1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Reklam | Künye | İşbirliği | Abone Destek | Yatırımcı İlişkileri | İletişim 08 Şubat 2012 Çarşamba 20:04
Haber Ara :
Taraf Gazetesi
Anasayfa Ekonomi Politika Güncel Dünya Spor Yaşam Bilim ve Teknoloji Kültür ve Sanat Eğitim E-Gazete Yazı Dizisi Her Taraf Yazarlar  
Ayşe Hür TARİH DEFTERİ 02.12.2007
Ayşe Hür
Kadınlar mebus olmak istiyor!
Yazdır
Yazıyı Paylaş:
Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor! Ayşe Hür - Kadınlar mebus olmak istiyor!
Ayşe Hür köşe yazılarını web sitenize ekleyin

İlk imzasız kadın mektubunun 28 Haziran 1868 tarihli Terakki gazetesinde boy göstermesiyle başlatabileceğimiz ‘Osmanlı kadın hareketi’ sadece Türk kadınlarının mücadelesi değildi. Hareketin içinde Kürt ve Ermeni kadınlarının da önemli rolü vardı. Çoğu dönemin önemli erkeklerinin kızları, karıları, kardeşleri olan bu öncü kadınlar, ‘özel alan/kamusal alan’, ‘annelik-eşlik/vatandaşlık-siyaset’ seçenekleri arasında bir seçim yapmaya zorlandılar ama her ikisini birden yapmaya çalıştılar. ‘Kadınlık mefkuresi’ nin şekillenmeye başladığı bu dönemin tecrübeleri Cumhuriyet dönemi kadın hareketinin üzerinde yükseldiği zemin oldu.

Ancak, ne Mustafa Kemal, ne Birinci Meclis’in muhalif kanadını oluşturan İkinci Grup, ne Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF, 1931’den sonra ‘parti’ adını aldı) ne 17 Kasım 1925’te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası programlarında ‘kadın meselesi’ yer almadı. Adını andığımız aktörlerin tümü, kadına ve aileye, sağlık ve nüfus politikaları açısından yaklaşılıyordu. Yani Cumhuriyet rejimi, aynen selefi gibi kadınları toplum kurucusu yetkin bireyler, siyasi failler olarak değil, ‘vatana asker ve hayırlı evlat yetiştiren anneler’ olarak tanımlıyordu.  

Dahası, resmi ideoloji 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin ‘dünya kadınlarından çok önce verilmiş bir lütuf’ olduğu söylemini zihinlere iyice kazıdı. Evet, kadınlarına seçme ve seçilme hakkı, Japonya ve Fransa’da 1945’te, İsviçre’de 1971’de verilmişti ama Yeni Zelanda’da 1894’te, Avustralya’da 1902’de, Finlandiya’da 1906’da, Norveç’te 1913’te, Rusya’da 1917’de, ABD’de 1920’de, Britanya’da 1928’de verilmişti. Yani Türkiye bu konuda ne geç ne de erken bir örnekti. Kararın ‘lütuf’ olup olmadığı konusuna gelince, bunun cevabını aşağıda vermeye çalışacağız.


KADINLAR HALK FIRKASI
1 Nisan 1923’te Cumhuriyet’in kurucu meclisi seçime gitme kararı verdiğinde, Nezihe Muhiddin önderliğindeki 10 kadar hanım siyasi haklar için mücadeleye başladılar, Haziran ayında ise Mustafa Kemal’in kurduğu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kadınlar kolunu oluşturmak üzere Mustafa Kemal’e başvurdular. Bu arada, cüretkar bir adım attılar: 15 Haziran 1923’te ‘Kadınlar Halk Fırkası’ ‘(KHF) adıyla bir partinin kuruluş beyannamesini İçişleri Bakanlığı’na sundular. Olay basında ‘kadınlar mebus olmak istiyor”, ‘tek gayeleri mebus olmak’ şeklinde yer aldı. Bazıları da fırkanın gizli bir maksadı olduğunu söylüyorlardı. İstanbul Valisi Ali Haydar Bey, partinin kuruluş beyannamesini ve programını henüz okumadığını ama bu gibi işlerin ‘eğitim meselesi olduğunu, kadını yükselmesinin erkeklerle birlikte olacağına inandığını’ söyledi ama arkasını getirmedi. İçişleri Bakanlığı tam sekiz ay süren sessizlik döneminden sonra, hükümetin ‘bazı düşünceler’ nedeni ile KHF’nin kuruluşuna izin vermediğini tebliğ etmişti. Bu ‘bazı düşünceler’in ne olduğu hiçbir zaman öğrenilemedi. Ancak kuruculardan Nezihe Muhiddin, nizamnamede siyasi hakları ima eden 2. kadınların belediye seçimlerinde aday olmasını öneren 3. madde ile ‘kadınların savaş halinde askerlik görevi yapmasını’ öneren 8. maddesinin çok ‘taşkın’ bulunduğunu duymuştu. KHF kurucuları partinin başına Ali Fethi Bey’i getirerek tekrar başvurdularsa da Ankara’nın cevabı yine ‘hayır’ oldu. Bu sefer de kuruluş faaliyetleri süren Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) yüzünden ‘halk fırkası’ adının bir kadın kuruluşu tarafından kullanılması ‘bölücü’ bulunmuştu!


TAŞKIN MADDELER
Ama Nezihe Muhiddin ve arkadaşları yılmadılar, ‘taşkın’ maddeleri değiştirerek 7 Şubat 1924’te Kadın Birliği adlı örgütü  kurdular. Mustafa Kemal’in o sırada boşandığı Latife Hanım da derneğe desteğini bildirmişti. Nizamnamenin 3. maddesinde “Birliğin siyasetle alakası yoktur’ denmesine bakılırsa, bir önceki tecrübeden fazlasıyla ders almışlardı. Nitekim dernek kimsesiz çocuklara, fakir kadınlara yardım etmekle, onlara aş ve iş sağlamakla, yerli malını özendirmekle uğraşıyordu. Yine de kadınların seçme ve seçilme hakkının olmadığı 1923 seçimlerinde Halide Edib’i ve Nezihe Muhiddin'i özellikle aday gösterdiler ama Halide Hanım böyle bir girişimden haberdar olmadığını söyleyerek derneği yalnız bıraktı. Derneğin camilerde kadın konferansları düzenlenmek için Diyanet'e yaptığı başvuru da reddedilmişti. Rejimin ‘kadın hakları bakanı’ rolünü üstlenen Cumhuriyet gazetesi başyazarı Yunus Nadi (Abalıoğlu), kendi deyimiyle bu ‘asabi’ tabiatlı ‘cinsi latifler’ in, ‘kırmızı boyalı dudaklarıyla tatlı ve şuh tebessümlerini seyretmenin hoş bir eğlence olduğunu ifade ediyor’ ama siyasi haklara geçit vermiyordu.


OTO SANSÜR
13 Şubat 1925’te Şeyh Said İsyanı kadınların siyasi taleplerine kulak tıkamak için yeni bir bahane oldu. Yarı resmi Cumhuriyet gazetesi ‘Türkiye’nin hayatında çok mühim meseleler mevcut olduğu bir zamanda hanımlarımızın mebusluk propagandası veya reklamı ile meşgul olmaları pek ciddiyetsiz’ diye yazıyordu. İsyan bahanesi ile tüm özgürlükleri rafa kaldıran Takrir-i Sükun Kanunu’ndan sonra feminist kadınlar ciddi bir ‘oto sansür” uyguladılar, adlarını Türk Kadınlar Birliği yaptılar ama yine rejimin gözüne giremediler.

1927’de seçimlere CHF listelerinden katılmak için kampanya başlatan TKB’nin teklifi erkekler kulübü CHF tarafından kabul edilmedi. Birlik bunun üzerine seçime erkek aday ile katılma kararı aldı. Ancak kendini ‘feminist erkek’ diye tanıtmaktan çekinmeyen ve seçimler için bıyıklarını bile kestiren Kenan Bey alaylara tahammül edemeyince adaysız kaldılar.


ASKERLİK YAPARIZ
21 Haziran 1927 günü Askerlik Kanunu üzerine görüşmelerde Hakkı Tarık (Us) Bey kadınların seçimlere katılma hareketine değinince, söz alan Recep Peker ‘kadınlar Türk vatanıyla bu denli ilgili iseler önce askerlik yapsınlar’ dedi.

Yazının devamını okumak için tıklayın.

 

Diğer Ayşe Hür Makaleleri:
  1. Kemalist Sureler: Andımız ve Gençliğe Hitabe - 05.02.2012
  2. Türkiye’nin Cezayir konusunda alnı ak mı - 29.01.2012
  3. Cumhuriyet’in ‘azınlık raporu’ - 22.01.2012
  4. Halide Edip ve Ermeni yetimleri - 15.01.2012
  5. Hamza Grubu’ndan MAH ve MİT’e - 08.01.2012
  6. Noel Baba’ya karşı Geyikli Baba - 01.01.2012
  7. Nisan 1915’te Van’da neler oldu? - 25.12.2011
  8. Franz Werfel ve ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ - 18.12.2011
  9. Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen - 11.12.2011
  10. Kimyasal silahların kısa tarihçesi - 04.12.2011
  11. Özür literatüründe Almanya ve Japonya örneği - 27.11.2011
  12. 150. Yıldönümünde Abdülmecid - 20.11.2011
  13. Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni - 13.11.2011
  14. Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler - 06.11.2011
  15. Göçük altında Cumhuriyet Bayramı - 30.10.2011
 Tüm makaleleri >>

 
 
Haberler:
  Atatürk kendi medyasını kurdu
  İtişmek bizim prensibimiz değil
  Eleştiriler canını sıktı
  Lavrov: Esad söz verdi şiddet bitecek
  Baros’a 3, Quaresma’ya 2 maç ceza geldi
  Ferhat’ın sözleşmesi üç yıl uzatıldı
  2011 yılın en iyileri onlar
  Samsunspor bu sefer ucuz atlattı
  Potada derbi heyecanı bu gece
  Anonymous Esad’a sızdı
  Orlando uzatmada mağlup oldu
  Kendine Müslüman diyen firavunlar
  Kobe Bryant, O’Neal’ı geçti
  “Nuri’nin geleceği yok”
  “Elektronik gol” aleti deneniyor

 BUGÜNKÜ YAZARLAR
KUM SAATİ
Ahmet Altan - 08.02.2012
Ortadoğu
YA DA
Yasemin Çongar - 08.02.2012
Suriye’de Rus planı ve askerî seçenek
PAZARTESİ KONUŞMALARI
Neşe Düzel - 08.02.2012
Taha Akyol: Amaç, muhalefetsiz bir rejim kurmak
OKUMA NOTLARI
Halil Berktay - 08.02.2012
En samimiyetsiz iddia : ‘yersiz’ ve ‘zamansız’
BAKIŞ ACISI
Lale Kemal - 08.02.2012
-
AÇILIM
Emre Uslu - 08.02.2012
-
MEO VOTO
Mithat Sancar - 08.02.2012
AKP: Hangi tarz-ı siyaset
SOLDUYU
Roni Margulies - 08.02.2012
Yehova ve Enkidu
TELESİYEJ
Telesiyej - 08.02.2012
Kapalı kapılar ardında konuşmayın sakın ve yaşasın tam demokratik Türk aileleri!
GÜNDEM DIŞI
Bülent Şirin - 08.02.2012
Hiç play-off’a girenle girmeyen bir olur mu!
DÜNYA PİYASALARI
Abdullah Karatash - 08.02.2012
Piyasalar hâlâ ‘Ocak’ havasında
PARALEL HAYATLAR
Levent Yılmaz - 08.02.2012
Ali Artun’un Sanat Tarihi başöğretmeni olarak portresi
HÜR VE HESAPSIZ
Sedat Tunalı - 08.02.2012
Sürecin asıl kaybedeni Bursaspor ve Anadolu futboludur!
CADININ BOHÇASI
Esmeray - 08.02.2012
Biip RTÜK!..
İMZA
Kerem Altan - 08.02.2012
Etkisiz tepki
ŞARZÖR
Ayça Şen - 08.02.2012
Tin ve tiner işleri
Anasayfa | Ekonomi | Politika | Güncel | Dünya | Spor | Sağlık | Yaşam | Bilim ve Teknoloji | Kültür ve Sanat | Eğitim | Yazı Dizisi | Her Taraf | Yazarlar
Reklam | Yazarlar | Künye | Haberler RSS | Yazarlar RSS | E-Gazete

Ayşe Hür - "Kadınlar mebus olmak istiyor!" başlıklı köşe yazısı
08.02.2012 20:04:09