden 14 haziranda Trabzon’a ulaşıldı. Aynı gün Türkiye Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) Bey tarafından Maçka’da karşılanan Şah, iki firkateynin eşlik ettiği Yavuz zırhlısıyla Samsun’a geçti. Buradan trenle Ankara’ya hareket edildi. Şah geçtiği her il ve ilçede büyük bir sevgi gösterisi ve merasimlerle karşılanıyordu.

ANKARA GARI’NDA KARŞILAMA • 16 haziran saat 14.20’de Ankara Garı’na ulaşan Şah ve heyetine burada da büyük bir karşılama töreni yapıldı. İstasyona önce İsmet Paşa, sonra Meclis Başkanı Kazım Paşa ve tam Şah’ın trenden inmek üzere olduğu dakikalarda geniş mahiyetiyle Mustafa Kemal gelmişti. Şah ve Mustafa Kemal uzun uzun tokalaştıktan sonra mülki ve askerî erkan birbirine takdim edilmişti. Törenden sonra Mustafa Kemal ve Rıza Şah aynı otomobille Şah’ın konaklayacağı Halkevi binasına gitmişlerdi. Rıza Şah için özenle hazırlanan Ankara, uzun zamandan beri ilk defa tamamıyla aydınlatılmaktaydı. O gece Çankaya’da yemek yendi, nutuk teatisi yapıldı. Ertesi gün Orduevi’nde Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın çay ziyafetine katılındı. Rıza Şah aynı gün İran Elçiliği’nde Gazi’nin şerefine bir akşam yemeği verdi. Burada Mustafa Kemal Şah’a bir sürpriz yaparak İsviçre’deki oğlu ile telefonda görüşmelerini sağladı ve Şah’ı çok duygulandırdı. Ertesi günlerde bu önemli konuğa, neredeyse Ankara’daki bütün kurumlar teker teker gezdirildi. Meclis, Atatürk Orman Çiftliği, Kırıkkale’deki fabrikalar, İsmet Paşa Kız Lisesi, Çubuk Barajı, Yüksek Ziraat Enstitüsü, Gazi Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü, Numune Hastanesi, Hilal-i Ahmer ve Himaye-i Etfal cemiyetleri gibi pek çok kurum yeni Türkiye vitrininin birer parçaları olarak Şah’a gururla sunuldu. Bütün bu geziler sırasında Şah’a Mustafa Kemal bizzat eşlik ediyordu. Şah Türkçe bildiğinden Mustafa Kemal’le Türkçe anlaşıyorlardı. Ama yaşam tarzları birbirine pek benzemiyordu. Şah Rıza, daha ilk günden, erkenden yatmaya giderken, Mustafa Kemal gecenin geç saatlerine kadar ayaktaydı. Buna rağmen Mustafa Kemal mümkün olduğunca Şah’a eşlik ediyordu. Anlaşılan gezinin Şah üzerindeki etkisini arttırmak istiyordu.

OPERA GECESİ • Gezinin en önemli olayı Şah’ın Ankara’ya gelişinden üç gün sonra yaşandı. Bu, 19 Haziran 1934 Salı günü saat 16.00’da, bugün Resim ve Heykel Müzesi olan, o zamanki Ankara Halkevi sahnesinde Şah’ın şerefine bestelenen ‘ilk milli Türk operası’ Öz Soy’un temsiliydi. Eseri Cumhurbaşkanlığı Bandosu ve İstanbul Konservatuarı Yaylı Çalgılar Orkestrası’nın bir araya getirilmesinden oluşan bir orkestra seslendirmiş, koro ise ortaokul ve liselerden derlenmiş yetenekli öğrencilerden oluşturulmuştu. Önemli rolleri İstanbul Konservatuarı ve Gazi Terbiye Enstitüsü’nün yetiştirdiği sanatçılar üstlenmişti. Birinci perdenin müziklerinde Alman bestecisi Wagner’in tarzını anımsatan mistisizmden, ikinci ve üçüncü perdeler ise Anadolu ezgilerinden taşıyordu. Sonunda arzu edilen etki yaratılmış olmalıydı ki, 20 haziranda yapılan Genelkurmay ziyareti sırasında Şah Mareşal Fevzi Çakmak’a “Sizi her iki ordunun da Genelkurmay Başkanı olarak görmeyi arzu ediyorum” diyecek, Mustafa Kemal ise Öz Soy operasına atıfla şöyle karşılık verecekti: “Türkler ve İranlılar öz kardeştirler, yeniden biraraya gelmelidirler!”

MUSSOLİNİ’YE CEVAP • Ertesi gün Şah ve heyeti Mustafa Kemal’le beraber trenle İzmir’e gitmek üzere yola çıktılar.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Atatürk kendi medyasını kurdu
  İtişmek bizim prensibimiz değil
  Eleştiriler canını sıktı
  Lavrov: Esad söz verdi şiddet bitecek
  Baros’a 3, Quaresma’ya 2 maç ceza geldi
  Ferhat’ın sözleşmesi üç yıl uzatıldı
  2011 yılın en iyileri onlar
  Samsunspor bu sefer ucuz atlattı
  Potada derbi heyecanı bu gece
  Anonymous Esad’a sızdı
  Orlando uzatmada mağlup oldu
  Kendine Müslüman diyen firavunlar
  Kobe Bryant, O’Neal’ı geçti
  “Nuri’nin geleceği yok”
  “Elektronik gol” aleti deneniyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 08.02.2012
Ortadoğu
YA DA
Yasemin Çongar - 08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel - 08.02.2012
Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 08.02.2012
-
AÇILIM
Emre Uslu - 08.02.2012
-
MEO VOTO
Mithat Sancar - 08.02.2012
AKP: Hangi tarz-ı siyaset
SOLDUYU
Roni Margulies - 08.02.2012
Yehova ve Enkidu
TELESİYEJ
Telesiyej - 08.02.2012
Kapalı kapılar ardında konuşmayın sakın ve yaşasın tam demokratik Türk aileleri!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 08.02.2012
Hiç play-off’a girenle girmeyen bir olur mu!
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 08.02.2012
Piyasalar hâlâ ‘Ocak’ havasında
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 08.02.2012
Ali Artun’un Sanat Tarihi başöğretmeni olarak portresi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 08.02.2012
Sürecin asıl kaybedeni Bursaspor ve Anadolu futboludur!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 08.02.2012
Biip RTÜK!..
İMZA
Kerem Altan - 08.02.2012
Etkisiz tepki
ŞARZÖR
Ayça Şen - 08.02.2012
Tin ve tiner işleri
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "İran’la opera diplomasisi" başlıklı köşe yazısı
08.02.2012 19:08:44