1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 09 Şubat 2012 Perşembe 01:58
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 28.12.2008
Ayşe Hür
İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları Ayşe Hür - İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin
MÜTAREKE SONRASI . Geçen hafta 1915 Tehciri’ne kadar gelmiştik. Tehcir sürecini bir başka zamana bırakıp, devam edelim. 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti’nin teslimiyet belgesi olan Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından iki gün sonra bir Alman gemisi ile ‘suç mahallini’ terk eden Enver, Talat ve Cemal paşalar hesap vermekten kurtulmuş görünüyorlardı ancak, 13 Kasım’da İstanbul’u gayrı resmî olarak işgal eden İtilaf Devletleri’nin ilk işinin Birinci Dünya Savaşı ve 1915 Tehciri suçlularını mahkemeye çıkarmak olacağını anlayan daha alt düzeydeki kadroların durumu zordu. Ne var ki, Mütareke’den önce bizzat Talat Paşa’nın girişimiyle kabineyi kuran Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’nın savaş ve tehcir suçlarını soruşturmaya niyeti olmadığı çabuk anlaşıldı.

GAYRI MEŞRU MU? .
Enver, Talat ve Cemal paşaların kaçışlarına da yardım ettiği sanılan Ahmet İzzet Paşa, İttihatçılar hakkında soruşturma açılmasını engellemeye çalıştı, bazı evrakları imha etti, aranan bazı sanıkların İstanbul’dan çıkmasına yardım etti. Tepkiler üzerine Ahmet İzzet Paşa kabinesi istifa etti ve 11 Kasım 1918’de Tevfik Paşa kabinesi kuruldu. Hürriyet ve İtilaf etrafında toplanan muhalifler ve İtilaf Devletleri yargılamalar için yeni hükümeti de sıkıştırmaya başladılar. Ardından başlayan bir buçuk yıllık yargılama süreci, hiçbir tarafı memnun etmeden sona erdi. Bu haftanın konusu, İtilaf Devletleri, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ve Damat Ferit Paşa gibi, şaibeli ve ‘gayrı milli’ unsurların güçlü etkisi yüzünden, resmî tarihçiler tarafından ‘gayrı meşru’ ilan edilen İstanbul yargılamaları.

* * *  

1915 Tehciri’nden sonra, Britanya Başbakanı Lloyd George şu itirafta bulunmuştu: “Ermenistan bizim kurduğumuz zafer sunağında kurban edildi... Zavallı Ermeniler bir kez daha eski efendilerinin ökçesi altında kaldılar... Türklerin kötü yönetim sicilinde bile eşi bulunmayan bu vahşet eylemiyle Ermeni nüfusu sayıca bir milyon azaltıldı. Bu tecavüzlerin gerçekleşmesindeki payımızı göz önünde tutuyor, elimize geçecek ilk fırsatta yaptığımız hatayı düzeltmek için ahlaki bir sorumluluk taşıyorduk.” (War Memoirs of Lloyd George, London: Ivor Nicholson & Watson, 1933, c.2, s.811)

ABD’de ise, daha tehcir sırasında ciddi bir kamuoyu hassasiyeti vardı. Sadece The New York Times gazetesi tehcirle ilgili 194 makale yayınlamıştı. Bunların yüzde 70’i ilk dört sayfada yer almıştı. (The Armenian Genocide. News Accounts from the American Press: 1915-1922, Yay. Haz. Richard D. Kloian, Berkeley: ACC Books, 1985.) İstanbul’dan 1916 kışında ayrılan eski İstanbul Büyükelçisi Henry Morgenthau, İstanbul’dan Washington’a yolladığı ‘mahrem’ ve ‘gizli’ raporları kaydettiği günlüğünü 1918’de kitap halinde yayınlanınca bu hassasiyet katlanarak arttı. Halbuki Morgenthau, İstanbul’da iken, ABD hükümetine ve Protestan misyonerlerine, Osmanlı Devleti’ne Ermeni Tehciri konusunda baskı yapmamasını tavsiye etmişti. Gerekçesi, 1896’da benzer baskıların Abdülhamit’i, Ermenilere karşı sertleştirmesiydi. (Henry Morgenthau, Ambassador Morgenthau’s Story, New York: Doubleday, 1918, s. 301-325.)

20 bin Protestan ve Katolik kilisesi, 40 vali, bir Kardinal, 85 piskopos ve Harvard, Chicago, Princeton, Michigan gibi Amerikan’ın en prestijli üniversitelerinin içinde bulunduğu 250 kurumun rektörü, Osmanlı Devleti’nde büyükelçilik yapmış Oscar Straus, Henry Morgenthau ve Abram Elkus gibi isimlerin de dahil olduğu bir sivil toplum hareketinin önderliğinde Ermeniler için düzenlenen bir bağış kampanyasında 115 milyon dolar toplanmıştı ki bu dönemi için son derece büyük bir paraydı., (The Lausanne Treaty, Turkey and Armenia, New York, 1926, s. 204.).  

BEŞİNCİ ŞUBE KOMİSYONU


Başını Britanya ve ABD’nin çektiği uluslararası baskılar çok ağırdı ama, içerden gelen baskılar da ciddiydi. Peyam-ı Sabah, Hadisat, İleri, Alemdar, Yeni İstanbul, İkdam ve Zaman gibi İttihatçı karşıtı gazetelerin yürüttüğü kampanyalar ve Mütareke’den kısa süre önce, 10 Ekim 1918’de tekrar açılan Meclis-i Mebusan’ın ilk oturumlarından birinde, İttihatçı kökenli Trabzon Mebusu Mehmet Hafız Bey’in, savaş ve tehcir sırasında yaşanan cinayet ve katliamların soruşturulması talep etmesiyle başlayan ateşli tartışmalar Meclis’in kapandığı 21 Aralık 1918’e kadar sürmüş ve sonunda ‘savaş ve tehcir suçlarını kovuşturmak’ için Meclis bünyesinde bir komisyon kurulmasına karar verilmişti. ‘Beşinci Şube Komisyonu' adıyla anılan bu komisyonu ‘Suiistimalleri, Hesapları ve Seyyiatı Tetkik Komisyonu’ (başkanından dolayı ‘Mazhar Komisyonu’ diye anılacaktı) izledi. (5. Şube soruşturma tutanaklarının yeniden basımı için: Osman Selim Kocahanoğlu, İttihat ve Terakki'nin Sorgulanması ve Yargılanması, Temel Yayınları, 1998. ‘Mazhar Komisyonu’ raporları ise ortada yok. Tahminlere göre ATASE arşivlerinde saklanıyor.)

O güne dek pek sesi çıkmayan Padişah Vahdettin, 24 Kasım 1918 tarihli Daily Mail gazetesine verdiği mülakatta, ‘bazı siyasi komiteler tarafından Ermeniler hakkında icra edilen muamele’nin nihayet soruşturulmaya başlamasından duyduğu sevinci belirtiyordu.  

HÜRRİYET VE İTİLAFÇILAR SAHNEDE


İttihatçıların 23 Ocak 1913’teki Babıâli Baskını’ndan sonra dağılan Hürriyet ve İtilaf Fırkası, bu ortamdan cesaretlenip, 14 Ocak 1919’da ikinci kez kuruluş toplantısı yaptı ve İttihatçılara karşı cephenin liderliğine soyundu. Tehcir sırasında Diyarbakır Valisi olan Dr. Reşit’in 25 Ocak’ta hapisten kaçması üzerine muhalefet yargılamaların başlaması için hükümeti sıkıştırmaya başladı. Baskılar sonuç verdi ve Ocak ayı sonu itibariyle 112 zanlı dönemin ünlü hapishanesi Bekir Ağa Koğuşu’na konuldu.

Beşinci Şube tarafından yürütülen soruşturmalar sonunda, ‘1 milyon Ermeni ile 550 bin Rum’un öldürüldüğü, gayri Müslim azınlıklardan oluşturulan Amele Taburları’nda ise 250 bin kişi açlık ve yoksulluktan öldüğü’ gerekçesiyle, savaş ve tehcir suçlularının Divan-ı Harb-i Örfîlerde yargılanmasına 5 Şubat 1919’da başlandı. Ertesi gün, 25 Ocak’ta hapishaneden kaçmış olan Dr. Reşit Bey, yakalanacağını görünce intihar etti.

‘NEMRUT MUSTAFA DİVANI’


Sadece İstanbul’da üç tane Divan-ı Harp vardı. Ayrıca başka illerde de mahkemeler kurulmuştu. Mahkemelerin başındaki Mustafa Nazım Paşa’nın Kürt asıllı olduğunu ve verdiği kararların haksız olduğunu ima etmek için resmî tarihçiler tarafından ‘Kürt Nemrut Mustafa Divanı’ diye adlandırılan bu mahkemelerde, mahkeme heyetlerini oluşturan yedi sivilden üçü Hıristiyan’dı.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Berlin Kaplanı gişede kükredi
  Yıllarca bu sergi için çalışmıştı
  Nâzım’ın mektupları özel kutu içinde
  Bakan Günay, Cem Karaca’yı unutmadı
  Kings of Convenience nisanda İstanbul’da
  Taylor’un koleksiyonuna servet
  Joyce kitabı tartışma yarattı
  En sert ve komik edebiyat eleştirisi
  Gizem’i okuldan attılar
  ASELSAN’da deliller karartılmış
  Merkez’in anketinde dolar beklentisi 1.76
  Mayın davasında asker annesinin feryadı
  Akbank bin kişiyi işe alacak
  Baydemir’den Arınç’a: 2013 surların yılı olsun
  Mardin'de KCK'dan dört tutuklama

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 09.02.2012
Devlette savaş
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 09.02.2012
Evetler, hayırlar
NEDEN OLMASIN
Nabi Yağcı - 09.02.2012
‘Medeniyet dili’
SINIR YAZILARI
Cihan Aktaş - 09.02.2012
Ekmek, gül ve ‘acı’ vatan
SİVİLAY ABLA
Dr. Sivilay Genç - 09.02.2012
Samanyolu TV günahı
YÜZLEŞME
Orhan Miroğlu - 09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
YENİ AVRUPA
Sezin Öney - 09.02.2012
Görünmez saraylar
TRAPEZ
Mehmet Güreli - 09.02.2012
Primo Levi’nin dönüşü...
ARAYIŞ
Erol Katırcıoğlu - 09.02.2012
Medya ve özgürlükler
TELESİYEJ
Telesiyej - 09.02.2012
‘Kurt Kanunu’ ve önce karakterlerinden sorumludur bir dizi!
-
Gülengül Altınsay - 09.02.2012
Unutmadık unutmayacağız
ZAMANIN RUHU
Gökhan Karabulut - 09.02.2012
O masada başbakan olmak: Papademos
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "İstanbul Divan-ı Harb-i Örfî Yargılamaları" başlıklı köşe yazısı
09.02.2012 01:58:27